🦀 1 Sınıfa Giden Çocuğum Okuduğunu Anlamıyor

Geçengünkü Psikolog Tolga Erdoğan, 3,5 yaşındaki kızının okula başladığından beri resim yapmayı bıraktığını söylemişti. Daha önceden çizdiği düz bir çizgiye “Baba bak, bu ağaç!” diyen kızının, şimdi kendine güvenmediğini, “Ben ağaç çizemiyorum” dediğini anlatmış, bunun da okullardaki şimdi-hep-birlikte-resim-çiziyoruz Avrupa’da Yaşayan Türkiye Kökenli Gençler: Alevilik/Sünnilik Temelinde Kimlik, Aidiyet, Sosyal Hayat, Siyaset” raporu, Almanya, Avusturya, Hollanda, İngiltere, İsveç ve Fransa’da Türkiye kökenli gençlerle gerçekleştirilen geniş kapsamlı bir saha araştırmasının bulgularını sunuyor. Avrupa’daki Türkiyeli nüfusu farklılıklarıyla tanımak ve anlayabilmek KoreMagazini Bizden Sorulur Korezin, K-POP ve Kore magazin haberlerinin güncel olarak yayınlandığı, Türkiye'de alanında lider haber sitesi. A Kendi kendine onu da içine alabilecek bir insan hali masalı uyduruyordu. B) Ne yazdığını sorduğumda “Ne yazılır canım, ıvır zıvır iştel istersen al okul” derdi. C) Babam, buraya geldik geleli: “Hepiniz de okula gideceksiniz.” diye başımızı ağrıtıyor. D) “Ben derinden gelen her duyguyu severim.” diyordu. 1saat sonra selim ; nereye gidiyorsun şebnem ; yemeğe selim ; birlikte gidelim şebnem ; her stajyerle yemeğe gidermisiniz selim ; hayır sen herhangibi bir stajyer diğilsin şebnem ; bide birşey merak ediyorum stajyerle departmandakiler ilgilenir siz şirketin sahibisiniz selim : dediğim gibi sen herhangi bir stajyer diğilsin şebsel Ogretmeninkizmasi anormal olan bence. Bol bol okuma yaparak hizlanacaktir ve okudugunu da anlayacaktir. 1.sınıfa giden bir çocuk daha yeni okumayı kavrarken okuduğu kitabı anlatamıyor olması normal. Bizimkiler 4.sınıf daha yeni yeni okuduklarını anlattırıyor öğretmenimiz ve gayette başarılı çocuklar. Çocuğunsınıfına girmeyin! #Ömür Kurt #Çocuklarla Bir Ömür #Rabia Ünsaldı Köle. Mart 03, 2018 01:02. Son zamanlarda ilkokulda okuyan çocuğunun sınıfına girip çıkan İnsanlarneden bu kadar duygusuz? Ya da onlara vurdumduymaz demek daha doğru olur sanırım.Son zamanlarda anladığım bir şey varsa o da bir çok insanın "Empati" kurmaktan kaçınarak yaşadığı.İnsanlar, karşısındaki insanlar için empati kurmazsa daha sorunsuz yaşayabileceğini düşünüyor.Siz ne kadar karşısınızdaki insana kendinizi, kendi derdinizi, onun Aslındaonların yüz yüze eğitim almaları gerekiyor. İlkokul 1. sınıf öğrencileri için uzaktan eğitim yapılamıyor. O nedenle bu öğrenciler ile velileri heyecanla okulların açılmasını bekliyor. İkinci sınıfa gidenler için ise telafi eğitimleri veriliyor ancak eğitimciler, derslerin okuma yazmayı çözenlere yönelik Ayrıcakonsere giden bir Türk kızı şunu yazmış; sorun yok.Ama eğer olmadıysa ya yeterince yardım edemiyorsun ya da yardımını yanlış yapıyorsun."Ama benim çocuğum kıt kafalı,anlamıyor."Hayır,insanlar ikiye ayrılamaz."Akıllı" ve "Kıt kafalı"diye.