🥉 Şiddeti Önlemek Için Ne Yapmalıyız
uULL5E. Görüntülenme Sayısı 17213 Okullarda okul öncesi dönemden liseye kadar gösterilen şiddet eğilimlerinin engellemesi için neler yapılmalı? Çocuklar, ebeveynler ve öğretmenler nasıl bir işbirliği göstermeli? Öncelikle Okul Kurallar Belirlemeli Okullarda şiddet içerikli davranışların engellenmesi için okul mensuplarının ortak bir politika oluşturmak gerekir. Bu politika doğrultusunda her okulda “Şiddet Eylem Planı” oluşturulmalıdır. Okul çevresinde ve okul içerisinde öğrencilerin model alabilecekleri olumsuz örneklerin engellenmesi konusunda çalışmalar yapılmalıdır. Olumsuz davranışlar ile dikkat çekmeye çalışan öğrencilere sosyal faaliyetlerde görev vermek, olumlu davranışlar sergilemeleri için ortamlar yaratmak olumuz davranışların azalmasını sağlayabilir. Öğrencilerin kendi kişilik özelliklerini tanımaları, problem çözme becerilerini geliştirmeleri için sınıf rehberlik çalışmaları önem taşımaktadır. Rehberli uygulamaları ve grup çalışmaları yaparak öğrencilere destek sağlanabilir. Aile-Öğretmen İşbirliği Sağlanmalı Anne-babaların okul ile iş birliği yapması çok önemlidir. Evde şiddet içerikli sözel, fiziksel ve duygusal şiddet olabilir davranışlara maruz kalan çocuklar, sınıf içinde bu davranışları sergileyebilirler. Bu nedenle önce ev ortamı düzenlemek ve anne-babaların çocuklarına olumlu model olmalarını sağlamak gereklidir. Tüm öğretmenler tarafından okulda ortak kurallar oluşturulması ve uygulanması şiddetin önlenmesi için gereklidir. Evde ve okulda kurallara uyma ile ilgili öğrencilere tutarlı davranmak, bir süre sonra çocukların davranışlarında değişikliğe neden olabilir. Şiddet içerikli davranışlara öğretmenlerin göz yumması, öğrencilerin bu davranışları daha fazla sergilemelerine neden olabilir. Gözlemler sonucu desteğe ihtiyaç olduğu düşünülen öğrenciler vakit kaybetmeden okul rehberlik servisine yönlendirilmelidir. Bu öğrencilerin aileleri ile görüşülerek, işbirliği sağlanmalıdır. Çocukların yaşam alanlarına ziyaretler yapmak, öğrenciyi daha iyi tanımaya fırsat sağlar. Bu yüzden şiddet içerikli davranışlar sergileyen çocukların evlerine ziyaretler düzenlenmesi faydalı olabilir. Şiddet İçerikli Fimler ve Oyunlar Şiddet içerikli film ve oyunlar çocukların gerçeklik algılarının bozulmasına neden olmaktadır. Bu nedenle çocuğunuzla seyrettiğiniz programlara dikkat etmek, olumsuz davranışlar, olumsuz davranışların sonuçları ile ilgili evde konuşmalar yapmak anne-babaların yapabileceği, şiddeti önleyici çalışmalar olabilir. Yaşça büyük öğrenciler fiziksel şiddet dışında, duygusal, siber ve cinsel şiddet eğitimleri de gösterebilirler. Bu konularda okul rehber öğretmeni tarafından öğrenci ve veliler için okulda seminer çalışmaları yapılması fikir birliği oluşması açısından yararlı olacaktır.
