🎁 Bakara Suresi 26 Ayet Tefsiri

Bakara111 Bakara Suresi 111. Ayet Tefsiri - Diyanet İşleri BaşKanlığıBakara Suresi Ayet Meali, Bakara , Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. 26.07.2022. Fizan horozu: Bakara 111; Bakara 115 ayet; Porno izleme siteleri; Denetmen Mühendislik – Kasım Akyol Asansörcü Kim; Biberoğlu plastik; Fizan horozu; BakaraSûresi'nin ayet ayet türkçe tefsirini hem okuyabilir, hem de videosunu izleyebilirsiniz BAKARA2:205 - Senden ayrılınca1, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, ürünü ve nesli yok etmeye çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez. 1- Bu sözcük, deyim olarak “eline fırsat geçince” anlamına gelmektedir. Senden ayrılınca1, yeryüzünde bozgunculuk yapmaya, YineBakara suresinin 285 ve 286. ayetleri; Yatsı namazlarından sonra çok dinlediğimiz Âmener Rasûlü Bi mâ ünzile ileyhi min Rabbihî vel mu’minûn (Bakara/285) ile başlayan ve surenin sonuna kadar süren ayetlerin bu gece indiği rivayeti yer alır bazı miraç rivayetlerinde. İşte tefsiri hemen arkasından gelen ayettir bir 48 Sure. Fetih Suresi 26. Ayet Meali, Fetih 26, 48:26. Hani inkâr edenler kalplerine taassubu, cahiliye taassubunu yerleştirmişlerdi. Allah ise, Peygamberine ve inananlara huzur ve güvenini indirmiş ve onların takva (Allah’a karşı gelmekten sakınma) sözünü tutmalarını sağlamıştı. Zaten onlar buna lâyık ve ehil idiler. Allah, her şeyi hakkıyla bilmektedir. BakaraSüresi 26 ve 27. ayet Meali Bakara Süresi 26. Ayet Meali: Şüphesiz Allah (hakkı açıklamak için) sivrisinek ve ondan daha üstün bir varlığı misal getirmekten çekinmez. Bakara Süresi 26 ve 27 Ayetin Tefsiri: İbn Mes’ud (r.a) ve başka sahabilerden şöyle nakledilir: Allah (c.c) münafıklar hakkındaki iki misali Bakarasuresi 191. ayet ne anlatıyor? Ara. Kitaplık. Oturum açın. Kayıt ol. Tam ekran izle. 8 yıl önce. 26. Bakara Suresi Ayet 102 Tefsir - Sihir Yapmak. Ebu Sümeyye. 46:54. Bakara Suresi Ayet 34 Tefsir - Şeytan ve Tuzakları AllahDostu Olabilmek İçin | Bakara Suresi Tefsiri 257. Ayet | Halis Bayancuk Hoca (Ebu Hanzala) Allah Dostu Olabilmek İçin | Bakara Suresi Tefsiri 257. Ayet | Halis Bayancuk Hoca (Ebu Hanzala) 26. İsim hangi durumlarda değiştir 997 görüntülenme. 2017-08-21. 9:24. What do you mean by 'the issue 1249 görüntülenme. 2017-10-27. ZümerSuresi 24-26. Ayet Tefsiri. Tefsirlerde, 24. âyette inanç yönünden iki insan tipinin durumu arasında bir karşılaştırma yapıldığı kabul edilir. Ayet- Kur'an Okuyan. .ذٰلِكَ الْكِتَابُ لَا رَيْبَۚ ف۪يهِۚ هُدًى لِلْمُتَّق۪ينَۙ ﴿٢﴾. 2. O kitap (Kur’an); onda asla şüphe yoktur. Muttakî ler 1 (duyarlı olanlar) için bir yol göstericidir. 2. O kitap (Kur’an); onda asla şüphe yoktur. TEFSİRSOHBETLERİ . Tefsir, kuran ve hadis ilimlerine hakim, icazetli Ehli Sünnet Alimlerinin nuru, malumudur. Bakara Süresi. 2.Sure / 286 Ayet Âl-i İmran Sûresi. 3.Sure / 200 Ayet Nisâ Sûresi. 4.Sure / 175 Ayet Mâide Sûresi. 5.Sure / 120 Ayet En'am Sûresi. 