🎱 Notre Dame In Kamburu Roman Tahlili
Bu anlamda yenilikçi ve başkaldıran bir akımdır romantizm. Daha sonra kendisine yöneltilen eleştiriler bir yana saygı duyulması gereken bir akımdır romantizm. Victor Hugo romantizmi kurdu ve ardından “Notre Dame’ın Kamburu”nu yazdı yani edebiyat tarihinin en önemli eserlerinden birini. MİMARLIK.
438sayfa ·. Tahmini okuma süresi: 12 sa. 25 dk. Adı. Notre Dame'ın Kamburu. Yazar. Victor Hugo. Basım. TürkçeTürkiye · Darlion Yayınevi · Kasım 2019 · Karton kapak · 9786052237052. Tür.
Notre Dame’ın Kamburu. Bugün öyle güzel bir kitapla geldik ki karşınıza, okurken âşık olacaksınız. Bitmesin bu eser tanrım diyeceksiniz. Ciltler sürsün, Paris’in bir sokağından diğer sokağına gezmeye devam edelim. Esmeralda’ya Quasimodo’ya yarenlik etme fırsatından bizi alıkoyma tanrım diye dua edeceksiniz
notre dame ın kamburu özeti 1831'de yayımlanan Notre-Dame de Paris -roman kişilerinden biri öylesine etkili oldu ki- "Notre-Dame'ın Kamburu" adıyla tanındı. Hugo, bu romanda insanların yaşamında "kader"in egemenliğini göstermek istemiştir.
NotreDame'ın Kamburu (orijinal ismi: Notre Dame de Paris), Victor Hugo'nun 1831 yılında yayınlanan ve Fransa’da krallık döneminin karanlık günlerinden kesitler sunan romanıdır. Romanın tamamlanması yaklaşık 6 ay sürmüştür.
50 out of 5 stars. Quasimodo Lives (Again) Verified purchase. I fell in love with the music in this animated Disney film. I am a big fan of Victor Hugo. For my Christmas presents to my friends this year, I did a study of The Hunchback of Notre Dame as a book, as a Disney animated movie, as a stage musical on its way to Broadway.
Notre Dame onun evidir. O da Notre Dame’ın Kamburu Bana göre yazar, Notre Dame’ın Kamburu başlığında hem Quasimodo’dan bahsediyor hem de din adamlarının yaptığı yanlışların, karanlık dönemin kilisenin sırtına yüklediği yükler ile kamburlaşmasını, kötüleştirmesini anlatıyor.
Harry Potter, Notre Dame’ın Kamburu ve Da Vinci Şifresi gibi romanlarda adı geçen Nicolas Flamel’in, hangisini bulduğu söylenmektedir? genel kültür ve bilgi sorusunun cevabını BulmacaBulmaca.com web sitemizde bulabilirsiniz.
NotreDame'ın Kamburu (9789751021021) Notre-Dame'ın Kamburu. Yazar : Victor Hugo. Tedarikçi : İnkılap Kitabevi. Sepetteki Son Fiyat.