Çocuğunun elbet bir sorunu vardır ve bunu çözmek senin işin 1 D 7. Anlam genişlemesi yoluyla, somut anlamlı bir sözcük soyut 3.D 4.B 5.E 6.C 7.C 8.E 9.B 10.E 11.D 12.E 10. “Son yıllarda toplumumuzun kitap okuma sevgisinde bir kımıldanma görüyoruz.” cümlesindeki anlam olayı, aşağıdakilerin hangisinde vardır? anlamda da kullanılabilir. Fakatorta düzeyde bir dikkat problemi varsa bu çocuklarla dikkat artırıcı egzersizler yapmak gerekir. Bu doğrultuda belirlediğimiz öğrencilerle 5 kişilik bir grup çalışması başlatarak haftada 1 saat, toplam 8 saat bir eğitim programı uyguluyoruz. Her hafta öğrencilerle ayrı uygulamalar yapıyor, onların dikkat sürelerini DCoKvul. Mağdurlar İçin Adalet Platformunun KHK’lılarla ilgili raporu, sosyal soykırımı gözler önüne serdi. Türkiye’de milyonlarca insanın gözü önünde yaşanan büyük mağduriyet ve travmaların, aynı zamanda ne derece görmezden gelindiğini’ de ortaya koyuyor. İşte o anlatımlardan bazıları… “YEĞENİM BABASININ TUTUKLULUĞUYLA KONUŞMAMAYA BAŞLADI” “2016 yılında 1,5 yaşında yeni konuşmaya başlamış olan yeğenim, babasının gözaltına alınması ve tutuklanması sonrası, konuşmamaya, susmaya başladı. Sonrasında ise istese de konuşamadı. Babası 5 ay tutukluluktan sonra tahliye olsa da sürekli anne babasının polisler tarafından tekrar alınacağına dair kaygı korku sorunları yaşadı. Hâlâ geceleri ağlayarak uyanıyor. Diğer bir yeğenim okulda başarılı arkadaş çevresi olan bir çocukken Babası tutuklanıp annesi gözaltına alınıp evi okulu değiştikten sonra odasından çıkmayan, mutsuz bir çocuğa dönüştü. Çocukların yüzlerindeki gülümsemeyi, okullarındaki başarıyı, yaşama sevinçlerini ellerinden aldılar.” “OĞLUM BABASININ TİŞÖRTÜYLE YAŞAMAK İSTİYOR” “7 yaşındaki büyük oğlum eşimi her görmeye gittiğimizde, 40 dakika görüşten sonra ayrılırken travma yaşadı. Her seferinde kollarından zor aldık. Sürekli neden gelmediğini soruyor. Tırnak yeme ve hırçınlık büyük ölçüde baş gösterdi. Her gece uyurken ağlıyor babasının tişörtleriyle uyumak istiyor. Küçük oğlum babası tutuklandığında yeni 1 yaşına basmıştı, şimdi 4 yaşında baba kavramı yok. Gördüğü her asker resmine “Bu mu babam?” diye soruyor. Ben 2 yıldır antidepresan alıyorum. Annemin evinde bir odaya sığındık.” “15 YAŞINDA EVİN HEM ANNESİ HEM BABASI OLDUM” “Ben 14 yaşındayken babam cezaevine girdi. Annem öğretmen olarak çalışmaya devam ediyordu. Ben 15 yaşına geldiğimde ise annemi de cezaevine aldılar ve ben yaşları benden küçük iki kardeşim o zamanlar biri 9, biri 11 yaşındaydı ve engelli anneannemle bir başıma kaldım. Yaklaşık 1,5 yıl böylece yaşadık. Evin hem annesi hem babası hem ablasıydım. 