Şiddet kavramını fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, cinsel şiddet ve ekonomik şiddet olarak kategorize etmek mümkündür. Ancak kendisini savunamayacak durumda olan minik yavrularımızın sıklıkla karşılaştığı şiddet türü fiziksel ve psikolojik şiddettir. Fiziksel şiddet hepimizin bildiği gibi bedelsel zararlara ve akabinde dolaylı yoldan psikolojik zarara yol açan fiziki müdahaleler bütünüdür. Psikolojik şiddet ise fiziksel şiddetle birlikte uygulanabildiği gibi tek başına da baskı kurmak, korkutmak, küçük düşürmek ve aşağılamak saikleriyle YÖNELİK İŞLENEN ŞUÇLAR DAHA AĞIR CEZALAR ALIRİster fiziki isterse psikolojik şiddet çocuklara yönelik olarak uygulandığında doğurabileceği etkiler yetişkinlere göre ağır sonuçlar doğurabilir. Örneğin bir yetişkine yönelik sözlü saldırıda bulunulması ve tehdit suçunun işlenmesi ile bir çocuğa aynı haksız fiilde bulunması doğurduğu etki bakımından farklı olacaktır. Örneğin yetişkin bir bireyin maruz kaldığı basit nitelikteki bir haksız eylem minik bir yavrunun kâbuslar görmesine, psikolojisinin bozulmasına, dilinin tutulmasına dahi sebep olabilir. Bu nedenledir ki, Türk Ceza Kanunu ve diğer yasal mevzuatlarımızın hazırlanmasında kendisini savunamayacak durumda olan kimselere ve çocuklara yönelik olarak işlenen suçlar daha ağır cezaları doğurmaktadır. Keza ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesi hakkındaki mevzuatımızda da çocuklara yönelik alınabilecek güvenlik tedbirleri de üst ŞİDDETE TANIK OLUYORSANIZ NE YAPMALISINIZ?Söz konusu çocuk sizin çocuğunuz olabileceği gibi tesadüfi olarak şahit olduğunuz bir şiddet eylemi ile de karşı karşıya da kalabilirsiniz. Tanık olduğunuz olay bir ailenin iç meselesi de olabilir. Ancak aile içine karışmama ya da başınıza dert almama gibi düşüncelere mahal vermeksizin doğrudan kolluk kuvvetlerine polis, jandarma vb. telefon yerini bildirin, iletişim bilgilerinizi ileriki dönemde bilginize başvurabilmesi bakımından kolluk görevlilerine mutlaka bırakın. Zira o küçüğün maruz kaldığı insanlık dışı fiillerin belki de sizden başka tanığı çocuğa uygulanan şiddet bakımından ben şikayetçi olabilir miyim düşüncesine kapılmamalısınız. Kaldı ki konumunuz itibarıyla suç ihbarında bulunduğunuz aile içinde işlenmesi yahut tarafınıza yönelik işlenmesi durumunda da 155'i görevlileri, C. Savcılığı, kaymakamlık, valilik gibi mülki amirlikler süreçten haberdar olduktan sonra emniyet görevlilerinin sürece dahil olması ile birlikte çocuk şiddet uygulayan bireyden alınır, gerekli sağlık müdahaleleri için sağlık merkezlerine götürülür ve tedavisi şiddet olayına müdahale eden, çocuk şube polisleri değil ise müdahale eden birim tarafından emniyetin çocuk şube birimlerine haber küçüğün ifadesi/beyanı karakolda alınamaz, sadece kimlik tespiti yapılacaktır. Sonrasında ise mağdurun beyanı C. Savcılığınca gerektiğinde pedagog ve aile uzmanı yardımı ile uygulayan kimselere yönelik olarak ise cezai süreç zaman zarfında şiddet uygulayan kimselerin çocuğa yaklaşabilmesi engellendiği gibi gerek görüldüğü takdirde diğer aile bireylerine dahi teslim edilmemesi ve mülki idarelerin yetki alanı içerisinde bulunan kamu tesislerinde ağırlanması da söz konusu aile bireylerine çocuğun menfaati doğrultusunda çocuğun teslimi mümkün olmamalı ise çocuk tamamıyla devlet himayesi altına ve kadına birlikte şiddet uygulanmasında ise şiddet uygulayanın ortak konuta yaklaşmaması, rahatsız etmemesi adına uzaklaştırma kararı için Aile Mahkemelerine yahut başvurulabilir. suçtan haberdar olması ile kamu menfaati gereğince re’sen uzaklaştırma kararı için başvuru sürecini başlatması da niyetine;Saygıdeğer okuyucular, şiddet niteliği itibarıyla ne küçüklerin ne de yetişkinlerin hak etmediği, edemeyeceği bir olgudur. Bu nedenle şiddete kayıtsız kalmamız ve bu kavramın tamamıyla tarihe karışması adına üzerimize düşen ödevleri yerine getirmemiz insanlık ödevimizdir. Geleceğimiz olan minik yavrularımızın daha sağlıklı bireyler olarak yetişebilmesi adına hassasiyetinizi kaybetmeyiniz ve tanık olduğunuz hususlar bakımından ciddi çalışmalar yapan emniyet birimlerinize ihbarınızı mutlaka iletiniz.