VictorHugo, olayları ince ince ördüğü Notre-Dame’ın Kamburu adlı ünlü eserinde, insan hayatında kaderin yerini sorgulamış, muhteşem bir roman
Bir Disney filmi olmasına rağmen Notre Dame’ın Kamburu (1966), zor bir işleyişi olan karanlık bir hikayeye sahiptir. Noel Gecesi Kabusu filmindeki gibi “karanlık” bir sevinci ya da Kara Kazan filminin (en az bilinen Disney filmlerinden biridir) korkunç karanlık hikayesini kastetmiyoruz. Notre Dame’ın Kamburu filminin bunlarla
Aynı zamanda acı, keder ve hüzünde bu roman türünün konularındandır. Örneğin Sir Walter Scott’un tarihsel romanları, Jean-Jacques Rousseau’nun eserleri,Goethe’nin Genç Werther’in Acıları,Victor Hugo’nun Notre Dame’ın Kamburu gibi. Realistik
dTUM. Quasimodo” Paskalya’dan sonraki ilk pazara verilen addır aslında. XX. yüzyıl Paris’inde Notre-Dame Kilisesi’nin ön avlusundaki kerevete, kimsesiz bebekler bırakılırdı. Başrahip Frollo, böyle bir günde bulduğu sakat bebeği himayesine alır ve ona Quasimodo adını verir. Onu büyütür ve kilisenin zangocu yapar; ancak çanın sesi altın kalpli Quasimodo’nun giderek sağır olmasına yol açar. Ne var ki, Quasimodo’nun koruyucusu kabul edip büyük sevgi ve bağlılık duyarak büyüdüğü başrahip, karanlık iç dünyasına hapsolmuş, dizginleyemediği nefretinin pençesinde kıvranan biridir. Victor Hugo, olayları ince ince ördüğü Notre-Dame’ın Kamburu adlı ünlü eserinde, insan hayatında kaderin yerini sorgulamış, kaleme alındığından bu yana birçok sanat eserine, özellikle de filmlere esin kaynağı olan muhteşem bir roman çıkarmıştır ortaya. Notre-Dame’ın Kamburu aynı zamanda Paris kentinin romanıdır. Hugo, şehrin o dönemini tüm ayrıntılarıyla, Fransız dilinin tüm zenginliğini kullanarak aktarmış, Paris’in diğer karakterlerden rol çalmasına yol açmıştır. Türkiye'den 20 çağdaş fotoğrafçı Can Klasikleri’nin bu özel dizisi için 20 kitabın kapak fotoğrafını özgün yorumlarıyla hazırladı.
Notre Dame’nin Kamburu Victor Hugo tarafından yazılan en fazla okunmakta olan romandır. Kusurlarıyla dünyaya gelmiş olan bir bebeğin hayatı hakkında bilgiler veren ne gibi zorluklar çektiğini anlatan Dame’nin Kamburu Roman ÖzetiClaude Frollo adlı bir papaz kilisenin önünde bir bebek bulmuştur. Çok çirkin bir bebek olduğundan ona Frasızcada “eksik-tamamlanmamış” anlamına gelen Quasimodo ismini vermiştir. Herkesin görmek istemediği, kambur Quasimodo kendisine sahip çıkan Frollo’ya son derece bağlıdır. Quasimodo büyüyünce zangoçluk görevini üstlenmiştir. Kilisede çan çalan Quasimodo, bir süre sonra zilin sesi nedeniyle sağır olur. Esmeralda adında bir kızla tanışmasıyla Quasimodo’nun tüm yaşamı değişmiştir. Kız bir çingenedir. Aslında Esmeralda dünyaya bir çingene olarak gelmemiştir. Çingeneler onu küçükken kaçırmıştır ve yerine sakat bir çoçuğu bırakmışlardır. Bu çocuk ise Quasimodo’dur. Esmeralda genç ve güzel bir kızdır ve etrafında herkesi güzellipi ile büyüler. Papaz Frollo bile onu elde etmek için uğraşmaktadır. Birgün Frollo yolda Quasimodo ile beraber Esmeralda’ya saldırırlar. Frollo kaçar ve izini kaybettirir. Kimse onun bunu yaptığını düşünmez. Yanındaki suçsuz Quasimodo ise çarmıha gerilir ve kırbaçlanır. Herkes görüntüsünden dolayı ona lanet okurken, Esmeralda acıyarak Quasimodo’ya su verir. Kambur Quasimodo duygulanarak ağlamaya başlar. Frollo ise Esmeralda’yı elde etmek için iftiralara başvurur. Esmeralda aşık olduğu Yüzbaşı Phoebus ile buluştuğu bir sırada Frollo yüzbaşıyı bıçaklar. Herkes bunu Esmeralda’nın yaptığını düşünür ve işkencelerle itiraf ettirilir. Frollo kendisinin olmasını karşısında Esmeralda’ya kendisini kurtaracağını söyler. Esmeralda buna kızar ve onu kovar. Notre Dame Kilisesi’nin önünde idam edilecekken kambur Quasimodo tarafından kurtarılan Esmeralda, yine Frollo tarafından kızını kaçırdıkları için çingenelerden nefret eden Hemşire Gudule’nin hücresine öldürülmesi için kapatılır. Hemşire, Emsmeralda’yı intikam için öldürecekken onu kaçırılan kendi kızı olduğunu öğrenir. Onu kurtarmak istese de görevliler orada Esmeralda’yı asarlar. İdam anını kambur Quasimodo ve Frollo, Notre Dame’ın kalesinden izlerler. Frollo kahkaha koparır, Quasimodo ise her şeyin sorumlusu olarak gördüğü rahip Frollo’yu oradan aşağıya iterek KadrosuQuasimodo Sağır bir kamburdur. Efendisi Frolle onu büyütür. Toplumun dışında bir Geç bir çingene dansözüdür. Küçükken kaçırılmıştır. Olayla, ona beslenen tutkular ile Bilgili bir papazdır. Kambur Quasimodo’nun efendisidir. Esmeralda’ya tutkusu nedeniyle kötülüklere bulaşmıştır.
