🦀 Haçlı Seferleri Sonuçları Maddeler Halinde

4. Haçlı Seferleri’nin Sonuçları. 4.1.1. Entelektüel Gerileme. Haçlı Seferleri’nin en yıkıcı etkisi İslamın hayat görüşü üzerinde oldu. Mutlak vahye dayanan her din, kendi dışındaki gerçekliklere karşı müsamahakâr olmak durumundadır. UluslarasıHaçlı Seferleri Sempozyumu, Ankara, 1999, ss. 196-197. 12Necati Demir , “Anadolu’da Teşekkül Etmiş Destani Halk Hikayelerinde Haçlı Seferlerinin İzleri” s. 197. 13Necati Demir , “Anadolu’da Teşekkül Etmiş Destani Halk Hikayelerinde Haçlı Seferlerinin İzleri” s. 197. Haçlıordusunun Anadolu’ya doğru ilerlediğini öğrenince Bizans’la antlaúma yapmak zorunda kaldı. • Antlaúmaya göre Antalya ve çevresindeki bazı yerler Bizans’a bırakıldı. II. Kılıç Arslan Dönemi (1155-1192): • Haçlı Seferleri’nin Anadolu’da yarattığı otorite boluğundan faydalanan Bizans İmparatoru Manuel Haçlı Seferleri Sebep Ve Sonuçları Haçlı Seferleri Sebep Ve Sonuçları İslâm düşmanı papaların Kudüs'ü Müslümanları hakimiyetinden kurtarmak ve Müslümanları Anadolu ve Avrupa'dan atmak gayesiyle başlattıkları seferlere verilen âd. İslâmiyet’in Hıristiyanlığın aksine büyük bir süratle yayılması HaçlıSeferi (1270) Fransa Kralı Sen Lui, kardeşinin kışkırtmalarıyla son Haçlı Seferi'ne çıktı. O sırada Tunus'tan kalkan Arap korsanları, doğuya giden Hıristiyan gemilerine zarar veriyordu. Bu yüzden Tunus'a sefer düzenleyen Sen Lui ve ordusunun yarısı, veba salgını nedeniyle öldü. Haçlı Seferleri'nin Sonuçları. HAÇLI SEFERLERİ (1096-1270) Avrupalıların Bizans’ın da Malazgirtten itibaren kendilerinden yardım istemelerinden esinlenerek Hristiyanlarca kutsal sayılan Kudüs başta olmak üzere urfa,Antakya,İskenderiye gibi şehirleri Müslümanların elinden almak için 4 tanesi Anadolu üzerinden diğer 4 tanesi deniz yoluyla olmak üzere 11.yy. sonlarından 13.yy. sonlarına kadar sefere Ortaçağda Asya ve Avrupa'yı sonuçları itibariyle dünyayı etkileyen en önemli olay Haçlı Seferleridir. Haçlı Seferleri yaklaşık iki yüz yıllık bir süreçte değişik zamanlarda gerçekleştirilen sekiz seferden oluşmaktadır. XI. Yüzyıl ile XIII. yüzyıl arasındaki bu seferlerden ilk dördü karadan ve Anadolu üzerinden diğer dördü ise denizden yapılmıştır. Temel S. SaMeT46 Harbi Aktif Üye. 28 Şubat 2008. #1. HAÇLI SEFERLERİNİN NEDENLERİ. Hristiyanların büyük kitleler halinde islamlar üzerine yürümelerinin dini, ekonomik siyasal ve diğer bir takım nedenleri vardır. 1- DİNİ NEDENLER. Kluni Tarikatı ; Fransa ' nın Burgonya eyaletinin Kluni manastırında kurulan kluni tarikatı X FikretIşıltan) (1992), Haçlı Seferleri Tarihi: II. Cilt Kudüs Krallığı ve Frank Doğu, Ankara:Türk Tarih Kurumu Yayınları ISBN ; Runciman, Steven (Tr. çev. Fikret Işıltan) (1992), Haçlı Seferleri Tarihi: III. Cilt Akka Krallığı ve Haçlı Seferleri, Ankara:Türk Tarih Kurumu Yayınları ISBN 975-16-0511-3 DinselNedenler. Birinci Haçlı Seferi (1096-1099) İkinci Haçlı Seferi (1147-1149) Üçüncü Haçlı Seferi (1189-1192) Dördüncü Haçlı Seferi. Haçlı Seferlerinin Sonuçları. Hıristiyanlık dininin peygamberi olan Hz. İsa Kudüs’te yaşamıştır. Bu yüzden Kudüs ve çevresi Hıristiyanlık için kutsal topraklardır. ÇalımamızınBirinci Bölümü‟nde sebepleri ve sonuçları ile Haçlı Seferleri‟nin bir değerlendirilmesi yapılmıtır. Tezimizin iskeletini tekil eden İkinci Bölüm‟de ise, Anonim Süryani Vakayinamesi‟nin 1. Haçlı Seferi‟ni içeren metni üzerinde tahkik çalıması yapılmıtır. Alp Hamuroğlu, „Hıristiyanlığın ‚Haklı’ ve ‚Kutsal’ Savaşı Haçlı Seferleri“, „Haçlı Seferleri’nin Tarihsel Sonuçları – 1 / Seferler Sonrası Avrupa ve Avrupalılık“ ve „Haçlı Seferleri’nin Tarihsel Sonuçları – 2 / Seferler Sonrası Doğu ve Doğulular“ (Bilim ve Gelecek, Sayı 82, Aralık 2010, s lISwWn. Bunları İncelediniz mi ? Ülkemizde otomobil iletişim beyaz eşya ve sanayi alanında üretilen ürünler nelerdir Ülkemizde otomobil iletişim beyaz eşya ve sanayi alanında üretilen ürünler buz dolobı araba uçak motor çamaşır ve bulaşık makinesi maki... Suyun elementlerine ayrılması fiziksel bir olaymıdır kimyasal mı neden ?Suyun elementlerine ayrılması kimyasal değişimdir. Çünkü su bileşiği oksijen ve hidrojen elementlerinden meydana gelir. Eşeysel bezlerin hastalıkları nelerdirşeker hastalığı pankreas ta salgılanan insulin hormonunun az olması ile olusur. Yeteri kadar iyot almadığımızda tiroit bezinin büyümesine gu... Haçlı Seferleri’nin İslam dünyası içindeki bir sonucu, Türklerin İslamın esas savunucusu ve tek temsilcisi haline gelmeleridir. Seferler sonucunda Avrupa’nın İtalyan ticaret kentleri tarafından daha büyük bir pazar haline getirilmesi, Doğu’dan gelen mallara açılması, Doğu’da büyük bir ekonomik hareketlenmeye yol açtı. Haçlı Seferleri Avrupalılara, Akdeniz ile Doğu kapısı ve yolunun kapandığını göstermişti. Bunun yol açtığı gelişme Doğu’ya gitmek için başka yollar aranması ve sonucunda coğrafi keşifler oldu. HAÇLI SEFERLERİ’NİN ORTADOĞU’DA KALAN, BÖLGEYE YERLEŞEN AVRUPALILAR İÇİN SONUÇLARI 1095-1270 yıllarında arasında yapılan sekiz Haçlı Seferi’nde Avrupalılar, İsa’nın mezarının Hıristiyanlarda kalması, kutsal toprakların ele geçirilmesi şeklindeki dinsel “amaç”larına ulaşamadılar. Askeri bakımdan, kalıcı olmayan, belirleyici ve çok önemli olmayan kısmi başarılar elde ettilerse de hep yenilgilere uğradılar. Siyasi açıdan, kurdukları ve yaşatmaya çalıştıkları devletlerin yok olmasını önleyemediler. Avrupalıların Ortadoğu’ya getirdiği Avrupa’nın feodal idari sistemi ve feodal ilişkileri 1 varlığını sürdüremedi ve yerleşemedi. Devletler, kuruluşlar Haçlı Seferleri ile Doğu’ya yerleşen Avrupalıların bölgeye kültürel anlamda bir katkıları olmadı. Haçlı Seferleri sırasında Akdeniz’in doğusunda kurulan Cermen ve Latin devletlerden ve prensliklerden hiçbiri yaşamadı. İlk sefer sırasında kurulan Cermen kolonilerinden de kalan olmadı ama sondaki seferlerde kurulan bazı ticaret kolonileri, liman kentlerindeki Avrupalı yerleşmeler -ki bunların hepsi İtalyan ticaret kentlerinin uzantısı oldular- ticaretin sürdürülmesini sağlayacak şekildeki bağlantı merkezleri ve ticaret kentlerinde bürolar yürüten temsilcilikler olarak kalıcı olacaklardı. Sömürgeleştirme ve koloniler kurma başarısız ve sonuçsuzdu, ama yürütülen ticaret mekanizmaları yüzyıllar boyu Avrupa’nın alışverişinin ve kültürel iletişiminin araçları işlevini görecekti. Bölge devletçikleri, başta şeker fabrikaları en büyüğü Akkâ’da olmak üzere bütün sahil kentlerinde şeker kamışından üretilen şeker fabrikaları kurulmuştu ve büyük çaplı dokuma tezgâhları olmak üzere üretim alanına girdiler. 13. yüzyılda Avrupa’ya ithal edilen şekerin tamamı outremerden gelmekteydi. Bunlar ve başka tarım ürünleri şifalı otlar, baharat, pelesenk denilen balsam vb. ile kimyasal maddeler boya malzemeleri vb. sayesinde Haçlı devletçikler çok zengindi. Sorun, çatışmalar, istikrarsızlık ve hedefsizlik yüzünden zenginliklerin savrulup gitmesindeydi. 