11. sınıfa gidiyordum o zamanlar ve hayatımda hep takdir almışken o sene 2 kere teşekkür aldım. Haliyle hem ders hem ev beraber yürümüyordu. Ben erken olgunlaşmak ve kardeşlerime annelik babalık yapmak zorunda kaldım.” “KIZIM AMCASINA BABA’ DİYE SARILIYORDU” “Eşim, kızım 15 aylıkken tutuklandı. Çıktığında 24 aylıktı ve babaya “abi” diye hitap ediyordu. Babasının tutuklu olduğu dönemde amcasına “baba” diyerek sarılıyordu.” “Kızım, babasının cezaevinde olduğunun arkadaşları tarafından duyulması korkusu yaşadı ve bu ona yanlış arkadaşlar edindirdi. Ders notları düştü ve şu an eli titriyor ve doktor psikolojik olduğunu söylüyor. “KUZENİM HAPİSTEN ÇIKTIĞINDA KIZI ONU TANIMIYORDU” “Kuzenim hapse girdiğinde kızı 1 yaşında yoktu belki de. Kuzenim 2 yıl hapis yattı. Açık görüşmelerde kızı onu tanımadı. Çıktığında da alışması uzun sürdü. Kızı şimdi 4 yaşında ve hâlâ konuşmayı öğrenemedi. Yengem bu süreçte çok zorlandı, yanında eşi olmadığı için ciddi sıkıntılar çekti.” “16 yaşımda evin bütün yükü üstüme bindi. Sadece anneannemin emekli maaşı vardı. Evimiz kiraydı. Akrabalarımız sağ olsun bize destek oluyordu ama bir anda muhtaç konumuna düşmek çok zordu. Babamın yokluğu tolere edilebilirdi bir nebze ama annemin yokluğunda daha ergenliğimde hayatım başıma yıkıldı.” “2 yıllık evliyim 1. yılda eşim Suriye’ye gitti, evimiz dağıldı, eşyalarımızı sattık. Suriye dönüşü hazır eve geçtik, düzen kuramadık. Suriye dönüşü sonrası eşim gözaltına alındı, kurumdan uzaklaştırıldı. Kayınvalidemlerde kalıyoruz hiçbir düzen, huzur yok.” “KÜÇÜK YEĞENİM KONUŞAMAZ OLDU, BÜYÜĞÜ KENDİNİ ODASINA KAPATTI, İNSAN İÇİNE ÇIKMIYOR” “Ailemizde, kimisi yasal banka hesabı olması, kimisi yasal sendika üyeliği, bir tanesinde ise hiçbiri olmamasına rağmen ihraç edildi bir KHK listesi ile. Dört kişi gözaltına alınıp ikisi tutuklandı. Evleri çocukları ortada kaldı Maddi zorluklarla ziyaretlerine gitmekte zorlandık. Avukatlar yasal eylemleri bile savunmaktan çekindi. Psikolojik çöküntüler, bunalımlar yaşadık. Küçücük yeğenim psikolojik bunalımdan konuşamaz, kelime kuramaz hale geldi. Diğer yeğenim kendisini odasına kapattı. İnsanlarla iletişimi kesti. Yengem de kaygı bozukluğu başladı. Yeni hastalıkları başladı. Tutuklu yakınlarım tahliye oldu, beraat etti. Ama kimse iş, selam vermedi. Bazı işverenler de bu durumlarını kullanıp hak arayamazlar diye birkaç ay ücretsiz çalıştırdı. Maaşını isteyince de işten çıkardı. Haklarını arayamadılar. Yurt dışına çıkmak istediler. Ama beraat etseler de pasaport verilmedi. Sapasağlam annemiz, ağlamaktan hastalandı. Hiçbir hastalığı yokken iki böbreğinin de iflas ettiğini, kalp yetmezliği başladığını söyledi doktorlar. Vücudunu yaralar sardı. Perişan ettiler çocukları, yaşlıları.” “EŞİM GÖTÜRÜLÜNCE SOKAKTA KALDIM, 36 SAAT AÇ KALDIM” “Birçok sorunla karşılaştım yeni gelindim bana gelinliğimi yaşatmadılar. Kaldığım şehirde hiç kimseyi tanımıyordum. Eşimi götürdüklerinde kar kış demeden aldılar. İlden 3 saat uzaklıkta bir yerde yaşıyorduk. Orada ben yalnız kaldım, sokakta kaldım akşama kadar. 