VİCTOR HUGO ROMAN ÖZETİ KİTABIN ADI SEFİLLER YAZARI VİCTOR HUGO YAYIM YERİ VE TARİHİ İSTANBUL 2000 YAYIMLAYAN YAYIN EVİ ENGİN YAYINCILIK YAZAR HAKKINDA BİLGİ Büyük Fransız Şair ve yazarı Victor Hugo, Fransa tarihinin en çalkantılı günlerinde, 1802’de geldi dünyaya. Babası, Napolyon ordusunda generaldi imparatorun parlak döneminde önemli görevlerde bulundu, bir çok dış ülkeye seyahat etti ve Madrit’te valilik yaptı. Anne ve babası arasındaki bitmek bilmeyen geçimsizlikler, yinelenen ayrılıklar nedeniyle, Hugo genellikle annesinden uzak kaldı ve babası ile yaşadı. İlkokula da İspanya’da başladı. Ancak, İspanyol aristokratlarının çocuklarını kabul eden bu okulda, sonradan soyluluk unvanı almış bir burjuva generalin oğlu olması, alay konusu edilerek dışlanmasına yol açtı. Yazarların ürünleri ile yaşam öyküleri arasında ilişki kurmak eğilimindeki araştırmacılar, İspanyol okulunda geçen günlerin, Hugo’nun aristokrasiye bir yandan hayranlık duyup bir yandan da nefret etmesi gibi gerilimli bir duyguya kapılarak liberal-demokratik ilkeleri seçmesinde büyük rol oynadığını iddia etmişlerdir.. Napolyon’un imparatorluktan düşmesi ile birlikte Hugo ailesi için zor günler başladı. Babası Paris’e döndü. Maddi sıkıntılar ve toplumsal çalkantılar içerisinde, eğitimini düzgün bir biçimde sürdüremedi Hugo, ama kendi kendine okumayı sürdürdü, hatta ilk şiirlerini yazması da bu yıllara denk düşer. Annesinin ölümüyle sefaletin eşiğine gelen Hugo’yu bu güç durumdan kurtaran yirmili yaşlarda yayınlanan -kraliyet yanlısı- şiirleri oldu; tarafından aylığa bağlandı, Chateaubriand’ın ilgisini çekti ve romantik akımı benimsemesinden sonra parlak bir kariyerin kapısını araladı. 1827’de “Cromwell” ve 1830’da “Hernani” oyunları, -tıpkı Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre”sinin Osmanlıda yarattığı- isyana benzer bir heyecan uyandırdı Paris’te. Hugo’nun ilk romanı ise “Notre Dame’ın Kamburu”dur1831. Bugün okunduğunda, yazarın en yüzeysel ürünü olarak değerlendirebileceğimiz bu romanın nispi başarısızlığı, Hugo’nun maddi nedenlerle yayınevinin ısrarına boyun eğerek metnini çok kısa bir sürede tamamlamak zorunda kalmasındandır. Yine de, Hugo’nun yükselen ünü, bu kitabının da sevilerek okunmasını sağlamıştır Fransa’da. 1831-1941 arasında çok sayıda şiir, piyes ve roman yazdı Hugo, 1841’de Fransız Akademisine seçildi. 1848 ihtilalinden sonra Cumhuriyetçi saflara geçti ve Cumhurbaşkanlığı için aday bile oldu. Kendisi seçilemedi, ama seçilen Louis Napolyon’u destekledi. Ancak bu Napolyon da imparatorluğunu ilan edince, Hugo 1851’de Fransa topraklarını terk ederek –yirmi yıl sürecek gönüllü bir sürgünü geçireceği- Channel Adaları’na yerleşti. Burada yazdığı “Sefiller”1861, onun en çok tanınan ve sevilen eseridir. İmparatorluk dönemi sona erip Üçüncü Cumhuriyet kurulunca, Victor Hugo, Paris’e bir kahraman olarak döndü. Millet meclisine seçildi, ama politikadan çok edebiyatla ilgilenmeyi tercih etti. 1855’de