14. yüzyılın ilk çeyreğinden kalma ve Bağdat’ın 1258’de Moğollar tarafından istilasını ve düşüşünü betimleyen bir minyatür. Kimilerinin uzun süre varlıklarını koruduğu Latin Doğu devletlerinde, düşünsel alanda hiçbir gelişme olmadığı gibi, kültürel alanda, “Batılı” Haçlı devletlerinden uygarlık dünyasına, Avrupa’ya ve Hıristiyanlığa herhangi bir katkı görülmedi. Bütün dönem boyunca, Yunan, Roma, Arap ve Doğu kültürlerinin ve antik dünyanın birikiminin Hıristiyanlıkla buluşma yeri outremer değil, Sicilya’ydı. İnsanlar, toplumlar Bölgeye yerleşen Avrupalılar Ortadoğu topraklarındaki yeni hayatlarında bölge insanlarının düzeyine tam olarak çıkamadılar. Bölgenin adetlerini tam olarak benimsemediler. Ortadoğu ülkelerinin kurumlarına güvenmemişler, yaşantısını yadsımışlardı. Çocuklarının eğitim görmesini isteyenler, onları iyi eğitim veren medreseler ve bölge kiliselerinin çok yönlü eğitim yapan manastırları yerine Avrupa’da okutmaya devam ettiler. 2 Avrupalı Haçlılar, Doğulu hekimlere güvenmiyorlar, tedavilerini Frank “doktorlara” yaptırmak istiyorlardı. Yabancısı oldukları tedavilerden kaçınmaları genel bir tutumdu. Başlarına gelenleri, karşılaştırma yapabildikleri için zaman içinde anlayacaklardı. Uzun süre hamam kullanma alışkanlığı kazanamadılar. Giysilerini değiştirme konusunda tutucuydular, sıcak iklimin uygun malzemesi olan ipekli ve pamuklulara kolayca geçemediler. Bunlara rağmen Avrupalılar Doğulu görgü ve adetlere yavaş yavaş da olsa uydular. İklimin zorladığı yerel kıyafetleri uzun bir süre sonra benimsediler. Yemek düzenine, yemeklerde safran ve çeşitli baharatları, rayihalı otları kullanmaya, yemekten sonra meyveler ve tatlılar yemeye, çay içmeye, halılar ve divanlar üstünde oturmaya, dans gösterisi izlemeye, müzikle eğlenmeye zaman içinde alıştılar. Tedavi yöntemlerinin gelişmişliği yüzünden Avrupalılar bir süre sonra Doğulu hekimleri tercih eder oldular. Doğulu hekimler tercih edildiği ölçüde, geleneksel Frank tabipleri hasta bulamaz oluyor, bu Avrupalı tabipler ancak Avrupa’dan yeni gelenlere bakabiliyorlar, ilkel tedavi uygulamalarını yalnız onlara yapabiliyorlardı. Sonraki Haçlı Seferleri’yle gelenler, kendilerinden önce gelen Avrupalıların kendilerinden farklı yaşayışlarını, anlayışlarını, davranışlarını, özelliklerini, özetle “başka türlü bir hayata” başlamış olduklarını görüyorlardı. Bölgeye yerleşen Avrupalıların çoğu Suriyeli, Arap, Ermeni ve Bizanslı kadınlarla evleniyor, bu yüzden de hem kendileri hem de çocukları “başka türlü” oluyordu. Üstelik artık Toulouselu, Rheimslı, Mainzlı, Frankfurtlu değiller, Antakyalı, Surlu, Kudüslü, Filistinli idiler. İki üç kuşak geçince “Frank”, “Cermen”, “Romalı” olmaktan da çıkıyorlardı! Papalık ve yeni gelen Haçlılar, “din düşmanı kâfirler”in örf ve adetlerinin benimsenmemesi için bazen resmi uyarılar ve hatta zorlamalar yapıyor, Doğu’ya yerleşmiş Hıristiyanların Doğululara yönelmelerini, özenmelerini, benzemelerini önlemeye çalışıyorlardı. Domuz eti yememeye alışan yerleşmiş Avrupalılar, papalığın bir yazısıyla domuz eti yemedikleri için kınanmışlardı. Ayrıca yerleşmiş Avrupalılar arasında Avrupa’da bile görülmeyen ölçülerde “bozulma” da mevcuttu. Kentler genelevlerle dolu, ahlaksızlık ve soygunculuk yaygındı. Yalnızca halktan insanlar değil papazlar ve rahipler bile evlerini genelev olarak kullanıyordu. Yeni gelen Avrupalılar yadırgadıkları bu duruma bir süre sonra kendileri de giriyordu. Salaheddin ele geçirdiği kentlerde genelevleri kapatmış, yönetici-işletmeci papazları hapse attırmış, fahişeleri şehir dışına sürmüştü. Doğu Roma İmparatorluğu seferlerin sonunda artık göstermelik bir imparatorluk haline geldi. Ancak yerleşen Avrupalılar, zaman içinde Araplar ve Türkler gibi giyinmelerine ve yaşamalarına rağmen yabancı topraklarda yabancı olmaktan da kurtulamıyorlardı. Hem onlardan olmayı kabul etmiyorlar, hem de kabul etseler bile başaramıyorlardı. Oraların “yerlisi” değillerdi. İşgalci oldukları ne unutulabilir, ne de değiştirilebilirdi. Vazgeçemeyecekleri rahat ve keyifli hayattan koparılacakları, gönüllü olarak bırakamayacakları bu yerlerden sürülerek gidecekleri günü bekliyor gibiydiler. Gerçek yerlilerin bakışına göre ise Avrupalıların, kötülük getirme, zarar verme dışında oraya hiçbir “katkısı” yoktu. Ne bir eğitim kurumu açmışlar, ne de kendi kültürlerinden bir şey getirmişlerdi. Avrupalılarla “cennet toprakları”na “kan, ölüm ve acı” yağmıştı. 3 Yine de en son gelenler “en kötüler” oluyordu. İlk gelenler, en son gelenlerden önce gelenler, hep daha “iyiydi”. HAÇLI SEFERLERİ’NİN DOĞU VE DOĞULULAR İÇİN SONUÇLARI Seferler sonucunda Avrupa’nın İtalyan ticaret kentleri tarafından daha büyük bir pazar haline getirilmesi, Uzakdoğu da dahil Doğu’dan gelen mallara açılması, Doğu’da büyük bir ekonomik hareketlenmeye yol açtı. İhraç edilen mal miktarı arttığı gibi mallar daha da çeşitlendi. Sonuç olarak bu Doğu’da eskiye göre daha da zenginleşmeye yol açtı. 4 Bölge olarak Ortadoğu Haçlıların geçtiği ve belirli bir dönem hâkim olduğu yerler ekonomik, ekolojik, demografik, kültürel ve tarihsel bakımlardan büyük zarar gördü. Zanaat merkezleri, üretim yerleri yok edildi, yün, ipek ve keten dokuyucusu yüz binlerce emekçi, çeşitli alanlarda üretim yapan yüz binlerce zanaatkâr öldürüldü ya da işsiz kaldı. Bulundukları yerlerde üretici olan insanlar göç etmeye mecbur kaldılar. Kasaba ve kent kütüphaneleri yakıldı, kültürel değerler yok edildi. Geniş tarım alanlarında üretim uzun yıllar boyu ya durdu ya da topraklar gerektiği ve her zaman olduğu gibi değerlendirilemedi. Bölgenin yaşadığı bu felaket, -doğal afetler dışında- ne geçmişte yaşanmıştı, ne de gelecekte yaşanacaktı. Bölgedeki göreli istikrar ve barış tam bir kesintiye uğradı. Çatışma ve savaş her şeyin önüne geçti. Yerleşik ilişkiler bozuldu. Huzur ve sükûnet için bir şans kalmadı. Avrupa’da kazançlı bir “iş” olan savaş, Doğu’da tam bir ticaret sektörüne dönüştürülmüş gibiydi. Şövalye grupları, Haçlı çeteleri ya da örgütlü birlikler, merkezi bir amaca hizmet etmeyen şekilde ve kafalarına estiğince yerleşim yerlerine saldırırlar, yağma yaparlar, kurtuluş parası için insanları esir alırlardı. Bazen bunlar planlı ve düzenli olarak yapılırdı. Bölgedeki Yahudiler de Haçlı Seferleri’nden büyük zarar gördü. Avrupalılar, kültür, sanat ve bilim alanlarında Ortadoğu’ya hiçbir şey getirmediler. Yalnız tek bir katkıları oldu Seferlerde “şehit” olan Hıristiyanların, istekleri o yönde olduğunda, kendi yurtlarında gömülmesi için kemiklerinin gemilerle Avrupa’ya götürülmesi Doğu için beklenmedik bir olanağı ortaya çıkarmıştı. Cesetler, kemikleri açığa çıkana kadar kaynatılıyordu. İslamdaki teşrih yasağı İslam hukuku, ölüye saygı gerekçesiyle şerhaya izin vermiyordu yüzünden yapılamayan anatomi ile ilgili bilgilenmenin gereği olan diseksiyon ve otopsi, dünyada ilk defa geniş çaplı olarak bu sayede yapılabilmiş ve büyük bir ilerleme sağlanmıştı. 