36 saat aç kaldım. Bir gün sonra ile gittim. Akşam imza ile serbest kaldı. Sonra doğrudan ihraç edildi.” “KARINCANIN ANNESİ DE Mİ İŞE’ GİTMİŞ” “Hangi açıdan mağdur edilmedik ki? En başta delilsiz ve hukuksuz bir şekilde itibarımız elimizden alındı. Bununla beraber toplumsal ve insani değerleri yüksek olan biz gençleri intiharı ara ara düşündüren ve hayatın anlamsız gözükmesine sebep olan bireyler haline getirdiler. Adalete ve özgürlüğe aç kaldık. Çok iyi bir derece ile girdiğim ve Türkiye’de belki en hatırı sayılır üniversitede okumama rağmen hem hayallerime olan inancımı körelttiler gerek maddi açıdan sıfırlanma gerek kör bir adaletten medet ummama gerek psikolojik rahatsızlıklar hem de hayallerime ulaşacak kapıları kapadılar. Onurlu bir şekilde yaşama kaygısıyla yıllarımız geçti. Toplumda çekingen ve öteki vatandaş olduk. 2 yaşındaki yeğenime ve onun gibi nice ama nice çocuğa yapılanlar yüreğimizi yaktı. Onun Karıncanın annesi de mi işe gitmiş, süpürgenin babası da mı işte?” gibi masum soruları bir değil iki değildi. 40 dakika görüşebilmek için bir … yoluna oradan da … ya giden 2 yaşındaki yeğenimi ve onun gibileri nasıl kelimelerle anlatayım. 40 dakika, iki ayda bir 40 dakika ve onu götüren anneannesi kızına mı hasret giderse yoksa diğer mahkumların evlatlarıyla hasretine mı bakarak ağlasa bilemedi. Çok yazılacak çok söylenecek söz var. Ne bu satırlar anlatmaya yeter ne de gücümüz yeter. Bu zulüm biter ama en başta kalplerimiz kırıldı.” “KAYMAKAMLIK, OHAL’DE TUTUKLANANLARA YARDIM YAPAMIYORUZ’ DEDİ “Eşim tutuklandıktan sonra kaymakamlığın tutuklu çocuklarına yardım ettiğini duydum ve başvuru yaptım. Ama “OHAL’de tutuklananlara yardım yapamıyoruz” dediler. Aile Bakanlığına gittim. Orası da “Vermiyoruz, ama siz yine de başvuru yapın” dediler. Çocuğumun ses problemi var ama üniversite hastaneleri bize bakmadığı için hastaneye götüremiyorum. Tedavi oradaymış. Eşimde de uyku apnesi ve Haşimato tiroidi hastalıkları var. Ama adli tıp “cezaevinde kalabilir” raporu verdi.” “ GİDEN ÇOCUĞUMUN YANINDA KOMŞUM VATAN HAİNLERİ’ DİYE BAĞIRDI” “İşsiz kalmak başlı başına bir travma zaten. İlk yıl herkes çok yoğun tepkiler veriyordu. O yüzden iş bulamadı kimse iş vermek istemedi. Aç kaldık. 1,5 ay kadar aile bireylerinin desteğiyle ne getirirlerse yedik ihtiyaçlarımızı giderdik… Komşularım selam vermiyordu beni gören kaçıyordu. 