öldüğünde, büyük bir törenle Pantheon’a gömüldü. Paris’inden insan manzaraları; “Sefiller” romanı, roman kahramanları; kürek mahkumu Jan Valjean ve polis müfettişi Javert arasında sürüp giden bir kovalamacanın hikayesi üzerine kuruludur. ROMANIN ÖZETİ Jan Valjean, yoksul bir köylüdür, ailesini doyurmak amacıyla çaldığı –yalnızca- bir somun ekmekten dolayı kürek cezasına çarptırılmış, defalarca kaçma teşebbüsünde bulunduğundan cezası katlanmış ve on dokuz senelik hapisten sonra inançlarını yitirmiş, topluma öfke ve kin duyarak tahliye olmuştur. Sefil bir halde geldiği “D” kasabasında, kasabanın piskoposundan gördüğü iyilikle aydınlanır ruhu. Hayata ahlak ve fazilet sahibi iyiliksever bir insan olarak yeniden başlayan Valjean, Fransa’nın kuzeyinde ucuz mücevher imalatçılığı yaparak yaşamaktadır şimdi; geçmişini gizlemiş, zenginleşmiş ve herkesin sevgisini kazanıp kasabanın belediye başkanı olmuştur. Valjean’ın gizlediği geçmişten şüphelenen detektif Javert, araştırmaya koyulur ve “D” kasabasındaki hırsızlık olayına kadar ulaşır. Oysa, isim benzerliğinden, bir başkası Jan Valjean’ın yerine tutuklanmış, mesele kapanmıştır. Ne var ki Valjean’ın ahlakı, kendi yerine bir başkasının hapsedilmesine izin vermez. Teslim olur ve yeniden küreğe gönderilir. Aradan bir kaç yıl geçtikten sonra bir kez daha kaçmayı başaran Valjean, teslim olmadan önce sakladığı –namusuyla kazanılmış- paralarını alır, Fantiana’nın kızı Cosette’i bulur ve bir manastırda bahçıvan olarak çalışmaya başlar. Evlat edindiği Cosette ise rahibe okuluna gitmektedir. Müfettiş Javert’ten kurtulmuş gibidir Jan Valjean. Bu sakin hayat, Cosette’in genç ve güzel bir genç kız olmasıyla değişir. Babası Napolyon ordusunda subaylık yapmış bir delikanlı; Marius’a aşık olmuştur Colette. Zengin dedesi tarafından büyütülen Marius, 1832’de isyan eden sosyalistlerin safındadır. Her zaman haklıdan yana olan Jan Valjean da öyle. Paris kanla yıkanırken, Javert ile Jan Valjean karşı karşıya gelirler. Valjean Javert’in hayatını bağışlar. Ancak bu yüce gönüllük karşısında bütün inandığı değerleri yıkılan Javert, intihar eder. İsyancıların durumu da pek parlak değildir. Marius ağır yaralanır ve Valjean tarafından kurtarılır. Cosette’in bu genci sevdiğini anlayan Valjean, onun eski bir kürek mahkumunun kızı olarak bilinmesini istemez ve ortadan kaybolur. Oysa Marius, hayatını kurtaran kişinin Valjean olduğunu öğrenmiştir. İki genç, son anlarını yaşayan Valjean’a koşarlar.... Jan Valjan ekmek çaldığı için beş yıl kürek cezası ile cezalandırılır. Birkaç kere kaçmaya kalkıştığı için cezası ağırlaştırılır ve 19 yıl hapiste kalır. Çok güçlü bir insan olan Jan Valjan, hapiste iyi duygularını kaybetmiş gibidir. Hapisten çıktıktan sonra, mahkum olduğunu gösteren belge yüzünden herkes ona kötü davranır. Rahip onu evine alır. O ise evden gümüş takımları çalar. Fakat yakalanır. Rahip şikayetçi olmaz ve ona iki de gümüş şamdan hediye ederek onlardan elde edeceği parayı namuslu