5 Müslümanların da içinde olduğu bütün Doğulular, Avrupalılardan alınacak bir şey olmadığını anlamışlardı. Bunun en önemli kanıtı, Hıristiyan olsun olmasın Doğuluların Avrupa dillerini öğrenmek için hiç çaba sarf etmemeleridir. Bu durumun istisnası, ticari mekanizmalarda rol olan Doğulular arasında, örneğin Kıptilerde Avrupa dillerinin belirli ölçüde öğrenilerek konuşulmuş olmasıdır. Bu yüzden Araplar ve Türkler, Latince ve Fransızca gibi dilleri ve dil aracılığıyla bu kültürleri hiç bilmediler. 6 Avrupalılar kurdukları devletlerde ve kurumlarda kendi feodal özelliklerini hâkim kılmışlardı. Doğu için farklı olan Avrupa feodalizminin özellikleri Ortadoğu’ya gelmiş oldu ama Doğu’ya nüfuz edemedi. Doğu feodalizmi biçimsel yapısını ve özelliklerini korudu. Haçlı devletlerinin yıkılmasıyla da Avrupa feodalizminin bütün özellikleri bölgeden silindi. Hıristiyan Doğu Roma İmparatorluğu Haçlı Seferleri sayesinde ayakta kalmayı umduğu, varlığını bu “yardım”la sürdürebileceğini düşündüğü için Avrupalıları, Avrupalı Hıristiyanlığı davet eden ve seferlerin başlamasına yol açan Doğu Roma İmparatorluğu, ilk seferlerde doğu yönünde kaybettiği alanların bir kısmına tekrar kavuştu. Selçukluları ilerlediği yerlerden geriye püskürttü. Bu sayede ekonomik durumu ilk dönemlerde oldukça düzeldi, ancak Avrupa ile Doğu arasında yürüttüğü ticarette oynadığı birincil rolü, İstanbul üzerinden yürüyen ticaretin yol değiştirerek İstanbul’un devreden çıkması 7 ve Venedikli tüccarlara imparatorlukta sağlamak zorunda kaldığı imtiyazlar yüzünden yeniden elde edemedi 8. Seferler sırasında donanma ve donanım üstünlüğü de tam olarak Venedik’e geçmiş, Bizans’ın bu üstünlüğe direnme şansı kalmamıştı. Norman Haçlıların “Sicilyalı” Ruggero Bizans topraklarına saldırısı karşısında çok zorlandı. Korfu Adasını da beklenmedik bir baskınla ele geçirmişlerdi. 4. seferde ise Bizans’ın Haçlıların açık saldırısına uğraması ve Konstantinopolis’in Haçlılarca fethedilmesi, Doğu Roma ve bölge tarihinde çok önemli bir rol oynadı. Avrupa ve Ortadoğu’da güç dengeleri değişti. Zamanında Hıristiyan dünyanın en zengin devleti olan Doğu Roma bir daha iflah olmadı. Helas adını alan imparatorluk iki yüzyıl sonra tarih sahnesinden silindi 1453 ama tarih sahnesinden esas “çekilmesi”, Haçlılar tarafından, Haçlılar yüzünden ve Haçlı Seferleri sırasında başlamıştı. Avrupalılar, Türklerin ve İslamiyetin yaptığından ve yapacağından çok daha fazlasıyla Doğu Roma’yı “bitirmişlerdi”. Tarih sahnesindeki rolünü sona erdirmişler, sonunu hazırlamışlardı. Doğu Roma İmparatorluğu seferlerin sonunda artık göstermelik bir imparatorluktu. Haçlı Seferleri, Bizans’ın şahsında Hıristiyanlığın Doğu’daki savunma mevzisini yıktığı için Müslümanların-Türklerin Boğazlardan Avrupa’ya geçişlerini kolaylaştırmıştı. Bunun sonucu olarak Türkler sürekli ilerlediler, Avrupa’da yeni topraklar kazandılar. yüzyılda Akdeniz ticaretinde Doğu Roma İmparatorluğunun neredeyse hiçbir payı kalmadı. Dengedeki ağırlık Doğu’dan Batı’ya kaymış, bütün güç İtalyan ticaret kentlerine geçmişti. İtalyan kentleri, bağlantıları, ilişkileri, savaş ve ticaret filoları, kolonileri ve bütün mekanizmalarıyla ticareti ve ulaşımı tekeline almıştı. Bizans, etkisi altına girdiği denizci tüccar kentlerin nüfuzunu bir daha hiç kıramadı. İstanbul’un fethinin ve yağmalanmasının esas sorumlusu olan bu ticaret kentleri, Bizans tarafından geri alınmasından sonra Konstantinopolis’teki kolonilerini tekrar kurmak, varlıklarını Bizans hâkimiyet alanlarında tekrar sürdürebilmek için çok uğraşacaklar ve bu uğurda zaman da kaybedeceklerdi. 9 Seferler sonrası Türkler, İslam dünyasının hem askeri ve hem de siyasi önderleri oldular. Doğu Roma’nın seferler yüzünden Avrupa kültürüyle de bağlarının zayıflaması birçok konuda önemli sonuçlara yol açtı. İmparatorluk Latince ve Grekçe’yi birlikte kullanıyordu. Seferlerden sonra Doğu Roma İmparatorluğunda Latince geçerli olmaktan çıktı. Daha sonra Latince bütün Doğu Hıristiyanlığından silinecek, doğudaki bütün Hıristiyan cemaatler Latince’yi reddedecekler, terk edecekler ve kendi dillerini kullanacaklardı. 10 Haçlı Seferleri, Doğu Roma ile Müslüman dünya arasındaki ilişkileri bozdu. İslam, Araplar, Türkler ve Hıristiyan Doğu, Bizans’la çatışma içinde de olsa rekabet ve gerilim, seferlerin sonucu olan düşmanlık gibi değildi. Hatta Doğu Hıristiyanlığı Bizans’la kültürel birliğini koruyordu, “her iki devlet Bizans ve Hilafet devleti içinde bilginler ve teknik kimseler, her iki tarafın yararına, birinden diğerine gidip gelmekteydiler”. 11 Doğu’nun Hıristiyan halkları, devletleri, beylikleri Haçlılara destek olan Doğulu bazı Hıristiyanlar onlara dayanarak beyliklerini geliştirdiler, prenslikler, krallıklar kurdular. Örneğin, 1. Haçlı Seferi’nde Avrupalılara yardımcı olan Ermenilerin 12, Haçlıların desteğiyle Kilikya’da bir devleti ortaya çıktı. Bu krallık ancak yüzyıllar sonra 1375’te Memlûklar tarafından ortadan kaldırılacaktır. Haçlıların Anadolu’daki tek ittifak gücü Ermeniler, gene Haçlıların desteğiyle Anadolu’daki birçok beyliğe hanedan oldular. Friedrich Barbarossa’ya silah ve yiyecek yardımı sunan Ermeni Kralı Leon 1185-1219, imparatorun boğulup ölmesi ve ordusunun dağılması sonucu çok zor günler geçirecekti. Haçlılarla işbirliği yapan Filistin’deki bazı küçük Hıristiyan gruplar beyliklere kavuştular. Ancak gelecekleri olmadı. Haçlılara hizmet etmek isteyen bu özellikteki Hıristiyanlar, Haçlılarla bütünleşemeyen ve onlara karşı olan Doğuluların güç kaybına uğramasına yol açtılar. Doğu Hıristiyanlığı ve Doğu Hıristiyanları Haçlı Seferleri’nin sonunda Doğu Hıristiyanlığı güç kaybetti. Doğudaki yerli Hıristiyan krallıklar, prenslikler ve beylikler en büyük zarara uğrayanlardı. Doğu ile bağları olan, ticari ilişkiler sürdüren bölge Hıristiyanları Nesturiler, Yakubiler, Kıptiler, ticaretlerini, Hindistan, Türkistan, hatta Çin’e yönelmiş kendi misyonerlik faaliyetlerini yapamaz oldular. İlişkinin kesintiye uğraması, hem ekonomik bakımdan zayıflamalarına, hem de kendilerine güvenlerini kaybetmelerine yol açtı. Yerli Hıristiyan nüfus azaldı. Bunun nedeni, Haçlıların Doğulu Hıristiyanlara karşı da savaş yürütmesiydi. Haçlılar Doğulu Hıristiyanları, zaman zaman kitlesel olarak öldürmüşlerdi. Doğulu Hıristiyanların Müslüman komşuları ile ilişkileri bozuldu, hayatlarını sürdürebildiler ama bu ilişkiler hiçbir zaman eskisi gibi olamayacaktı. Avrupalılardan büyük baskı ve zulüm gören yerli Hıristiyanlar, akınları sırasında Moğollara kurtarıcı gibi baktılar. Moğollara sarılmaları ve onlara destek vermelerinin karşılığı, Müslümanların öfkesini çekmek oldu. Yalnız kendileri değil, “oturdukları topraklar bile cezalandırıldı”. 