6.Sure / 165 Ayet BakaraSuresi 236 ve 237. Ayet-i Kerimelerin Tefsiri: Mehir boşama hakkı elinde bulunan koca bakımından bir “boşama engeli ve müeyyidesi”, kadın için de bir maddî teminattır, yeni bir evlilik yapıncaya veya maişet imkânı buluncaya kadar bir jcxMbUL. İnananlar için Allah Kur’an’da birçok misal verir. İnanmak istemeyenler ise “Allah sivrisineği mi misal verdi” tarzında alay yaparlar. Sonuçta Allah da bir kısmına hidayet verir, bir kısmını da saptırır. Bakara Suresi 26-27. ayetlerin dikkat çektiği hususlar ve bu ayetlerin tefsirlerde nasıl açıklandığına Suresi 26-27. ayetlerin meal ve tefsiriAllah, misal olarak hidayetin sırrı ile ilgili mesel getirmekten çekinmezİman edenler bunun hak olduğunu bilirİnanmayanlar ise “Allah böyle bir misal ile ne demek istedi?" derlerSonuçta hem hidayet hem de sapkınlığa götüren yollar var buradaAhdini bozanlar ve koparılmaması gereken bağlarAllah'a karşı taahhüt Elmalılı Hamdi Yazır, İsmail Hakki Bursevi, Muhamed Esed ve Kadı Beydavi tefsirlerinde Bakara Suresi 26-27. ayetlerin nasıl açıklandığına Suresi 26-27. ayetler Elmalılı Hamdi Yazır tefsirindeMeal “Muhakkak ki Allah bir sivri sineği, hatta daha üstününü misal getirmekten çekinmez. İman edenler bilirler ki, o şüphesiz haktır, Rabb'lerındandır. Ama küfre saplananlar "Allah böyle bir misal ile ne demek istedi? " derler. Allah onunla birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir. Onunla ancak o fasıkları şaşırtır. Onlar ki, söz verip andlaştıktan sonra Allah'a verdikleri sözü bozarlar. Allah'ın birleştirmesini emrettiği şeyi iman ve akrabalık bağlarını keserler ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte zarara uğrayanlar onlardır.” Bakara, 2/26-27Açıklaması Böyle ilmin esası ve mühim, terbiye ve hidayetin sırrı ile ilgili mesel getirmekten Cenab-ı Allah çekinmez ve şu halde iman ehli olanlar her zaman bilirler ki, Allah'ın yaptığı mesel, Rablerinden gelmiş olması itibariyle mutlaka haktır. Bunda ilahi bir sır muhakkak vardır. Ve ilahi mesel, muhakkak bir denklik ve benzerlik tarafı içerir. Bu benzeyiş açık ise onu bilirler; gizli ise “İlim, Allah katındadır." derler ve doğruluğuna iman ederler. Yazır, s. 244Allah bu sebeple birçoğunu sapıklığa düşürürKüfür ile nitelenmiş olanlara gelince Allah bununla, bu garip belirsiz mesel ile ne demek istemiş sanki? Bundan kastı nedir? derler. Bir taraftan hafife almak, diğer taraftan hidayeti kötü yorumlayarak sapıklığa düşmek isterler. Bunlar, Allah'ın ne kastettiğini öğrenirlerse inanacaklar mı? İşte Allah bu sebeple birçoğunu sapıklığa düşürür, onlara sapkın yapar, istedikleri sapıklığı yaratır. Birçoğuna da hidayet verir, onlara da hidayet yaratır. Zira halık yaratan birdir, o da her şeyin yaratıcısı olan Allah'tır. Hidayetin yaratıcısı Allah olduğu gibi, sapıklığın yaratıcısı da Allah'tır. Allah yaratmasaydı ve herkesi hidayete mecbur etseydi, sapıklık denen şey insanların istemesiyle var olamazdı. Halbuki sapıklık da bir