1. sınıfa giden çocuğumun yanında komşum “Vatan hainleri, sizi burada yaşatmayacağım” diye sabah işe ve okula giden o kalabalığın arasında bağırdı. Hakaretler etti. Çocuğum 2 hafta ağlayarak gitti okula. Ben dışarıya çıkmak istemedim. Şu an bile her an birisi toplum içinde bu davranışta bulunacak gibi geliyor. Liseye giden çocuğumuza harçlık veremiyorduk. Sabahtan akşam 5’e kadar bir paket bisküviyle duruyordu. Onu da acıktıkça yiyormuş, açlığını bastırsın diye. Eşim “çocuklar olmasa intihar ederdim” demeye başladı. Ama gene de birçok aileye göre çok iyi durumdaydık en azından eşim yanımdaydı ve iyi kötü çalışıyordu. Engelli çocuğumun masrafı çok oluyor orada bizi zorluyordu. Şimdi liseye giden çocuğumuzu dershaneye göndermek istiyoruz çünkü çok başarılı ama nasıl olacak diye düşünüyoruz. “Kardeşim, babam tutuklandığında 13 yaşındaydı ve hâlâ daha psikolojisi ağır bozuk. Annem panik atak hastası. Yaşadığımız şehirden başka bir şehre taşınmak zorunda kaldık. Üniversite okurken çok mağdur oldum. Hepsi bir yana maddi açıdan çektiğimiz sıkıntılar bile sorun değildi ama çocukların annesiz babasız kalması yaşadığımız en ağır travma. Hâlâ suçsuz yere, canım babam cezaevinde. Aklımıza en son gelecek olan cezaevine 3 seneyi geçkin süredir sürekli gelip gidiyoruz. Masum ve mağdurlar bir an önce kurtulmalı.” “SOSYAL TECRİTTEN ÇEKİNDİĞİM İÇİN EŞİMİN TUTUKLU OLDUĞUNU SAKLADIM” “Sosyal tecritten çekindiğim için eşimin tutuklu olduğunu sakladım. Çalıştığım kurumda öğrenildiği zaman tehdit edildim ve istifa etmek zorunda kaldım.” “Rutin olarak yapılan suçlamanın “terör örgütü üyeliği” olması toplumun size teröristmiş gibi bakmasına sebep oluyor. İlk günler dava için avukat bulmak mümkün değildi. Davayı kabul edenlerin de talep ettiği rakamlar çok uçuktu. Eşi olmam hasebiyle bana da hem adli hem idari soruşturma açıldı. Bakanlık ısrarla istifamı istedi. Faaliyetlerim kısıtlandı ve yurt dışı çıkış yasağı, “pasaportumun kayıp olduğu” gerekçesiyle, tutanak imzalatılarak kondu.” ALİ BULAÇ’IN KİTABINI OKUMAK SUÇ “DIŞLANDIK, SELAM DAHİ VERMEDİLER” “Herkes tarafından dışlandık ve selâm vermediler. Aileler sildi bizi. İş vermediler. Babam gözaltında ve sonrasında ağır işkence gördü. … cezaevinde hâlâ sistematik işkence yapılıyor. İhraç oldu. Hastalandı. İşkence yüzünden sakatlıkları var. Annem hafıza kaybı yaşadı. Şu an ciddî sağlık sorunları mevcut. Babamdan dolayı ben gözaltına alındım. Gözaltına alındığımda hamileydim. Babamın tutukluluğundan herkes beni sorumlu tuttu. Baskı şiddet gördüm. Kardeşim … yurt dışında ve güvenlik sebebiyle ülkeye gelemiyor. Doğum yapacak, babamdan dolayı annem de yanına gidemiyor. Eşten dolayı yasak var. Erkek kardeşim içine kapandı. Ataması olmadı. İş bulamıyor. Sosyal çevresi bitti. Psikolojik sorunları var. Sigaraya başladı. “İdealist bir öğretmen olan eşim, kendi alanında akademik olarak da kendini sürekli geliştiren biridir ve tefsir alanında doktora da yapmaktadır. Terör örgütü üyeliği suçlamasına sebep olan konu başlıkları trajedinin/ hukuksuzluğun boyutunu ortaya koymaktadır. Ali Bulaç’ın kitabını okumak, görev yaptığı okulda kitap okuma projesi kapsamında grup oluşturmak ki proje TÜBİTAK ortak projesidir. “Benim Adım Khan, Ben Terörist Değilim” filmini seyrettirmek. 