adam olma yolunda harcamasını ister. Bu olay Jan Valjan için bir dönüm noktasıdır. Madlen adıyla iş hayatına atılır, zengin olur. Fanten adında düşmüş fakat ruhça temiz bir kadına ve kızına yardım eder. Polis müfettişi Javer, birden ortaya çıkan ve kısa zamanda zengin olan herkesin “Baba” dediği Madlen’in kim olduğunu merak eder ve Madlen Baba’nın aslında Jan Valjan olduğunu anlar ve Jan Vanjan’ı ihbar eder. Ancak ihbarın yanlış olduğu ve Jan Valjan adında birinin hapiste bulunduğu mahkemece tespit edilir. Bunu öğrenen Madlen Baba Jan Valjan teslim olur ve hapiste Jan Valjan sanılan mahkumun kurtulmasını sağlar. Hapiste bir gece kaldıktan sonra kaçarak bir limandan denize atlar ve herkes onun öldüğünü sanır. Fakat müfettiş Javer öyle düşünmez. Jan Valjan, Fanten’e verdiği sözü tutmak üzere Fanten’in kızı Kozet’i bulur ve onu büyütür. Müfettiş Javer onları takip etmektedir. Takip edildiğini anlayan Jan Valjan kaçarak, Kozet’i yatılı olarak bir kiliseye verir ve kendiside o kilisenin bahçıvan yardımcısı olur. Bay Jilnorman adlı birisi torunu Maryüs’ü büyütmektedir. Maryüs avukat olmak için çalışıyor ve dedesinin yanında kalıyordu. Ancak bir tartışma sonucunda Maryüs dedesinin evini terk ederek bir süre Sen-Jak otelinde kalır. Maryüs, borçlanmamak için otelden ayrılarak arkadaşı Kurfeyrak’ın odasına taşınır ve eğitimini tamamlayarak avukat olur. Bir gün Maryüs Lüksemburg parkında dolaşırken Kozet’i görür ve ona ilk bakışta aşık olur ve onu her gün görebilmek için bu parka gelir. Maryüs ile Kozet arasındaki ilişkiyi fark eden Jan Valjan bu ilişkiyi istememektedir ve oturdukları evden taşınırlar. Fakat Maryüs onları yine bulur ve Maryüs ile Kozet gizli gizli buluşurlar. Bazı kişiler Krala karşı ayaklanırlar. Bunların içinde Maryüs de vardır. Daha sonra olaylar arasında Müfettiş Javer devrimcilerin tutsağı olur. Devrimcilerin arasına katılan Jan Valjan, Müfettiş Javer’i kurtarır. Jan Valjan, bir çatışma sırasında yaralanan Maryüs’ü kurtarır. Ancak Müfettiş Javer ikisini de yakalar. Müfettiş Javer kendisini devrimcilerin elinden kurtaran Jan Valjan ve Maryüs’ü serbest bırakır ancak görevini yerine getiremediği için intihar eder. Maryüs iyileşir ve Kozet ile evlenir. Zaman içerisinde iyice yaşlanan Jan Valjan da ölür. KİTAP ÜZERİNE KANI Benim kitap için yapabileceğim hiçbir kötü eleştiri yoktur. Bence kitabın anlaşılmasının ve okunmasının kolay olması, anlatımın eğlendirici ve açık olması, anlamı bilinmeyen sözcüklerin çok olmaması vb. gibi özellikler bu kitap hakkında insanların olumlu düşüncelere sahip olmasını sağlıyor. ANA FİKİR Yazar, bize bir insanın hapisten çıktıktan sonra insanlara kendini kabullendirmek için çektiği güçlükleri ve insanların onu dışlamalarını anlatmış. Ayrıca insanlığın, yoksulluk sorunuyla gelen sefilliğine de değiniyor. KARAKTERLER JAN VALJEAN Ekmek çaldığı için hapse giren, 19 yıl sonra hapisten çıkan ve herkese karşı iyilikler yapmaya başlayan adam. COSETTE Fantiana’nın