hak etmedir. Ve Allah Teala'nın sapıklığı yaratması, onu isteyen mahluklarının -sorumluluk kendilerine ait olmak üzere- isteklerini yerine getirmek gibi bir ilahlık ve rablık şanıdır. Yoksa başlangıçta hidayet yaratılışıyla yarattığı kullarından hiç birini Allah zorla sapıtmaz, mutlak yasaklama ve tam zorlama da Allah'ın merhametli olmasına yakışmaz. Yazır, Suresi 26-27. ayetler İsmail Hakki Bursevi’nin Ruhul-Beyan Tefsiri’ndeMeal “Muhakkak ki Allah, bir sivrisineği ve ondan daha küçüğünü misal vermekten çekinmez. Artık iman edenler, onun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler, İnkâr edenler ise "Allah bu misalle ne demek istedi?" derler. Onunla birçoğunu şaşırtır ve yine onunla birçoğunu doğru yola getirir. Onunla ancak, fasıkları saptırır. Onlar öyle sapıklardır ki, kesin söz verdikten sonra sözlerinden dönerler. Allah'ın, ziyaret edilip hal ve hatırının sorulmasını istediği kimseleri ziyaretten vazgeçerler ve yeryüzünde fesat çıkarırlar. İşte onlar gerçekten zarara uğrayanlardır.” Bakara, 2/26-27Ayetin nazil olma sebebiMuhakkak ki Allah, bir sivrisineği ve ondan daha küçüğünü misal vermekten çekinmez.” Allah Kuranda sinekten, örümcekten söz edip bunlarla müşriklere darb-ı meseller verince, Yahudiler buna güldüler, alay ettiler ve “Bu, Allah’ın sözüne benzemez” dediler. İşte bunun üzerine bu âyet nazil olmuştur. Bursevi, Ebû Mansûr bu konuda şöyle der "Cisim ve cüssesi küçük olan varlıkları yaratmasında Allah’ın varlığına ve birliğine olan delil, büyük varlıkları yaratmasındakinden daha çok ve ilginçtir. Meselâ tüm insanlık bir sivrisineği, ya da bir sineği var etmek için bir araya gelseler, bunun ihtiyacı olan ağzı, burnu, gözü, ayak ve elleri yapmaya kalkışsalar, hiçbir zaman buna güç yetiremezlerdi. Belki de, onun çok çok üzerinde büyük kemiklerden oluşan bir cisim tasvir edebilirlerdi, fakat bir sivrisineği asla. Düşünün Allah, bir sivrisineğe, hacminin küçüklüğü ve değersizliğine rağmen, büyük bir filde bulunan bütün organları vermiştir.” Bursevi, s. 108Bakara Suresi 26-27. ayetler Kadı Beydavi tefsirindeMeal“Onlar, kuvvetli söz alınmasından sonra, Allahın ahdini bozarlar. Allah’ın emrettiği bağları keserler. Ve yeryüzünde bozgunculuk yaparlar. İşte onlar hüsrana uğrayanların ta kendileridir.” Bakara, 2/27Açıklaması “Allah onunla birçoğunu saptırır.” “Birçoğuna da hidayet eder.”Ayetin bu kısmı “Allah, mesel olarak bununla neyi kastetmiştir?” demelerine cevaptır. Cevapta geniş zaman kipiyle “saptırır — hidayet eder” denilmesi yeniden yeniye bu fiillerin tezahürünü hissettirmek “Allah onunla birçoğunu saptırır. Birçoğuna da hidayet eder.” denilirken her iki taraf için de “çoğunu” denilmesi onların kendi nefislerine nazarladır, yoksa mukabiline göre değildir. Çünkü dalalette olanlara nisbetle hidayette olan, Cenab-ı Hakkın ayetlerde bildirdiği gibi daha iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır.” Sad, 24- “Ama kullarım içinde çok şükredenler, azdır.” Sebe, 