15 günlük sendika üyeliği, kızımızın cemaate bağlı olduğu iddia edilen bir okulda bir yıl okumuş olması, terör örgütü üyeliği iddianamesi için savcının ileri sürdüğü delillerdir. İdari soruşturmayla eş zamanlı adli soruşturma açılmış ve üç gün gözaltına alınmıştır. Sekizinci mahkemede savcı yedi yıl ceza istemesine rağmen hâkim beraat kararı vermiştir. Gerekçeli karar henüz hazırlanmamış olup, görevine de iade edilmemiştir.” “KORKU İÇİNDE YILLAR GEÇTİ” “Bulunduğumuz yerden taşındık, toplumdan soyutlandık, insanlara kendimizi anlatamadık, kendimizi suçladık, korku içinde günler yıllar geçti, hiçbir şeye güven kalmadı… Psiko-sosyal yönden hem aile bireyleri olarak hem de mağdurun kendisi olarak çok sorunlar çektik, bunların başında toplumdan dışlanma ve ailemizin ikamet değiştirmek zorunda kalması geliyordu…” “3 yıldır tutuklu olan eşim adına bu anketi dolduruyorum. Ben de ihraç bir öğretmenim. … emniyetinde 16 gün gözaltında kalan eşim polisler tarafından hem fiziksel hem de psikolojik şiddet ve işkenceye maruz kaldı. İşkenceden dolayı dizinde bağ kopmuştur. İşkenceci polisler birkaç kez camdan atmaya çalışmış ve “intihar ettiğini söyleriz” demişler. Üstüne, benimle ve o zaman 3 buçuk yaşında olan kızımızın namusuyla tehdit etmişler.” Kaynak Aktif Haber Merhabalar, oğlum okula gitmiyor ama kendiliğinden okumayı ve yazmayı öğrendi. Okula başladığında 1. sınıfta canı çok sıkılacak o yüzden nasıl ikinci sınıftan başlatabilirim acaba? Bilginizi paylaşırsanız sevinirim. Bu soruya cevap verir misin? Anneler deneyimlerinden faydalanmak istiyor! CEVAP YAZ Okullar açıldı, velilerin özellikle de 1. sınıfa çocuğu yeni başlayan benim gibilerin ödev sorumluluğu! başladı. Konuyla ilgili bilirkişilerden okuduğum, duyduğum, radyodan psikologlardan dinlediğim ne varsa özetliyim 1. Ödev ve ders konusunu tatsız bir gündem haline getirmeyin. Ödev sık kullandığınız kelimelerden biri olmasın. a. Okulların açılmasının 2. haftasındayız. Oğluma “öğretmeniniz hiç ödev verdi mi” diye bile sormadım daha. Hatta bir kere bile kullanmadım ödev kelimesini. b. Okulda yaptıkları çizgi çalışmalarının çoğu yarıda kalmış oluyor, sayfa bitmemiş oluyor. Sadece bir kez sordum “bunları bitirmek ister misin” diye. Hayır dedi. Bir daha sormadım. DERS ÇALIŞMA PROGRAMI 2. Şöyle iyi bir program yapalım ve güzelce uygulayalım diye düşünmeyin. Bu işin sırrı program yapmakta değil, programa uyma isteği duyacak çocuk bulabilmekte. Yoksa “hadi yavrum, hadi yavrum” larla ömür geçirir, yorgun düşeriz. Çocuğun programa uyma isteği duyabilmesi için de, program yapılırken kendisinin de dahil olması ve kararlarda payının bulunması önemli. Bu iş için aile toplantısı yapabilirsiniz. Şimdiye dek hiç aile toplantısı yapmamış olabilirsiniz, belki bu size komik bile gelebilir ama sorunları çözebilmenin yolu