kızıdır. Jan Valjean tarafından evlat edinip Marius’la evlenen kız. MARİUS Cumhuriyet’i savunan bir babanın oğludur fakat babasını tanımaz. Ayrıca Cosette’le evlenir. JAVERT Mesleğine aşırı bağlı olan ve Jan Valjean’ı yakalayan polistir. BiÇEM Kitabın okunması ve anlaşılması kolaydır. Anlatım yeterince eğlendirici ve açıklayıcıdır. Ayrıca bilinmeyen sözcükler de fazla yoktur. Cümleleri ne çok uzun ne de çok kısadır ve söyleşimler kesinlikle gerçeğe uygundur çünkü “Sefiller” romanında anlatılan gerçekler yalnızca toplumsal yaşantı ve onunla ilişkili mekanlarla sınırlı değildir. Roman kahramanlarının önemli bir kısmı, Hugo’nun yaşam öyküsünde ya da Fransa tarihinde yaşamış kişilerden oluşur. Hatta, gururlu, isyankar ve devrimci Marius tipi, yazarın kendi gençliğinin idealize edilmiş biçimidir. Jan Valjean’ı merkezine alan hikayesi de –özellikle 1832 ayaklanmasıyla- Fransız tarihinin romana yansımasıdır. Üstelik o dönemin haksız adalet sistemini ve politik hayatını teşhir etmesiyle de önemli bir belgeye dönüşür “Sefiller”. Üstelik hiç bir belgenin sahip olmayacağı zengin tasvirlerle ve şiirsel bir dille... Yazar Hakkında Bilgi Büyük Fransız Şair ve yazarı Victor Hugo, Fransa tarihinin en çalkantılı günlerinde, 1802’de geldi dünyaya. Babası, Napolyon ordusunda generaldi imparatorun parlak döneminde önemli görevlerde bulundu, bir çok dış ülkeye seyahat etti ve Madrit’te valilik yaptı. Anne ve babası arasındaki bitmek bilmeyen geçimsizlikler, yinelenen ayrılıklar nedeniyle, Hugo genellikle annesinden uzak kaldı ve babası ile yaşadı. İlkokula da İspanya’da başladı. Ancak, İspanyol aristokratlarının çocuklarını kabul eden bu okulda, sonradan soyluluk unvanı almış bir burjuva generalin oğlu olması, alay konusu edilerek dışlanmasına yol açtı. Yazarların ürünleri ile yaşam öyküleri arasında ilişki kurmak eğilimindeki araştırmacılar, İspanyol okulunda geçen günlerin, Hugo’nun aristokrasiye bir yandan hayranlık duyup bir yandan da nefret etmesi gibi gerilimli bir duyguya kapılarak liberal-demokratik ilkeleri seçmesinde büyük rol oynadığını iddia etmişlerdir.. Napolyon’un imparatorluktan düşmesi ile birlikte Hugo ailesi için zor günler başladı. Babası Paris’e döndü. Maddi sıkıntılar ve toplumsal çalkantılar içerisinde, eğitimini düzgün bir biçimde sürdüremedi Hugo, ama kendi kendine okumayı sürdürdü, hatta ilk şiirlerini yazması da bu yıllara denk düşer. Annesinin ölümüyle sefaletin eşiğine gelen Hugo’yu bu güç durumdan kurtaran yirmili yaşlarda yayınlanan -kraliyet yanlısı- şiirleri oldu; tarafından aylığa bağlandı, Chateaubriand’ın ilgisini çekti ve romantik akımı benimsemesinden sonra parlak bir kariyerin kapısını araladı. 