13 Kurumsal olarak Doğu Hıristiyanlığının örgütlenmesi zayıfladı. Dinsel itkilerle harekete geçmiş olan Haçlılar, ele geçirdikleri yerlerde dinin kendi örgütlenmesini büyütme, geliştirme, sağlamlaştırma yolunu tutmadılar. Hıristiyanlığı yaymaktan vazgeçilmediği halde din görevlileri yetersizleşti. Piskoposluk sayısı azaldı; örneğin, ele geçirildikten sonra Kudüs’te bile yarıya indi. Papalığa bağlı olsun veya olmasın din örgütlenmeleri küçüldü. Birçok kilise, sorumlusu, çalışanı olmadığından kullanılmaz oldu. Buna karşılık askeri, sosyal, sağlıksal amaçlı tarikatlar ve “özel örgütler” ortaya çıkarıldı, bunlar yaygınlaştırıldı. Dinsel temelde ve söylemde yapılmakla birlikte bu tür din kurumları, din örgütlenmesi olmuyor, dinsel görünüşlü çıkar birliklerini oluşuyorlardı. Her yeni kurum kendi kurallarını koyuyor, özerk uygulamalar yaygınlaşıyor, Hıristiyanlığın dinsel parçalanma süreci derinleşiyordu. Bu gelişmeye papalık da razı olduğundan merkezi otorite de zaafa uğradı, kopukluklar, başına buyrukluklar, keyfilikler olağanlaştı. Eğitim yok edildi. Kurumsal yapılaşma yerine boş inançlara dayalı Hıristiyanlık gelişti, dinsel bilgilenmenin yerini hurafeler aldı, yazılı kaynaklar yerini sözel dayatmalara bıraktı. İhtiyaca göre yapılan uydurmacılık, zaten güvenilmez özellikteki Hıristiyanlık teolojisini iyice zıvanadan çıkardı. Haçlılar Doğu Hıristiyanlığına yeni hukuk anlayışları getirdiler. Bölgede icat edilen bu hukuk anlayışları uygulamalardan kaynaklanmıştı içtihatlar şeklindeydi, Kudüs’tekiler kayıtlı olduğu için “Kudüs Mahkeme Yasaları” anlamında Asise de Jerusalem adıyla bilinmişti. 14 İtalyan ticaret burjuvazisinin çıkarları temelinde, Roma hukukunun inceliklerinden uzak, şövalyelere keyfilikler sunan bu kaba hukuk dinsel söylemlerle harmanlanmıştı. Yahudiler ve diğer inançların mensupları Yahudiler, bölgenin büyük Hıristiyan devleti Roma’nın baskısı ve zulmü altındaydılar. Hıristiyanlardan hep çekmişlerdi. Gördükleri zulme tepkilerini, Bizans’ın düşmanı İranlılarla birlik olarak, İslamiyet ortaya çıktığında ise Müslümanlardan yana olarak göstermişlerdi. Seferlerin başından itibaren de Haçlılara karşı hep Müslümanların yanında yer aldılar. Bu yüzden bütün seferler boyunca, Avrupa’da büyütülmüş ve beslenmiş Yahudi düşmanlığının da eklenmesiyle, Haçlılar tarafından bulundukları ve yakalandıkları her yerde kırıldılar, katledildiler. Haçlıların hedefi olan ve ele geçirilen bütün bölgelerde Yahudi nüfusu azaldı. Haçlı Seferleri başlarken yalnız Irak’taki Yahudi nüfusu 600 binden fazlaydı. Haham Benjamin 1165’te yaptığı seyahat ve araştırmasının sonucunda, Mağrip dışta tutulmak üzere, “İslam imparatorluğunun hudutları içinde 300 bin Yahudi” kaldığını belirlemişti. Seferler sonunda, Kudüs’te ve yakın büyüklükteki önemli kentlerde tek haneli sayıda Yahudi bulunduğuna ek olarak Bailo Marsilius Georgius’un raporu, 1243, hatta bazı kentlerde hiç Yahudi olmadığına çeşitli kaynaklarda rastlanmıştır. 15 Ortadoğu’daki diğer dinlerin ve inançların mensupları Haçlı saldırılarından çok büyük zararlar gördüler. Onların da nüfuslarında çok büyük bir azalma görüldü. Çoğunluk olarak yaşadıkları birçok yerde, kitleler halinde öldürüldükleri veya kaçmak zorunda kaldıklarından, ya hiç kalmadılar ya da sayıca önemsizleşecek kadar azaldılar. Ortadoğu ve Doğu güçleri, Türkler, Araplar ve İslamiyet Haçlı Seferleri, Türklerin Avrupa’ya doğru yönelimini geciktirici bir rol oynadı. Ancak biraz uzun bir dönem ele alındığında durum değişiktir. Birincisi, seferler parçalanmış Ortadoğu dünyasında bir birlik ihtiyacı doğurduğundan birkaç yüzyıl içinde Türkler önderliğinde önemli bir İslam gücü oluştu. Gene Haçlılar sayesinde bu güç merkezileşti. İkincisi, 13. yüzyılın başında Bizans’ın Haçlılar tarafından çökertilmesi, Türklere ve İslama karşı olan en önemli engelin ortadan kalkması ya da en azından o engelin son derece zayıflamış olması, Türklerin gelişmesini ve batıya doğru yayılmasını kolaylaştırdı. Osmanlı devletinin ortaya çıkması ve güçlenmesinde, Bizans’ın Haçlı Seferleri yüzünden gücünün tükenmesinin ve seferlerin yenilgisinin büyük zorluklar içine soktuğu Avrupa ülkelerinin yetersizleşmesinin önemli bir rol oynadığını söyleyebiliriz. Osmanlılar, seferlerin Hıristiyan dünyayı yorması ve parçalaması yüzünden kolayca Trakya’ya ve Balkanlara geçtiler, seferlerin Doğu ve Batı Hıristiyanlığını birbirinden iyice ayırması yüzünden İstanbul’u alabildiler, Haçlıların Avrupa’daki tahribatı yüzünden “Viyana surları önünde ordugâh” kurabildiler. 16 Seferler dönemindeki Moğol istilası, Haçlıların Ortadoğu güçlerini meşgul etmesi ve zaafa uğratması yüzünden kolaylaşmıştı. Haçlılar, Moğolların çok büyük direniş görmeden büyük tahribat yapabilmelerine yol açtı. “Haçlı Seferleri olmasaydı Araplar Moğol saldırılarına karşı daha iyi dayanmak imkânını bulabilirlerdi.” 17 Ticarette İtalyanların belirleyici varlığına rağmen Akdeniz birkaç yüzyıl içinde tekrar İslamın hâkimiyetine geçti ve tamamen “Türk gölü” haline geldi. Doğu’nun Akdeniz hâkimiyeti çok yüksek bir düzeye çıktı ama bunun yüzyıllar içinde olumsuz bir sonucu da oldu. Akdeniz hâkimiyeti, okyanus yollarını aramanın ve “başka” yollardaki gizilgücün potansiyelin peşine düşmenin gereksiz hale gelmesi yüzünden, dünyaya açılmanın engeline dönüştü. Akdeniz’le yetinen “Doğu” yani İslam, Akdeniz dışını Avrupalılara bırakmış, adeta hediye etmiş oldu. İlk ekonomik, siyasal ve kültürel küreselleşmenin sahibinin Avrupa olması, İslamın küreselleşme ihtiyacı duymamasıyla ilgiliydi. Seferlerin baskısı sonucu İslamiyet zor dönemler geçirdi. Büyük bir güç ve birikim kaybına sonraki yüzyıllarda dinsel gerileme ve gericileşme eşlik edecekti. İslam dünyasındaki sarsıntı, Avrupalılardakinin benzeri bir fanatizme ve hoşgörüsüzlüğe yol açtı. Bundan, bölgeye gelenler yanında, bölgede bulunan Hıristiyan, Müslüman herkes payını aldı. Haçlı Seferleri’nin İslam dünyası içindeki bir sonucu, Türklerin İslamın esas savunucusu ve tek temsilcisi haline gelmeleridir. Seferler en fazla Türklerin devletleri, askeri örgütlenmeleri tarafından ve İslam ülkelerinin yönetiminde olmalarıyla püskürtüldü. Seferler sonrası Türkler, İslam dünyasının artık hem askeri ve hem de siyasi önderleri oldular. Nitekim seferlerden birkaç yüzyıl geçtikten sonra hilafetin Türklere geçmesiyle ve bunun genel kabul görmesiyle İslam dünyasını temsil yetkisi de Türklere geçmiştir. 16. yüzyıldan sonra -20. yüzyıla, hatta bugüne kadar- İslamiyetle ilgili olarak muhatap Türklerdir. 