birlik olmaktan geçer. Çocuğunuzun ödevini yapmadığı esnada, ona ödev yapması gerektiği ile ilgili nasihatlar etmek boşuna oluyor. Ayrı, sakin ve sorunsuz bir zaman ayırıp konuşmak daha iyi sonuç verir. AİLE TOPLANTISI 3. Öğretmen yavaş yavaş ödev vermeye başladığında, eşinizle konuyu konuşup aile toplantısında nelere dikkat etmek gerektiğini önceden belirleyin a. Toplantıda, ödev konusunun önemli olduğunu sezdiren ama çocuğu korkutmayan bir konuşma ile giriş yapabilirsiniz. Örneğin “Biliyorsun öğretmenin evde yapılmak üzere ödevler vermeye başladı. Biz annenle konuştuk, ödevlerin hangi zamanlarda yapılacağı ile ilgili senin fikrini almak istedik. Sen hangi zamanlarda ödev yapmak için daha rahat olacaksan o zamanları belirlemek ister misin?” gibi bir konuşma ile başlayabilirsiniz. Cümlelerinizi “ister misin, ne dersin” gibi cümlelerle bitirirseniz emr-i vaki yapmamış olursunuz, çocuk daha istekli katılır. Mesela çocuk birşey önerdiğinde “Hmm, şöyle yapalım o zaman” yerine, “hmm şöyle yapmak ister misin o zaman” gibi cümleler kullanın, son sözü çocuk söylesin. Kendiyle ilgili kararı kendi kabul etsin ve sorumluluk duygusu gelişsin. b. Aile toplantısında kendi fikir ve önerilerinizi çocuğa kabul ettirmek değil, gerçekten çocuğu dinlemek ve onun fikrini önemsemek konusunda eşinizle birlikte samimi olun.. Bizler zaten fikirlerimizi çocuğa kabul ettirmeye çalışma konusunda eksik değiliz, çocukları “duyma/dinleme” konusunda eksiğiz. Çocuklar kendilerine söz verilirse, yetişkinler kadar olgun bir şekilde kendileriyle ilgili kararlar alabilir ve uygulayabilirler. c. Çocuğun size güven duyması ve istekli olması için ilk önce onun sözlerini ve isteklerini dinleyin. Ve kabul edin. Mesela okuldan gelince şu zamana kadar ödev yapmak istemiyorum dediyse, “O zamana kadar dinlenmek istiyorsun” diyin ve çocuğu anladığınızı gösterin. d. Çocuğun söylediklerinde sizin programınıza uymayan noktalar varsa, çocuğun tüm söyledikleri bittikten sonra söyleyin. Senin isteklerinde benim planlarıma uymayan şunlar şunlar var. Örneğin “Akşam yemeğinden önceki telaşlı anımda, senin ödevlerinle ilgilenmek benim için zor olur.” gibi. Bunlarla ilgili ne yapabiliriz diye sorabilisiniz. Biz ödev konusunda aile toplantısı yaptığımızda yazacağım. 5. Çocuğun ödev programını onun isteğiyle belirledikten sonra, ödev zamanlarıyle ilgili sorumluluğu çocuğa bırakın. Ödevin saatini hatırlatmak, “hadi artık vakit geçiyor” gibi ittirmelerle uğraşmayın. Başlarda unutsa bile bırakın çocuğunuz ödevini kendi düşünmeyi öğrensin. Rahatsız olduğunuz noktalar varsa da, bir sonraki aile toplantısında dile getirebilirsiniz. Örneğin; “Ödev saatini hatırlamadığında sana ben hatırlatmak istemiyorum, bu konuda ne yapabiliriz ya da bir hatırlatıcı işaret belirlemek ister misin” gibi. ÖDEV YAPILIRKEN 4. 