Saç dökülmesi mevsim geçişlerinde en sık rastlanan sağlık problemlerinin başında geliyor. Uzmanlar, birçok hormonal, metobolik ve besinsel etkilerin saç dökülmesine neden olabileceğini, bu unsurları ortadan kaldırmadan yüzde 100 tedavinin mümkün olamayacağının altını çiziyor... Dermatoloji Uzmanı Dr. Köksal Hacı mevsim değişikliklerinde artan saç dökülmeleri ve alınabilecek önlemler hakkında şu bilgileri verdiDüzenli beslenmek gerekiyorDüzensiz beslenme alışkanlıklarının saç sağlığı üzerindeki zararları her geçen gün artıyor. Saç dökülmesine neden olan en önemli faktörlerden biri de dengesiz beslenmedir. Sağlıklı ve dökülmeyen saçlar için öncelikle protein, çinko, B 12 vitaminleri, folik asit ve bakır eksikliği olmamasına özen gösterilmelidir. Bu besinlerin eksikliği saç sağlığınızı olumsuz yönde etkiler. Ayrıca alkol ve sigara kullanımını alışkanlık haline getirmek saçların ölmesine neden oluyor. Sigara saçlarda yağlanmaya ve kırılmaya da neden olmaktadır. Saçların ne kadar dökülmesi normal karşılanır?Saçlar 1 ay da yaklaşık 1 santim büyürler. Yaş ilerledikçe bazı kıl kökleri tahrip olduğundan saç miktarında azalma olabilir. Bir günde dökülen saç miktarı en çok 100 adet olmalıdır. Normal oranda olan bu saç dökülmesi saçı seyreltmez. Zira dökülenlerin yerine yenileri çıkar. Hangi durumlarda saçların normalden daha fazla dökülmesi söz konudur?Stres, ameliyat, doğum gibi durumlardan sonra saç dökülmesi görülebilir. 39 derecenin üzerindeki ve tekrarlayan ateşli hastalıklardan sonra, şeker hastalığı, karaciğer yetmezliği gibi hastalıklarda da saç dökülmesi görülebilir. Demir eksikliği, çinko eksikliği, aşırı zayıflama, şok diyetlere bağlı protein eksikliği, bazı ilaç ve kimyasal maddelerde saç dökülmesine neden olur. Alkol ve sigara tüketimi de saç sağlığını doğrudan etkiler. Saç dökülmesi şikayeti olanlar öncelikle ne yapmalıdırlar?Saç dökülmesinden şikayeti olanlar öncelikle hangi sebeple saçlarının döküldüğünü öğrenmek için bir cilt hekimine doktora başvurmalıdırlar. Yapılacak muayene ve laboratuar tetkikleri, hatta bayanlarda yumurtalık ve böbrek üstü bezi ultrasonografi ve sintigrafi tetkikleri ile en doğru sonuca dökülmesini önlemek için?? Saç ve saç derisine zarar veren ürünlerden kaçınılmalıdır.? Protein ağırlıklı besinlerin tüketimine özen gösterilmelidir.? B grubu vitaminler biotin ve d-pantenol alınabilir.? Demir ve çinko eksikliği varsa ek vitaminlerle eksiklik giderilmelidir.? Karbonhidrat ağırlıklı beslenmeden kaçınılmalıdır.? Stresten uzak durulmalıdır.? Sigara ve alkol kullanımı alışkanlık haline getirilmemelidir.? Saçı her gün yıkamak doğru değildir. 2-3 günde bir ph değerinde bir şampuanla yıkamak yeterlidir. Saçları sık yıkamak, saç derisinin yağ dengesini bozar ve saçlar daha fazla yağlanır.? Jöle kullanılmamalıdır. Jöle saçın nefes almasını önler ve dolayısıyla saç kaybına neden olur. Jöle kullanılsa bile aynı gün saçı yıkamak gerekir.? Yüksek miktarda A vitamini alınması saç dökümünü tetikler. A vitamini alımı kesilerek bu problem çözülebilir.? Saç derisinin kanlanmasını sağlayan damarların akışı yönünde saçlı deriye masaj yapmak saç dökülmesini önlemektedir. Bu yazı alınmıştır.