18 HAÇLI SEFERLERİ’NİN DÜNYA TARİHİ VE İNSANLIK DEĞERLERİ AÇISINDAN SONUÇLARI Haçlı Seferleri Avrupalılara, Akdeniz ile Doğu kapısı ve yolunun kapandığını, bu konuda artık bir şanslarının kalmadığını göstermişti. Bunun yol açtığı gelişme ise başka yollar aranması ve Doğu’ya başka yollardan gidilmek istenmesiydi. Keşiflerin yapılması ve okyanus yollarının devreye girmesiyle, Akdeniz ve Avrupa imparatorluklarına, dünya tarihinde sömürge imparatorlukları olarak ortaya çıkan küresel imparatorluklar eklenecek, yeni bir dönem başlayacaktı. Bu bakımdan Haçlı Seferleri, tarihteki ilk “küreselleşme”nin nedeni, temeli ve itici gücü olmuştur. Bu küreselleşme, birincisi “Avrupalıların küreselleşmesi”, ikincisi “Hıristiyanlığın küreselleşmesi”dir. Avrupalıların bu küreselleşmesine İslamiyetin elindeki Akdeniz’in katılması ise, 18. yüzyıldan sonra Avrupalıların buhar gücü sayesinde olacaktır. Avrupalılar buhar gücünü kullanabildiği için, o günlerde bütün dünyada olduğu gibi, Akdeniz’de de üstün hale gelmiş, yüzyıllar boyu dışında kaldığı bu alanda da hâkimiyet kurmuştu. Teknik üstünlük güç dengelerini ve sonuçta tarihin seyrini değiştirecekti. Tarihte her zaman olduğu gibi yeniçağda da atları olanlar ata binmeyenleri, topları olanlar topu tanımayanları dize getiriyordu. Haçlı Seferleri, savaş için birlik hedeflemişti. Hıristiyanlığın ideolojik baskısı ve kendi merkezileşmesi ile sağladığı bu “kutsal savaş birliği”, Avrupa siyasal ve kültürel birliğinden çok Avrupalı kitlelerin insan gücü olarak bir araya getirilmesi şeklindeydi. Avrupa Hıristiyanlığının dinsel bir merkez etrafında bu ortak hareket projesi, yüzyıllar boyu sönmeyen heveslere ve yersiz girişimlere kaynaklık etti. Dönem dönem de Avrupa’nın siyasal ve ekonomik birliği planlarının esini ve temeli oldu. Bu yüzden Avrupa’nın gelecek projeleri, savaş veya din ya da “savaş ve din” temeli üzerinde yükseldi. 20. yüzyılın Avrupa Birliği projesi de, diğer Avrupa “birliği” projeleri gibi, bir “Hıristiyan birliği” olarak önemli ölçüde Haçlı ruhunun mirasıdır. Ancak bu kez Haçlı birlik, Avrupa’nın siyasal ve ekonomik birliği olmanın ötesinde, Avrupa’nın Cermen kolunun Almanya ve Fransa’nın bir öncülüğü ve girişimi olarak Avrupa’nın bir dünya gücü ve “çok kutuplu dünya”nın kutuplarından biri olma amacına dönüktür. Haçlı Seferleri, “din savaşları”nın, aslında din savaşı olmadığını -daha o zamandan- gösterdi. Çatışanlar uygarlıklar değil, ekonomik çıkarlar için mücadele eden siyasal örgütlenmelerdi. Haçlı Seferleri insanlık tarihine, hem coğrafi genişlik bakımından, hem katılan kadın ve erkek sayısı bakımından, hem görülmemiş ve daha sonra da görülmeyecek ölçekteki büyüklüğü bakımından, hem de inanılmaz ve kabul edilemez ölçüdeki vahşeti bakımından benzersiz bir saldırı, savaş ve utanç örneği hediye etti. Filistin’e varmak için gidilen yollarda Hıristiyanlıkla ve kullanılan söylemlerle hiçbir ilgisi olmayan, hatta bunlara tamamen ters olan bu korkunç uygulamalar, yağmalar, talanlar, gereksiz kıyımlar Avrupalı Haçlılara kötü bir ün kazandırmış, bu ürpertici ün Kudüs’e kendilerinden önce varmıştı. Daha önemlisi, bu kötü ün, yüzyıllar sonraya bile taşınmış ve kurtulamayacakları bir şekilde üzerlerine yapışmıştı. 19 Haçlı Seferleri’nin sonucu Avrupalıları Doğu’ya gitmek için başka yollar aramaya sevketti. Coğrafi keşiflerin itici güçlerinden biri buydu. Haçlı Seferleri’yle Avrupalılar tarihe büyük bir insanlık suçu eklemiş oldular. Haçlı Seferleri Hıristiyanlığın “kutsal ittifakları”nın gereği ve ürünü olarak yüzyıllar boyu devam etti. Avrupalılar 18. yüzyıla kadar da Haçlı Seferleri’ne sahip çıktılar, seferleri hep savundular, hatta kutsadılar. O dönemden sonra bundan vazgeçilmişti. Zamanında meşru olduğu genel kabul gördüğü için üzerinde durulmayan, düşünülmeyen, bu yüzden de anlaşılmayan, ancak zaman geçtikçe görünürleşen bu saldırganlığın Hıristiyan Avrupalılar üstündeki ağırlığı, onları 19. yüzyıldan sonra iyice ezmeye başlamıştı. 20. yüzyıla kadar Batılılar Doğu’ya saldırılarına “Haçlı Seferi” demediler. Ve seferlerin suçu/suçları, en son, 2000 yılında bizzat “Batı Kilisesi”nin merkezi tarafından, Haçlı Seferleri’nin sorumlusu ve sahibi olan Katolisizm tarafından kabullenildi ve sergilendi. Papa II. John, kutsal topraklara ziyaretine çıkmadan önce, Roma Kilisesi’nin dine sığınarak işlediği günahları itiraf etti ve bu günahlar için Hıristiyanlık adına bölge halkından özür niteliğinde olan açıklamalar yaptı. DİPNOTLAR 1 Haçlılar tarafından ele geçirilen bölgelerde iktidarı kapan soylu, kırlık alanları malikânelere ayırarak şövalyelere ve soylulara bağlılık ve hizmet karşılığında zeamet statüsünde verirdi. Bu uygulama, Avrupa feodalizminin bölgede ortaya çıkarılan, oluşturulan devletlere geçirilmeye çalışılmasıydı. Bölgenin gelenek ve alışkanlıklarına uygun değildi. 2 Joshua Prower; akt. Ortaylı, 3 Reston, 4 Bu görüş Cahen tarafından kuşkuyla değerlendirilmektedir 2010, 5 Bu işlemin fazla yapılır olması birkaç yüzyıl sonra Papa VIII. Aleksander’in 1610-1691 bir emirnameyle bunu yasaklamasına yol açacaktı Tez, 6 Cahen, HS, 7 Venedik Suriye limanlarına yerleşmiş ve bu limanları öne çıkarmıştı. İstanbul Boğazı üzerinden hiçbir İtalyan ticareti yapılmaz, gerçekleştirilmez olmuştu. Seferlerin başlamasını izleyen ilk elli yılda “İstanbul ticaretinin yarısı değilse bile üçte birinin azaldığı sanılmaktadır” Levçenko, İmparatorluğun en önemli gelir kaynağı ticari vergiler, geçiş harçları ve gümrük resimleri azaldığından, devlet hazinesi böylece çöküşe geçmişti. 8 Üstelik aynı ölçülerde olmasa bile İmparator Aleksios’un Pisalılara da benzer imtiyazlar tanıması üzerine Bizans’ın durumu daha da vahimleşti. Ekonomik durum kötüleştiği oranda bağımlılık da katmerleşti. 9 Erkan Ildız, “Bizans Dönemi’nde İstanbul’da Yerleşik Venedik Ticaret Kolonisi”, Bilim ve Ütopya, sayı 187, Ocak 2010, 10 Ermeni Kilisesi’nin Latince’den uzaklaşması, 11. yüzyıl başında Selçukluların bölgeye gelmesi ve bu sayede Roma Kilisesi’nden bağımsızlaşmaları ile olmuştu. 11 Runciman, cilt III, 12 Aslında Ermeniler Türkleri, başta, kendilerini Bizans’a karşı koruyacak bir güç olarak değerlendirdiler. Ermeni prensleri ve beyleri Selçuklulara bunun için heyetler bile göndermişti. Ancak Kars’ta bulunan bir Ermeni krallığı Malazgirt’ten hemen önce Alparslan tarafından ortadan kaldırılınca tereddütler oluştu. Ermenilerin Türklere karşı Avrupalıları ittifak gücü olarak görmelerinde ve genel Doğulu tutumdan bu şekilde ayrılmalarında bunun da önemli bir etkisi vardır. Ermeniler Avrupalılarla yaptıkları ittifak yüzünden zarara uğradıkları için sonraları çok pişman oldular. Ama bundan önce, Avrupalıların kendilerini aşağı görmesi, hatta bizzat onlardan baskı ve zulümle karşılaşmaları Ermenileri uyandırmış olmalıdır geniş bilgi için bkz. Runciman, cilt I, 161-163. 