13” Beydavi, s. 99-100“Allahu Teâlânın ancak fasık olanları saptıracağını fısk sıfatına dayandırarak söylemesi onları idlal için hazırlayan ve onları dalalete sevk edenin fısk olduğuna delalet eder. Çünkü, onların küfrü, haktan yüz çevirmeleri ve batılda ısrarları, onların fikirlerinin yüzlerini meselin hikmetinden temsil getirilen şeyin hakir oluşuna çevirdi. Böylece cehaletleri kökleşti ve dalaletleri ziyadeleşti, bunun sonucu olarak o meseli inkâr ettiler ve onunla dalga geçtiler.” Beydavi, s. 101Allah’ın emrettiği bağlar“Allah’ın emrettiği bağları keserler.” Bundan murat, Allah’ın razı olmayacağı şekilde her türlü ilişkiyi kesmek olabilir. Mesela,Yakınlar arasında sıla-i rahmi kesmek,Mü’minlere dostluktan yüz çevirmek,Peygamberler ve kitaplar arasında ayırım yapmak,Cemaatle beraber olmayı terk etmekVe diğer bütün hayrı terk ve şerri alıp —vermek tarzındaki bunların hepsi her türlü vasıl ve fasılda bir araya getirme ve ayırmada maksud-u bizzat olan Allah’la kul arasındaki bağı kesmek hükmündedir. Beydavi, s. 102Bakara Suresi 26-27. ayetler Muhammed Esed meal-tefsirindeMeal “Bakın, Allah, bir sivrisineği [hatta] ondan daha küçük bir şeyi örnek getirmekten kaçınmaz. İmana ermiş olanlara gelince, onun Rablerinden gelen bir hakikat olduğunu bilirler. Hakikati inkara şartlanmış olanlar ise, “Bu örnek ile Allah ne demek istiyor acaba?” derler. Bu yolla Allah, bir çoğunu saptırırken bir çoğunu da doğruya yöneltir, fakat fasıklardan başkasını saptırmaz, onlar ki, [fıtratlarına] yerleştirildikten sonra Allah'a karşı taahhütlerini bozarlar, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeyi koparıp ayırırlar ve yeryüzünü fesada verirler İşte bunlardır hüsrana uğrayanlar.” Bakara, 2/26-27Allah'a verilen sözün bozulması nedir?Açıklaması “Allah'a karşı taahhüt” ki geleneksel olarak “Allah'ın ahdi” diye çevrilir, burada, açıkça, insanın kendisine yaratılıştan verilen aklî ve maddî nimetleri Allah'ın istediği şekilde kullanması yolundaki ahlakî sorumluluğuna işaret eder. Bu sorumluluğun “üstlenilme”si, akıl melekesinden kaynaklanır; ki bu meleke, doğru kullanıldığında, insanı kendi davranışları ile ilgili olarak Allah'ın iradesini tedricen kavramaya yöneltir. “Allah'a karşı taahhüt”ün bu şekildeki yorumunu, İncelenmekte olan bölümden ne önce ve ne de sonraki ayetlerde herhangi bir özel “ahit”e değinilmemiş olması gerçeği de teyid etmektedir. Bu bağlamda herhangi bir açıklayıcı referansın kasıtlı olarak ihmal edilmiş olması, “Allah'a karşı taahhüt” ifadesinin, bu beşerî durumun temelindeki bir şeyi ifade ettiğini ve bu nedenle, hem bilinçli tecrübe yoluyla hem de içgüdüsel olarak algılanabileceğini gösterir yani, Allah ile yaratılıştan kurulan ve O'nu “insana şahdamarından daha yakın” 5016 yapan bir ilişki.” Esed, s. 55KaynaklarKadı Beydavi, Muhtasar Beydavi Tefsiri, Cilt 1, Çev Şadi Eren, Selsebil Yayınları, İstanbul, Hakki Bursevi, Ruhul-Beyan Tefsiri, Cilt 1, Damla Yayınevi, İstanbul. Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır, Hak Dini Kur'an Dili, Cilt 1, Azim Dağıtım, Esed, Kuran Mesajı Meal-Tefsir, Çev Cahit Koytak, Ahmet Ertürk, İşaret Yayınları, İstanbul, 2015. Bakara Suresi 261. ayeti ne anlatıyor? Bakara Suresi 261. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...Bakara Suresi 261. Ayetinin Arapçasıمَثَلُ الَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ كَمَثَلِ حَبَّةٍ اَنْبَتَتْ سَبْعَ سَنَابِلَ ف۪ي كُلِّ سُنْبُلَةٍ مِائَةُ حَبَّةٍۜ وَاللّٰهُ يُضَاعِفُ لِمَنْ يَشَٓاءُۜ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَل۪يمٌ Bakara Suresi 261. Ayetinin Meali AnlamıMallarını Allah yolunda harcayanların misâli, yedi başak bitiren ve her başakta yüz dâne bulunan bir tek tohumun hâli gibidir. Allah, dilediğine kat kat fazlasını da verir. Çünkü Allah, lutfu pek geniş olan ve her şeyi hakkıyla Suresi 261. Ayetinin TefsiriÂyet-i kerîme, mü’minin Allah yolunda yaptığı harcamaların durumunu anlatmak üzere, duyguları coşturan ve duyarlı bir vicdanı derinden etkileyen şöyle canlı bir tabiat tablosu çizmektedir Ekime hazır tarlasının başında bir adam ve elinde sadece bir buğday dânesi var. Onu toprağa ekiyor. Topraktan bir kök bitiyor. Bu kökten çatallanarak yedi başak çıkıyor. Her bir başağın içinde gizlenmiş yüz dâne bulunmaktadır. Hatta bir dânenin Allah’ın izniyle bundan daha fazla vermesi de mümkündür. Çünkü Allah vâsidir; kullarına olan ikram ve ihsanı asla daralmaz, bitmez, tükenmez. Alîm’dir; kalplerin derinliklerine gizlenen niyet ve düşünceleri bilir, ona göre kat kat ve daha fazla verir. İşte mü’minin Allah yolunda verdiği sadakanın durumu da bunun gibidir. Yahut mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, böyle bir dâneyi toprağa eken karşılığında yedi yüz veya daha fazla dâne elde eden çiftçinin durumu yolunda verilen sadakanın kat kat artırılmasını Peygamber Efendimiz de şöyle bir benzetmeyle izah etmektedir “Her kim temiz ve helâl olan kazancından bir tek hurmaya denk olabilecek bir şey bile tasadduk ederse Allah onu kabul buyurur. Çünkü Allah ancak temiz olanı kabul eder. Sonra onu, sizden birinizin tayını terbiye edip büyüttüğü gibi, artırıp çoğaltır. Nihayet o sadaka dağ kadar olur.” Buhârî, Zekât 8; Müslim, Zekât 63Bu örneklerle Allah yolunda koşacak ve O’nun yolunda infakta bulunacak kimselerin, Allah için sarfedilen ve ekilen dânelerin ne kadar feyizli, bereketli ve sevaplı olacağını anlamaları istenmektedir. Dolayısıyla mü’minler bir dâneyi bile küçük görmemeli, zayi etmemeli ve Allah’tan hiçbir şey kıskanmamalıdırlar. Ellerinde ne varsa, bir buğday dânesi bile olsa, Allah yolunda harcamalı ve bundan çekinmemelidirler. Allah’ın hikmet nizamı ve yeniden diriltiş sırrı ile toprağa atılan bir dâne, toprakta bitip filizlenerek yedi yüz veya daha fazla dâne verdiği gibi; insanlar da öldükten sonra dirilecekler ve dünyada Allah için yaptıkları fiiller böyle son derece bereketli bir şekilde