Uzman Psikologu Elmas Merve Malas, pandeminin devam etmesi ve vaka sayılarının artmasıyla beraber, toplumda şiddet olaylarının da arttığını, işsizlik, hastalığa dair olan belirsizlik, sosyal mesafe ve karantina gibi durumların ev içi şiddeti daha da arttırdığını Psikologu Elmas Merve Malas, pandeminin devam etmesi ve vaka sayılarının artmasıyla beraber, toplumda şiddet olaylarının da arttığını, işsizlik, hastalığa dair olan belirsizlik, sosyal mesafe ve karantina gibi durumların ev içi şiddeti daha da arttırdığını belirtti. Stres altındaki kişiler şiddete başvurabilir Covid-19’un yayılmasını önlemek için getirilen kısıtlamalardan ötürü kişilerin özgürlük alanlarının sınırlandığını ifade eden Malas, "Bu kısıtlamalar ve alınan önlemler kişilerin planlarını ertelemesine ve amaçlarına yönelik davranamamalarına neden oldu. Kişilerin geleceğe dair kaygı düzeyleri arttı. Çalışma hayatı, eğitim ve sosyal yaşam ile ilgili planlarında değişikliklere yol açtı. Bu belirsizlik durumun ne kadar süreceğinin belli olmaması kişilerin kendilerini güçsüz hissetmelerine, acı çekmelerine ve günlük hayat düzenlerinin bozulmasına neden oldu. Evde, işte, trafikte, hastanede ve günlük yaşamda kişiler bu olumsuz duygularla karşılaştıklarında sorunlarıyla baş etmede zorlandılar, öfke düzeyleri yükseldi, sonuçta saldırganlık ve şiddet davranışları ortaya çıktı. Psikolojik destek almaya gelen birçok danışanım eşine, çocuklarına ve çevresine karşı yoğun öfke duygusu yaşadığını, bu öfkelerini kontrol edemediklerini ve öfkelerinin şiddete dönüştüğünden yakınmaktadır. Çocukluk döneminde şiddete maruz kalmış bireyler yetişkinlik döneminde problemlerini çözmek için şiddete başvurabilir. Stres altında kişilerin toleranslarının azalmasıyla şiddete başvurabilirler" dedi. Şiddet, stres ve kaygı durumlarında daha fazla artıyor Uzman Psikolog Malas, kadınlar, çocuklar ve yaşlıların bu dönemde şiddete daha fazla maruz kaldığına değindi. Ev içi şiddet olaylarının arttığını bildiren Malas, “Şiddet, stres ve kaygı durumlarında daha fazla artmaktadır. Covid-19 sürecinde fiziksel, psikolojik, ekonomik ve cinsel şiddete maruz kalan kişiler, şiddet uygulayan kişi ile aynı evde kalmak zorunda kaldılar. Şiddete maruz kalan kadınlar suçluluk, yalnızlık, korku, çaresizlik, kendine güvensizlik, değersizlik, gerginlik ve huzursuzluk gibi duyguları yoğun biçimde yaşamakta, yaşam enerjisinde azalma ve uyku ve iştah bozukluğu, kendine zarar verme davranışları veya intihar girişimleri de görülmektedir. Şiddet, hangi şekilde olursa olsun, kişilerde psikolojik rahatsızlığın ortaya çıkmasına neden olabilir. Akut stres bozukluğu, travma sonrası stres bozukluğu, anksiyete bozuklukları, alkol madde bağımlılığı, depresyon gibi bir çok psikiyatrik rahatsızlık görülme ihtimali ortaya çıkabilir. Eşinden fiziksel ve psikolojik şiddet gören kadınlar çocuklarına şiddet uygulayabilir, öfkelerini kontrol edemezler. Bazı kişilerde ise, aşırı temizlikle uğraşma, aşırı