13 Runciman, cilt III, 14 Altınay, 15 Mez, 16 Maalouf, 17 Runciman, cilt III, 18 Lewis, 19 Ruelland, Haçlı Seferleri, İslâm düşmanı papaların Kudüs’ü müslümanları hakimiyetinden kurtarmak ve müslümanları Anadolu ve Avrupa’dan atmak gayesiyle başlattıkları seferlere verilen isimdir. Ortaçağ’da Asya ve Avrupa’yı sonuçları itibariyle dünyayı etkileyen en önemli olay Haçlı Seferleridir. Haçlı Seferleri yaklaşık iki yüz yıllık bir süreçte değişik zamanlarda gerçekleştirilen sekiz seferden oluşmaktadır. Haçlı Seferlerinin Sonuçları – Kiliseye ve din adamlarına duyulan güven sarsılmıştır. – Kutsal yerleri almak için yapılan seferler sonrasında başarısız olunmuş ve kutsal yerler Müslümanların egemenliğinde kalmıştır. – Katolik ve Ortodoks kiliseleri arasındaki ayrılık ve sorunlar artarak devam etmiştir. – Sefere katılan birçok derebeyi geri dönemeyince Avrupa’da krallar, derebeylerin topraklarını ele geçirerek güçlenmeye başladılar. Böylece feodalite rejimi zayıflamaya başlamıştır. – Türklerin batıya doğru ilerleyişi gecikmiştir. – Haçlılar ile yapılan mücadeleler Türk- İslam dünyasını zayıflatmıştır. – Avrupalılar kağıt, matbaa, barut, pusula gibi gelişmeleri seferler sırasında Müslümanlardan öğrenerek kendi ülkelerine götürmüşlerdir. Bu gelişmeler ilerleyen yüzyıllarda yaşanacak Coğrafi Keşifler, Rönesans, Reform gibi olaylara zemin hazırlayacaklardır. – Avrupalılar, İslam medeniyetini ve Müslümanları yakından tanıma fırsatı bulmuş ve medeniyetler arası etkileşim olmuştur. – Kültür ve sanat alanında doğu üslubu Avrupa’da kullanılmaya başlandı. – Akdeniz’e kıyısı olan limanlar önem kazanmıştır. – Akdeniz ticareti canlanmıştır. – Doğu- batı ticareti artmıştır. – Avrupa’da seferlere maddi kaynak arama çalışmaları sonrasında bankerler ön plana çıkmaya başlamış ve bankacılık gelişme göstermiştir. – Ticaretle uğraşan burjuva sınıfı zenginlemeye başlamıştır. Bu sınıfın zenginleşmesi ileride siyasi ve sosyal hayatta etkin rol oynamasını sağlayacaktır. – Avrupalıların hayat standardı yükselmeye başlamıştır. – Seferlerin gerçekleştiği Anadolu, Suriye ve Orta Doğu toprakları tahrip edilmiştir. Hristiyan Avrupalıların 11. ve 13. yüzyıllar arasında dini, siyasi ve ekonomik nedenlerle Kudüs'ü ele geçirmek, doğunun zenginliklerine ulaşmak için Müslümanlar üzerine düzenledikleri seferlere Haçlı Seferleri denilmiştir. Seferlere bu adın verilmesinde, sefere katılan askerlerin silah ve elbiselerinde Hristiyanlığın sembolü haç işaretinin bulunması etkili Seferlerinin Türk ve İslâm Dünyası Bakımından Sonuçları1- Seferlerin başarısız olması Avrupa'da Katolik Kilisesi ve din adamlarına duyulan güveni Seferler amacına ulaşamadığında Küdüs, Antakya ve İskenderiye gibi kutsal yerler müslümanların elinde Seferlerinin Siyasal Sonuçları1- Seferlere katılan derebeylerin bir kısmı ölmüş, bir kısmı da ordularını ve topraklarını kaybetmiştir. Bu durum derebeyliklerin zayıflamasına, kralların güçlenmesine neden Türklerin batı yönündeki ilerleyişi bir süre Bizans'ın siyasi ömrü uzamış, Batı Anadolu Bizans'ın eline geçmiş, bu nedenle Anadolu'nun Türkleşmesi Türkler, Haçlı saldırılarına karşı İslâm dünyasını koruyarak saygınlıklarını Seferlerinin Ekonomik Sonuçları1- Avrupa ile İslam dünyası arasında ticaret gelişmiş, Akdeniz limanlarının önemi Avrupalılar, Müslümanlardan pusula, barut, kağıt ve matbaayı öğrenmişlerdir. Bu durum, Coğrafi Keşiflere, Rönesans ve Reform hareketlerine ortam Avrupalılar, Müslümanlardan kağıt, cam, deri ve ipek işlemeciliğini Anadolu, Suriye ve Filistin ekonomik ve sosyal yönden büyük zarar Seferlerinin Sosyal Alandaki Sonuçları1- Doğunun bilim ve kültürü Batı'ya taşınmıştır. Haçlılar Türk mimari ve taş işleme sanatını kendi tapınaklarında Feodalite rejiminin zayıflaması sonucunda Avrupa'da köylüler yeni haklar elde etmişler ve çiftçilerin sosyal etkinliği Ticaret ve sanatla uğraşan burjuva sınıfı zenginleşmiş ve önem HAÇLI SEFERLERİ VII. yüzyıldan beri Müslümanların elinde bulunan kutsal Kudüs şehrini geri almak, Türk-İslam ilerleyişini durdurmak, doğunun zenginliklerini ele geçirmek amacıyla Avrupalı Hristiyanların XI. yüzyılın sonlarından XII. yüzyıl sonlarına kadar İslam dünyası üzerine yaptıkları seferlere denir. Haçlı Seferleri başladığında Müslüman ülkeler birliklerini tamamen kaybetmişlerdi. Mezhep kavgaları ve iç çatışmalar nedeniyle zayıf, güçsüz devletler haline gelmişler ve Haçlı Seferlerine karşı koyacak güçleri kalmamıştı. Haçlı tehlikesini önleyen ve İslamiyeti yok olmaktan kurtaran Türkler olmuştur. HAÇLI SEFERLERİNİN NEDENLERİ 1. İsa’nın kabrini kurtarmak, Haçlı Seferlerinin göze çarpan en önemli motiflerinden biri “Müslümanların eline geçen kutsal yerlerin yeniden hristiyanlığa kazandırılması” ve “hac yollarının güvenlik altına alınması” olacaktı. 2. Doğu Hristiyanlarına yardım etmek 3. Katolik + Ordodoks birliğini sağlamak 4. Papaların egemenlik alanlarını genişletmek arzusu Haçlı Seferleri bir anlamda Türk tehlikesi karşısında yardım isteyen doğu hristiyanlarına “yardım götürme” amacıyla düzenlenecektir. Bununla birlikte 1054’te birbirinden ayrılan Batı ve Doğu kiliselerini Papalık çevresinde birleştirmek, böylece Papalığın etki alanını genişletmek tutkusu yatar. Ama sonuçta kiliseler birbirine yaklaşmak yerine, aradaki uçurum daha da genişleyecektir. Temel nedenlerden biri de “Endülijans” günah bağışı kurumunun en geniş anlarında işlerlik kazanmasıdır. Kilise, seferlere katılacakları bir takım dinsel ayrıcalıklarla ödüllendirecekti. Bunlar, tüm günahlarından arınacaklar, cennete gideceklerdi. Sefere katılamayacak durumda olanlar ise kiliseye yapacakları maddi bir bağış karşılığı aynı ayrıcalıklardan yararlanacaklardı. 5. Kluni Tarikatı’nın çalışmaları 6. Doğu ticaret yollarını, doğudaki ticaret merkezlerini ve doğunun zenginlik kaynaklarını ele geçirmek halkın seferlere katılmasını sağlayan en önemli madde. 7. Avrupa’nın fazla nüfusuna yerleşim alanları bulmak. 