artarak, temessül ederek terazi kefelerine konacaktır. Ayrıca bu örnekte, zıraat ilminde terakki edilip gerekli uygulamalar yapıldığı takdirde bir dâneye karşılık en az yedi yüz dâne alınabileceğine dair bir müjde de vardır. Bugün zıraat alanında kaydedilen teknik ilerlemeler sayesinde, bir buğday dânesinden çıkan çimleri çatallandıktan sonra ayırarak fide hâlinde dikmek sûretiyle bir dâneden 2000 dâneyi aşkın hâsılat alınabildiği tecrübe Hak, kendi yolunda ihlasla ve âdâbına uygun yapılan harcamalara büyük mükafatlar vadederek şöyle Suresi tefsiri için tıklayınız...Kaynak Ömer Çelik TefsiriBakara Suresi 261. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız... İslam ve İhsan Bakara Süresi 172-173. Ayetin Meali ve Tefsiri & İbn KesirBakara Süresi 172. Ayet Meali Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin, eğer siz yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız, O’na şükredinBakara Süresi 173. Ayet Meali Allah size ancak leşi, kanı, domuz etini ve Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Her kim bunlardan yemeye mecbur kalırsa saldırmadan ve sınırı aşmadan bir miktar yemesinde günah yoktur. Şüphe yok ki Allah, çokça bağışlayan, çokça esirgeyendirHaram Yiyenin Duası Kabul Olur mu?Bakara Süresi 172-173. Ayet Tefsiri Cenab-ı Hak mümin kullarına, eğer kendilerini Allah’ın kulları kabul ediyorlarsa, onlara verdiği hoş rızıklardan yemelerini ve bu nimetlerden dolayı kendisine şükretmelerini emrediyor. Haram yemek, dua ve ibadetin kabulüne engel olduğu gibi, helal yemek de dua ve ibadetin kabul edilme şöyle buyurmuştur Şüphesiz Allah hoştur ve ancak hoş olanı kabul eder. Allah peygamberlere verdiği emrin aynısını müminlere de vermiştir. Zira Allah Peygamberler! Temiz olan şeylerden yiyin, güzel işler yapın. Ben sizin yaptıklarınızı hakkıyla bilmekteyim 1’ buyurdu. Yine Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin’ buyurmuştur. Sonra Allah Resulü uzun bir yolculuğa çıkmış, üstü başı dağınık ve tozlu bir adamın ellerini göğe kaldırarak Ya Rabb, ya Rabb’ diye dua etmesinden bahsettikten sonra şöyle buyurmuşturOnun yediği haram, içtiği haram ve giydiği haramken ve haramla beslenmişken duası nasıl kabul olunur ki?Kaynak İbn Kesir / İbn Kesir Tefsiri Tefsiru’l Kur’an’il Azim / C 2 / bkz 7-81- Müminun 51 ❬ Önceki Sonraki ❭ Your browser doesn’t support HTML5 audio ۞ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَسْتَحْىِۦٓ أَن يَضْرِبَ مَثَلًا مَّا بَعُوضَةً فَمَا فَوْقَهَا ۚ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فَيَعْلَمُونَ أَنَّهُ ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّهِمْ ۖ وَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَيَقُولُونَ مَاذَآ أَرَادَ ٱللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًا ۘ يُضِلُّ بِهِۦ كَثِيرًا وَيَهْدِى بِهِۦ كَثِيرًا ۚ وَمَا يُضِلُّ بِهِۦٓ إِلَّا ٱلْفَٰسِقِينَ İnnallâhe lâ yestahyî en yadribe meselen mâ beûdaten fe mâ fevkahâ fe emmellezîne âmenû fe ya’lemûne ennehul hakku min rabbihim, ve emmellezîne keferû fe yekûlûne mâzâ erâdallâhu bi hâzâ meselâmeselen, yudıllu bihî kesîran ve yehdî bihî kesîrâkesîran ve mâ yudıllu bihî illel fâsıkînfâsıkîne. Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. Allah onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır. Türkçesi Kökü Arapçası muhakkak إِنَّ Allah اللَّهَ değildir لَا çekinecek ح ي ي يَسْتَحْيِي أَنْ misal vermekten ض ر ب يَضْرِبَ bir örneği م ث ل مَثَلًا gibi مَا bir sivrisineği ب ع ض بَعُوضَةً hatta olanı فَمَا onun da üstünde ف و ق فَوْقَهَا gerçekten فَأَمَّا kimseler الَّذِينَ inanan ا م ن امَنُوا bilirler ع ل م فَيَعْلَمُونَ kesinlikle o أَنَّهُ haktır gerçektir ح ق ق الْحَقُّ -nden مِنْ Rableri- ر ب ب رَبِّهِمْ ve ise وَأَمَّا edenler الَّذِينَ inkar ك ف ر كَفَرُوا derler ki ق و ل فَيَقُولُونَ neyi مَاذَا istedi kasdetti ر و د أَرَادَ Allah اللَّهُ bu بِهَٰذَا misalle م ث ل مَثَلًا saptırır ض ل ل يُضِلُّ onunla بِهِ bir çoğunu ك ث ر كَثِيرًا ve yine yola getirir ه د ي وَيَهْدِي onunla بِهِ bir çoğunu ك ث ر كَثِيرًا -maz وَمَا saptır- ض ل ل يُضِلُّ onunla بِهِ başkasını إِلَّا fasıklardan ف س ق الْفَاسِقِينَ Diyanet İşleri Başkanlığı Allah, bir sivrisineği, ondan daha da ötesi bir varlığı örnek olarak vermekten çekinmez. İman edenler onun, Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. Küfre saplananlar ise, “Allah, örnek olarak bununla neyi kastetmiştir?” derler. Allah onunla birçoklarını saptırır, birçoklarını da doğru yola iletir. Onunla ancak fasıkları saptırır. Diyanet Vakfı Şüphesiz Allah hakkı açıklamak için sivrisinek ve onun da ötesinde bir varlığı misal getirmekten çekinmez. İman etmişlere gelince, onlar böyle misallerin Rablerinden gelen hak ve gerçek olduğunu bilirler. Kâfir olanlara gelince Allah böyle misal vermekle ne murat eder? derler. Allah onunla birçok kimseyi saptırır, birçoklarını da doğru yola yöneltir. Verdiği misallerle Allah ancak fâsıkları saptırır çünkü bunlar birer imtihandır. Elmalılı Hamdi Yazır Sadeleştirilmiş Allah bir sivrisineği, hatta üstündekini örnek vermekten sıkılmaz. İman edenler bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. Kafirler ise Allah böyle bir örnek ile ne demek istemiş?» derler. Evet! Allah onunla bir çoğunu da şaşırtır, yine onunla bir çoğunu yola getirir. Onunla ancak fasıkları şaşırtır Elmalılı Hamdi Yazır Muhakkak ki Allah bir sivri sineği, hatta daha üstününü misal getirmekten çekinmez. İman edenler bilirler ki, o şüphesiz haktır, Rabb´lerindendir. Ama küfre saplananlar Allah böyle bir misal ile ne demek istedi?» derler. Allah onunla birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir. Onunla ancak o fasıkları şaşırtır. Ali Fikri Yavuz Muhakkak ki Allah, sivri sinek ve ondan büyüğü ile hakkı açıklamak için misâl getirmeyi terk etmez. Artık iman edenler, bunun misâlin Rablerinden gelen bir hakikat olduğunu bilirler. Amma kâfirler “- Allah bu misâl ile ne murâd etmiştir?” derler. Cenâb’ı Allah o