yemek yeme ve kendilerini bir işe verme davranışı görülebilir. Bazen de kişiler depresyona girdiklerinde sigara ve alkole yönelirler ya dçevresine öfke ve saldırganlıkta bulunabilirler” diye konuştu. Öfke kontrolü için neler yapılmalı? Öfkeli hissettiğimiz zaman ne yapmalıyız? sorusuna da cevap veren Malas şunları söyledi Öfke hissettiğimiz zaman kendimize öfkenin geçici bir duygu olduğunu, kısa bir süre sonra geçeceğini hatırlatmalıyız. Öfke sırasında yanlış kararlar vermek ve hata yapmak yüksek ihtimaldir. Öfkeli olduğumuz zaman karşımızdaki kişiye zarar verebileceğimizi hatırlamalıyız. Öfkeli hissettiğimizde kontrol edemiyorsak ortamdan uzaklaşmamız gerekir. Bunların yetersiz kaldığı durumlarda, psikologlar veya psikiyatristlerden yardım alabilirsiniz. Eğer öfkemizi kontrol edebilirsek yararlı, eğitici bir duygu haline gelebilir.
Kadınlara yönelik şiddet, insan haklarının ciddi bir ihlalidir. Şiddet sadece kadınlara değil hangi canlıya uygulanırsa uygulansın insanlık dışı ve zayıflık göstergesi bir eylemdir. Her etkisi travmatik olup fiziksel, cinsel ve zihinsel sonuçlara kadar değişir. Kadınların genel refahını olumsuz yönde etkiler ve kadınların topluma tam olarak katılmalarını engeller. Şiddetin sadece kadınlar için değil, aileleri, toplum ve genel olarak ülke için de olumsuz sonuçları karşı şiddet, erkeklerin dünyadaki kadın gücü ve kontrolünü güçlendirdiğini zanneden bir unsurdur. Farkında bile olmadan bir çoğumuz kadınlara yönelik şiddeti destekleyen ve teşvik eden cümleler kurabiliyoruz arkadaşlarımıza zor bir şey yapmaları gerektiğinde “adam olmalarını” söylemek gibi. Bu tarz davranışları temelden değiştirmemiz için çözümler;Şiddete son vermeyi savunmakŞiddetin nedenleri ve sonuçları hakkında farkındalığı arttırmakŞiddete tepki veren sivil toplum kuruluşlarını desteklemekErkek çocuklarının norm ve davranışlarını değiştirme ihtiyacına teşvik etmekCinsiyet eşitliğini savunmakAile içi iletişimi güçlendirmekÇocuk yetiştirme hakkında pedagojik bilgi edinmekAlkol ve madde bağımlılığı olan kişilerden uzak durmakAşk adı altında kişileri tanımadan görüşmemekTakıntılı bağlanma problemi hakkında bilgi edinerek bu tarz ilişkilerden kaçınmakÖfkeli anlarda öfkeyi ertelemekÖfke yönetimi psikoterapisi almakEn ufak bir öfke anında oradan uzaklaşmak ve en yakın polise başvurmakArkadaşlık şiddeti ve cinsel saldırının 18 yaşına kadar 3 kızdan 1'ini ve 6 erkekten 1'ini etkilediğini bilinBir kişinin, hatta bir çocuğun "hayır" deme hakkına saygı duyunEşinizin katılmama veya kendi görüşlerine sahip olma hakkına saygı gösterinMağdurları suçlamayın ve tecavüzün asla mağdurun hatası olmadığını güçlendirinHerkes için eşitlik için çaba gösterinÇocuklara şiddetin sorunları çözmeyeceğini öğretinYerel radyo istasyonlarınızı, şiddet içeren şarkı sözleri içeren müzikleri çalmayı durdurmaya teşvik edinKarşımızdaki canlının duygularını hissedip empati KLİNİK PSİKOLOGASLIHAN DEĞERLİ AYTOĞAN
şiddeti önlemek için ne yapmalıyız