8. Avrupa’nın açlık ve işsizlik sorununa çözüm aramak. Avrupa’da Kavimler Göçü sonunda para ekonomisinin çökmesi, pazarsız bir tarım ekonomisinin egemen olması, kentsel yaşamın sönmesine neden olmuştur. İşte Haçlı Seferleri “Batıya kapanan Doğu ticaretini yeniden açılması ve Akdeniz’in eski görevini yerine getirmesini sağlamak” amacıyla yapılacaktır. Doğu, feodalizmin açlığa mahkum ettiği tüm yoksullara bir bolluk ülkesi, doğal afet veya ardı arkası kesilmeyen soygunlardan, sürekli açlıkla karşı karşıya gelen köylülerin umut ışığı olmuştu. Haçlı Seferleri, Avrupa’nın fazla nüfusuna yeni yerleşim alanları, zenginlik kaynakları sağlamak için yapılmıştır. Bu anlamda Haçlı Seferleri “Emperyalist” bir girişimdir, “sömürgecilik girişimi”dir. 9. Batı Avrupa’daki feodal iç savaşlara son vererek Batı Avrupa’nın huzurunu sağlamak, hazır potansiyeli İslam dünyası üzerine yöneltmek. Feodal savaşlar Batı Avrupa halkını kırıyordu. Derebeylik döneminde en küçük olay senyörler arasında sürekli ve bitirici iç savaşlara yol açıyordu. Bundan en çok zarar görenler yine yoksul halktı. İşte burada Batı kamuoyunun dikkatini başka bir alana çevirmek, böylece didişmelerden tükenen Batıyı kurtarmaktır. Hem iç savaşlara son verme, hem de bu hazır potansiyelden Batının Doğuya açılması eyleminde yararlanmayı düşündüler. Kısaca Haçlı Seferleri yoksul halkın ve şövalyelerin Batıdan uzaklaşmasını sağlayan, yeni topraklar kazandıran, beslenme sorunlarını çözen bir yöntem olarak düşünülmüştür. Haçlı Seferleri, görünüşte dinsel niteliği ağır basan bir olay gibi görünürse de bu seferler, Batı toplumunun kendi iç sorunlarına, umutlarına, tutkularına ve tamamen maddesel özlemlerine çok iyi uydurulmuş girişimlerdir. Kilise, birliğini sağlamak, egemenlik alanını genişletmek için Yahudilere ve Müslümanlara karşı savaşları teşvik etmiş, kutsamış, hatta kışkırtmıştır. Kısaca, Haçlı Seferleri, Kilisenin yapıtıdır. “İsa’nın kabrini kurtarmak!” Başlangıçta neden bu. Ancak yüzyıllarca Arap egemenliğinde kalan Kudüs için hiçbir girişimde bulunmayan Avrupa, aynı hoşgörüyü Türklere karşı göstermedi. Haçlı Seferleri, Türk-İslam dünyası lehine bozulan dengenin Hristiyan Batı lehine düzeltilmesi amacını güden, Batının sorunlarına toptan bir çözüm sağlayacağı umuduyla başlatılan çok yönlü girişimlerdir. İslam dünyası üzerine sekiz Haçlı Seferi düzenlenmiştir. I. HAÇLI SEFERİ 1096-1099 İslam dünyası üzerine düzenli ordular hazırlanırken papaz Piyer Lermit’in etrafında toplanan işsiz güçsüz bazı kişiler düzenli orduları beklemeden yola çıktılar. Bizans İmparatorluğu’nun hemen Anadolu’ya geçirdiği bu kuvvetler, daha İznik’e varmadan yok edildi. Gelen ilk haçlı kuvvetlerinden sonra asıl ordular sefere çıktılar. Sayıları çok kalabalık olan haçlılar Bizans ile bir anlaşma yaptılar. Buna göre, haçlılar, Türklerden aldıkları yerleri Bizans’a verecekler, buna karşılık sefer boyunca Bizans haçlılara yardım edecekti. Haçlı ordusu karşısında tutunamayan Sultan I. Kılıçaslan İznik’i bırakarak geri çekildi. Haçlılar büyük kayıplara rağmen Antalya’yı ve ardından Kudüs’ü ele geçirdiler. Bu sefer sonunda Haçlılar amaçlarına ulaşarak Kudüs’ü aldılar. Kudüs’te bir Latin Krallığı, Antakya ve Urfa’da birer kontluk kurdular. Bu sefere krallar katılmamıştır. II. HAÇLI SEFERİ 1147-1149 Musul Atabeyi Zengi, Urfa’yı alınca Kudüs Latin Krallığı Avrupa’dan yardım istedi. Bunun üzerine yeni bir Haçlı Seferi düzenlendi. Bu sefere kralların da katıldığını görüyoruz. Bunun nedeni birinci sefer sonucunda Doğu’nun anlatılanlardan daha zengin ve ileri düzeyde olduğunun anlaşılmasıydı. Papa’nın çağrısı üzerine Fransa Kralı VII. Lui ve Alman İmparatoru III. Konrad orduları ile yola çıktılar. Ancak Sultan I. Mesut bunları Anadolu’da yendi. Sefer başarılı olamadı. III. HAÇLI SEFERİ 1189-1192 Mısır’da devlet kurmuş olan Selahaddin Eyyubi, Haçlılara karşı amansız bir mücadeleye girişti. Amacı, Suriye’deki Haçlı üstünlüğüne son vermekti. Selahaddin Eyyubi bu mücadelelerinde başarılı olarak 1187’de “Hıttin” denilen yerde Haçlıları yendi ve Kudüs’ü geri aldı. Suriye’nin büyük bir bölümünü Haçlı istilasından kurtardı. Müslümanların kazandığı bu zaferler sonucu Avrupa’da yeni bir Haçlı Seferi düzenlendi. Alman İmparatoru Frederik Barbaros, Fransa Kralı Filip Ogüst, İngiltere Kralı Aslan Yürekli Rişar’ın komutasındaki Haçlı orduları bir başarı elde edemeden geri döndüler. IV. HAÇLI SEFERİ 1204 Bu sefer, sonucu bakımından Katolik-Ortodoks mücadelesine dönüşerek Hristiyanlar arası çekişmelerin daha da artmasına neden olmuştur. Kudüs’ün Türklerin elinde olması ve üçüncü Haçlı Seferinin başarılı olmaması, Hristiyanları yeni bir Haçlı Seferine teşvik etti. Haçlılar, Anadolu’dan geçmenin tehlikesini anladıklarından bu seferi denizden düzenlemeyi kararlaştırdılar. Bu amaçla Haçlılar Venedik’te toplandılar. Bu sırada Bizans’ta iç karışıklıklar vardı. Tahttan indirilen İsac Angelos’un Papa’dan yardım istemesi sonucu seferin yönü değişti. Haçlılar gemilerle İstanbul’a geldiler. Fakat şehirde çıkan bir ayaklanma bahanesiyle İstanbul’a girdiler ve şehri yağmaladılar. Böylece İstanbul’da yerleşen Haçlılar burada bir Latin Krallığı kurmuşlardır 1204-1261. İstanbul’dan kaçan Rumlar tarafından da İznik Rum İmparatorluğu 1204-1261 ve Trabzon Rum İmparatorluğu 1204-1461 kuruldu. Ancak Latin Krallığı çok sürmemiş, İznik Rum İmparatorluğu İstanbul’u alarak Latinleri buradan kovmuştur 1261. HAÇLI SEFERLERİNİN SONUÇLARI Hristiyanların din adamlarına ve kiliseye duydukları güven sarsıldı, bağlılık azaldı. Böylece feodalizmin hem siyasal, hem ekonomik, hem de kültürel yapısına darbe vurulmuş oldu. Haçlı Seferleri ilk üç sefer sonucunda kilisenin saygınlığını doruk noktasına çıkardıysa da, bu düzey korunamadı. Amaçlarından uzaklaşıldıkça ve başarısızlıklar görüldükçe kilise sorumlu tutuldu. Kiliseye ve dine olan ilgi ve güven giderek azaldı. Endülijans kurumu önceleri seferlerin giderlerini karşılamak için işletilirken giderek sömürü aracı durumuna geldi. Yozlaşma ve kötüye kullanıma kiliseye ve din adamlarına olan saygıyı büsbütün azalttı. Doğu Hristiyanlarına yardım götürmek şöyle dursun, seferler ilişkileri iyice bozdu. Haçlılar Doğu Hristiyanları ile Müslümanlar arasında hiçbir ayırım yapmadılar IV. Haçlı Seferi. Skolastik düşünce zayıflamaya başladı. Kilisenin bilim ve edebiyattaki sınırlamaları ve zorlamaları azalmış, akıla ve bilimsel düşünce geniş kitlelere yayılmaya başlamıştır. Batının maddi bakımdan zenginleşmesini ve ticaretin gelişmesini desteklemiştir. Doğu ticaretini dolaylı olarak Batıya çekti. Doğu-Batı ticareti canlanarak gelişmeye başladı. Hacı adaylarının taşınması zorunluluğu bile böyle bir gelişme için yeterlidir. Armatörler bu yolla kazandıklarını ticarete yatırıyorlar, yolcularını boşalttıktan sonra gemilerine baharattan lüks eşyaya değin doğu ürünlerini yükleyip, getirip Avrupa’da yüksek fiyatla satıyorlardı. Hatta Papalığın yasaklanmasına rağmen Müslümanlara kaçak silah ve köle bile satılmıştır. Haçlı Seferleri sırasında savaşçıları bir de tüccarlar izliyordu. Çoğu İtalyan tüccarlar ele geçirilen kentlere yerleştirildiler. Kendilerine geniş ayrıcalıklar verildi. Ancak Haçlılar Suriye ve Filistin’de dar bir kıyı kordonunun dışına, egemenlik alanlarını İslam dünyasının derinliklerine yayamadılar. Böylece Doğu kervanları kıyıya ulaşana dek Müslümanların denetimi altında kaldı. Bundan sonra Doğu malları İtalyan tüccarları aracılığı ile Batıya ulaştırılıyordu. Haçlı Seferleri Batıya, Doğu