misalle, bir çoğunu şaşırtıp saptırır ve yine onunla bir çoğunu yola, hidâyete eriştirir ve onunla ancak fâsıkları şaşırtır. Bu, kâfirlerin tekzîbi ve müminlerin iman etmeleri sebebiyle olur. Elmalılı Hamdi Yazır Orijinal Bilmeli ki Allah bir sivrisineği hattâ daha üstününü bir mesel yapmaktan sıkılmaz, iman edenler bilirler ki o şüphesiz hakdır, rablarındandır, amma küfre saplananlar Allah böyle bir mesel ile ne murad etmiş? derler, evet Allah onunla bir çoklarını şaşırtır, yine onunla bir çoklarını yola getirir, hem onunla ancak o fasıkları şaşırtır Fizilal-il Kuran Allah bir sivrisineği ve biyolojik açıdan onun daha üstünde olan bir canlıyı örnek olarak göstermekten çekinmez. İman edenler onun Rabbleri tarafından ortaya konmuş bir gerçek olduğunu bilirler. Kâfirler ise ´Allah ne amaçla bu örneği gösterdi?» derler. Allah bu örnek ile bir çoklarını sapıklığa düşürür ve bir çoklarını da hidayete erdirir Onunla sadece fasıkları sapıklığa düşürür. Hasan Basri Çantay Hakıykat bir sivri sinek olsun, daha üstündeki büyüğü olsun her hangi bir şey´i Allah mesel ve misâl getirmekden çekinmez. Artık îman edenler onun Rablerinden gelen bir gerçek olduğunu bilirler. Kâfirler ise Allah bu misâl ile ne murad etmişdir» derler. Allah onunla bir çoğunu şaşırtır, yine onunla bir çoğunu yola getirir. Onunla fâsıklardan başkasını şaşırtmaz. İbni Kesir Şüphe yok ki, Allah, bir sivri sineği ve ondan küçük bir şeyi misal getirmekten çekinmez. İman etmiş olanlar bunun Rablarından bir gerçek olduğunu bilirler. Kafirler ise; Allah bu misali vermekle ne murad etmiş? derler. Allah onunla bir çoğunu sapıtır, bir çoğunu da hidayete erdirir. Bununla fasıklardan başkasını saptırmaz. Ömer Nasuhi Bilmen Şüphe yok ki, Allah Teâlâ bir sivrisineği ve onun üstünde bulunanı mesel olarak irad buyurmaktan istihya etmez. İmdi imân etmiş olanlar bunun Rableri tarafından bir hak olduğunu bilirler. Kâfir olanlar ise, Allah bununla mesel olarak ne murad etti?» derler. Hak Teâlâ bu mesel ile birçoklarını dalâlette bırakır, birçoklarını da hidâyete eriştirir. Allah Teâlâ bununla ancak fâsık olanları dalâlete düşürür. Ömer Nasuhi Bilmen Şüphe yok ki, Allah Teâlâ bir sivrisineği ve onun üstünde bulunanı mesel olarak irad buyurmaktan istihya etmez. İmdi imân etmiş olanlar bunun Rableri tarafından bir hak olduğunu bilirler. Kâfir olanlar ise, Allah bununla mesel olarak ne murad etti?» derler. Hak Teâlâ bu mesel ile birçoklarını dalâlette bırakır, birçoklarını da hidâyete eriştirir. Allah Teâlâ bununla ancak fâsık olanları dalâlete düşürür. Tefhim-ul Kuran Şüphesiz Allah, bir sivrisineği olsun, ondan üstün olanını olsun herhangi bir şeyi örnek vermekten çekinmez. Böylece iman edenler, kuşkusuz bunun Rablerinden hak olduğunu bilirler; küfredenler ise, Allah, bu örnekle neyi amaçlamıştır?» derler. Oysa Allah, Bununla birçoğunu saptırır, birçoğunu da hidayete ulaştırır. O bununla ancak fasıkları saptırır.

bakara suresi 26 ayet tefsiri