1827’de “Cromwell” ve 1830’da “Hernani” oyunları, -tıpkı Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre”sinin Osmanlıda yarattığı- isyana benzer bir heyecan uyandırdı Paris’te. Hugo’nun ilk romanı ise “Notre Dame’ın Kamburu”dur1831. Bugün okunduğunda, yazarın en yüzeysel ürünü olarak değerlendirebileceğimiz bu romanın nispi başarısızlığı, Hugo’nun maddi nedenlerle yayınevinin ısrarına boyun eğerek metnini çok kısa bir sürede tamamlamak zorunda kalmasındandır. Yine de, Hugo’nun yükselen ünü, bu kitabının da sevilerek okunmasını sağlamıştır Fransa’da. 1831-1941 arasında çok sayıda şiir, piyes ve roman yazdı Hugo, 1841’de Fransız Akademisine seçildi. 1848 ihtilalinden sonra Cumhuriyetçi saflara geçti ve Cumhurbaşkanlığı için aday bile oldu. Kendisi seçilemedi, ama seçilen Louis Napolyon’u destekledi. Ancak bu Napolyon da imparatorluğunu ilan edince, Hugo 1851’de Fransa topraklarını terk ederek –yirmi yıl sürecek gönüllü bir sürgünü geçireceği- Channel Adaları’na yerleşti. Burada yazdığı “Sefiller”1861, onun en çok tanınan ve sevilen eseridir. İmparatorluk dönemi sona erip Üçüncü Cumhuriyet kurulunca, Victor Hugo, Paris’e bir kahraman olarak döndü. Millet meclisine seçildi, ama politikadan çok edebiyatla ilgilenmeyi tercih etti. 1855’de öldüğünde, büyük bir törenle Pantheon’a gömüldü. Paris’inden insan manzaraları; “Sefiller” romanı, roman kahramanları; kürek mahkumu Jan Valjean ve polis müfettişi Javert arasında sürüp giden bir kovalamacanın hikayesi üzerine kuruludur.
Victor Hugo'nun 1831 yılında yayımlanan romanı, Fransız edebiyatı. • Romanın ana kahramanlarından olan Quasimodo, yaşadığı mekânla adeta özdeşleşmiştir. O yüzden asıl adı Notre Dame de Paris olan eser, Notre Dame’ın Kamburu olarak da benimsenmiştir. • Eserde çirkin ve kambur olan kilise zangocu Quasimodo ile Başdiyakoz Frollo’nun çingene kızı Esmeralda’ya olan aşkları, bu kişilerin ruhlarında oluşan ikilemler ve tepkiler romantik bir yaklaşımla işlenmiştir. • Romanda kişilerin zayıf ve güçlü yönleri bir arada verilmiştir. • Akıcı ve etkili bir üsluba sahip olan eserde zıtlıklar çirkinlik ve güzellik, iyilik ve kötülük belirgin olarak göze çarpar. • Romanda yazar tarafsız kalmaz, araya girerek duygularını belirtir ve okuyucuyu yönlendirir.
Anasayfa / Çocuk Kitapları / Roman ve Öykü Kitapları Notre Dame'ın Kamburu Hakkında Bilgiler Türü Roman ve Öykü Kitapları Sayfa Sayısı 80 ISBN 9786257919159 Kapak Ciltsiz Ürün Özellikleri Ödeme Seçenekleri Notre Dame'ın Kamburu Kısa Özet Victor Hugo’nun ilk baskısını 1831 yılında yapan romanı Notre Dame’ın Kamburu, mekân olarak kendisine Paris’i ve Paris’te bulunan Notre Dame Kilisesi’ni seçer. İstenmeyen ve hastalıklı bir bebek olan Quasimodo’nun bu kilisenin önüne bırakılması ve kilisenin başrahibinin onu himayesine alarak büyütmesiyle başlar roman. Büyüyünce aynı kilisenin zangocu olan Quasimodo çan sesinden dolayı sağır olur. Bir gün geçimini sokak gösterileriyle sağlayan güzeller güzeli Esmeralda ile karşılaşır ve ona büyük bir sevgi duymaya başlar. Hugo’nun bir yandan ince detaylarıyla Paris’i bir yandan da Fransa’daki toplumsal ve siyasal durumu anlattığı Notre Dame’ın Kamburu dünya edebiyatının en önemli başyapıtlarından biri.
notre dame ın kamburu roman tahlili