ticaretinin fehdi sağlayamadı. Ama dolaylı da olsa Doğu ticareti Batıya açıldı. Bundan en çok çıkar sağlayanlar “aracılar” oldu. Akdeniz’de İslam varlığını güçlendiren adalar Sicilya, Girit, Kıbrıs, Sardunya, Batılıların eline geçti. Böylece Akdeniz’in büyük bölümünün denetimi Hristiyanların eline geçti. Bu iki gelişme Batıda köklü sonuçlar yarattı. Kentsel yaşam gelişmeye, burjuva sınıfı tarihsel rolünü yavaş yavaş oynamaya başladı. Yeniden bir toplumsal dönüşüm oldu. Zenginliğin kaynağı toprak olmaktan çıkmaya, ticaret ve endüstri giderek önem kazanmaya başladı. Seferler sonunda derebeylerin ölümüyle ve zayıflamasıyla feodalite rejimi gücünü kaybetmeye başladı. Seferler sırasında birçok derebeyinin geri dönmemesi sonucunda toprakları yoksul köylüler tarafından paylaşılmış ve derebeyleri eski nüfuzlarını kaybetmeye başlamışlardır. Avrupa’da hayat standartları yükselmeye başladı. Derebeyliklerin zayıflaması üzerine krallıklar güçlenmeye başlamışlardır. Kralların güçlenmeye başlaması aralarında ekonomik rekabete neden olmuş, bu ise Coğrafi Keşiflerin yapılmasına neden olmuştur. Sınıflar arası dengesizlikler azalmış, serflerin ekonomik durumları biraz olsun düzelmiştir. Seferler sırasında Avrupa halkları birbirlerini tarıma olanağı bulmuşlar, böylece ulusal devletlerin temeli atılmıştır. Ulusal devletlerin kurulması Fransız İhtilali sonucundadır. Avrupalılar, İslam medeniyetlerini yakından tanıma fırsatını buldular. Doğu-Batı dünyasının birbirini tanıması insani ilişkilerinin gelişmesine yol açtı. Doğu bilgileri Batıya aktarıldı. Barut, pusula, kağıt ve matbaa gibi icatlar Avrupalılar tarafından öğrenildi. Bu gelişmeler Batı medeniyetlerinin ilerlemesinde temel oluşturmuştur. Avrupalılar pozitif bilimleri tanıdılar. Avrupa’da açlık ve kıtlık sorunu belli ölçüde çözümlendi. Doğu ticaretinin Batıya açılması, refahın artması bir oranda açlık ve kıtlık sorunlarına çözüm oldu. Haçlılar ülkelerine döndükten sonra yeni bir tüketici sınıfı oluşturdular. Bu da Doğu ticaretinin artan oranlarda sürdürülmesini gerektirdi. Fazla nüfus sorununu çözemediler. Aradaki mesafenin uzaklığı, seferler sonunda belli kıyılarda toplanmaları, buraları askeri güç olarak meydana getirdi. Taban yine yerli kaldı. 1291’den sonra kutsal topraklarda haçlılardan hiçbir iz kalmadı. Bu seferler “İstila Seferleri” oldu, yerleşme, bütünleşme ve kaynaşma sağlanamadı. Avrupa’da iç barış sağlanamadı. Batının iç didişmeleri sona ermedi. Aksine yeni boyut kazandı. Ancak seferlere katılan derebeyleri umduklarını bulamadıkları gibi güçlerini de büyük ölçüde yitirdiler. Kimileri öldü, kimileri yoksullaştı. Şatolarını, topraklarını elden çıkardılar. Toplum üzerindeki eski güçlerini ve ağırlıklarını yitirdiler. Barutun toplarda kullanılmasıyla şatoları yıkıp mutlak monarşiler kurulmaya başlandı. Türk-İslam Dünyasında Meydana Getirdiği Sonuçlar Anadolu’nun harab olmasına yol açmış ve Anadolu birliği bozulmuştur. Türklerin Anadolu’da ilerlemeleri durmuş, Batıya yönelişleri de gecikmiştir. Marmara Bölgesi, Batı Anadolu ve Akdenizin batı kısmı Selçukluların elinden çıkmıştır. İlk haçlıların başarılı olup Suriye ve Filistin’e yerleşmeleri üzerine bu bölgeler 174 yıl boyunca savaş alanı olmuş, şehirler yıkılmış, ekonomik kayıplara ve insan ölümlerine neden olmuştur. İslam dünyası üzerine yapılan Haçlı Seferlerine karşı koyan, İslam dünyasının Haçlı tehlikesinden koruyan Türkler olmuştur. Bunun sonucunda da Türklerin İslam dünyasındaki önemi artmıştır. HÜMANİZMA Avrupa’da Ortaçağın sonlarına doğru, eski Yunan ve Latin edebiyatlarının incelenmesi sonucunda doğan, konusu insanlık ve tabiat sevgisi olan fikir akımıdır. Başlangıçta edebiyat alanında kendini göstermiştir. Hümanizm ilk önce İtalya’da görüldü. İlk hümanist edebiyatçı Dante’ydi. MAGNA CARTA BÜYÜK ŞART 1215 Fransızlara karşı yaptığı savaşlarda başarısızlığa uğrayan İngiltere Kralı Yurtsuz John, soylulara danışmadan ağır vergiler koydu. Soylular, yanlarına halkı da alıp, krala karşı ayaklandılar ve isteklerinin kabul edilmemesi halinde krala karşı savaşacaklarına ant içtiler. Bunun üzerine Kral Yurtsuz John, Magna Carta Libertium Büyük Özgürlük Fermanı adlı belgeyi imzalamak zorunda kaldı. Buna göre; Kral, uyruğunun rızası olmadan halktan vergi alamayacaktı. Özgür kimseler haksız yere tutuklanmayacak, hapis ve sürgün cezaları verilmeyecekti. Adalet satılamaz, geciktirilemez, hiçbir hür yurttaş ondan yoksun bırakılamaz. Bu ferman dünyada ilk anayasal hareket olarak kabul edilir. Bu belge ile yeryüzünde ilk kez mutlak bir kralın yetkileri halk tarafından kısıtlanmış ve demokrasi konusunda büyük bir adım atılmıştır. Kralla uyruğu arasındaki bu sözleşme, karşılıklı hakları saptayan bir tür anayasa niteliğindedir. Kral’ın yurttaşların özgürlüğü ve malı üzerindeki yetkilerini kaldırmış ve hukuk devleti kavramını geliştirmiştir. Bu gelişmeler İngiltere’de 1295 yılında Parlamento yönetiminin kurulması ile sonuçlanmış ve bundan sonra da insan haklarına ilişkin en erken gelişmeler İngiltere’de görülmüştür. Büyük Şart sonraki yüzyıllarda da birçok ulusa demokratik düzene geçme mücadelesinde öncülük etmiştir. Bu yüzden İngiltere demokrasinin beşiği olarak nitelendirilir. Sürekli toplanamayan Parlamento, Lordlar ve Avam Kamarası diye ikiye ayrılmıştır. Ortaçağda tek parlamento İngiltere’dedir. Bu belge Osmanlı İmparatorluğu’ndaki “Sened-i İttifak” ve “Tanzimat Fermanı” ile büyük benzerlik gösterir. YÜZYIL SAVAŞLARI 1337-1453 Nedenleri 1. İngiltere Kralı III. Edward’ın Fransa Krallığı’nın veraset yoluyla kendisine ait olduğunu ileri sürmesi. 2. İngilizlerle savaşan İskoçyalıların Fransızlardan yardım istemesi, Fransa’nın da yardım etmesi. III. Edward Fransa’yı işgal etti 1337. Savaşlar 116 yıl sürdü. Fransa’da derebeylik nedeniyle birlik yoktu. Bundan dolayı İngilizler ilk dönemlerde başarılı oldu. Ancak Jan Dark adlı Fransız kızı İngilizlere karşı halkı mücadeleye ve birleşmeye çağıran propagandalar yaptı. Fransızlarda bağımsızlık bilinci oluşmaya başladı. Jön Dark’ın İngilizler tarafından tutsak edilip yakılması Fransa’da milli heyecanı arttırdı. Yapılan topyekün savunmada İngilizleri yendiler ve topraklarını İngiliz işgalinden kurtardılar. Sonuçları Fransa’da derebeylerine karşı mücadele yapıldı ve krallığın monarşik otoritesi kuvvetlendi. İngiltere’de savaşı kaybeden krala karşı iktidar savaşı başlatıldı. Kralın bağlı olduğu Lankastr Soyu ile York Soyu arasında iç savaş başladı. Bu savaşlara “İki Gül” veya “Çifte Gül” savaşları denildi. Savaşta Lankastr Soyu başarılı oldu. Savaşlar otuz yıl sürmüş ve çok sayıda derebeyinin ölmesi İngiltere’de krallığı kuvvetlendirmiştir. Osmanlıların Balkanlardaki ilerlemesini kolaylaştırmıştır.

haçlı seferleri sonuçları maddeler halinde