1. sınıf çocuğu en fazla yarım saat dikkatini verebilirmiş ve ödev yapabilirmiş. En fazla yarım saat, herkes için standart bir süre değil bu. Kimisi için 10 dk. kimisi için 15. Çocuğunuz henüz oyun çocuğu. Bunu her zaman özellikle aile toplantısında hatırda bulundurun. Ödev zamanlarını 2-3 parçaya ayırabilirsiniz. 5. Radyoda dinlediğim bir psikolog, özellikle sessiz ve birşey anlatmayan çocukların, ödev yaparken rahatlama ihtiyacı duyduklarında konuşmaya ve açılmaya başladıklarını söyledi. Çocuğa “hadi şimdi ödevini bitir de sonra konuşuruz bunları” gibi rahatlamasını engelleyecek biçimde muamelede bulunmamak gerekiyor. Hem siz de çocuğunuzdan bilgi almaya başlarsınız kendisiyle ilgili bazı konularda. Fırsatı değerlendirin. Örneğin, okulda ilk defa tuvalete gittiğini çok değişik bir deneyim gibi anlatıyorsa, onu ilgiyle dinleyin. Soru yağmuruna tutmadan, sadece anlattıklarını ve duygularını anlamaya çalışın. Çocuğun rahatlayıp ödevine geri dönmesini bekleyin. Dönmese bile ara vermek istiyor diye düşünün. 6. Çocuğun ödevinde çok fazla aşırı yol gösterici ve yönlendirici olmayın. Yazmakta zorlandığı bir harf için, şöyle yap elini böyle kaldır kalemi böyle tut gibi emirler yağdırmayın. Bu gibi emirler ödevi çocuk için eğlenceli olmaktan çıkarır ve başaramıyorum duygusu verir. Çocuk tekrar tekrar yazarak öğrenir. Harfi bir kere gösterin. Eğlenceli hale getirmek için harfi bir hayvana benzetebilir, ya da oyun gibiymiş gibi gösterebilirsiniz. Gerisini çocuğa bırakın. ÇOCUK ÖDEV YAPARKEN AİLE NE YAPAR 7. Çocukların ödev yapmak istememesinin en büyük nedeni, çocuk ödev yaparken ailenin çay içmek, TV izlemek, bilgisayar oyunu oynamak gibi çocuğa daha cazip gelen eğlencelerle meşgul olmasıymış. Çocuğa empati yapmak gerekli. Her Allah’ın akşam bizim bitirmemiz gereken sıkıcı bir iş varken, hane halkı keyfinde gülmesinde durumuna katlanmak gerçekten sinir bozucu. Sait Çamlıca’nın bu durum için “eğitim saati” tavsiyesi vardır bilirsiniz. Yani çocuğun ders yaptığı dilimde, ev halkı da birşeyler okuma gibi şeylerle meşgul olur. Kitap dergi okuyabilir, gazete karıştırabilirsiniz. Hatta gazetede bulmaca çözebilirsiniz. Önemli olan ekranı olan TV ve bilgisayar gibi elektirikli aletlerle değil de, kağıtla muhatap olmanız. Bu uygulamanın çok faydası görülebilir. Sadece akşamları okumak için ilgi alanınızla ilgili bir dergiye abone olabilirsiniz. Dizi saatine denk geliyorsa bile, dizilerinizi sonradan internetten izleseniz ölmezsiniz. Sanırım söyleyeceklerim bitti. Lütfen okuduklarınız doğrultusunda, yazının başlığındaki “1. Sınıf Çocuğuna Ders Çalıştırma, Ödev Yaptırma” cümlesini “Çocuğa sen ders çalıştırma, sen ödev yaptırma” şeklinde anlayın. Çocuğun kendisinin yapmayı öğrenmesi için birlik olun, ortam oluşturun. Ödev yaptırmayı biz üstlenirsek, sürekli peşinde koşturmak zorunda kalacağımız ve çok yıpranacağımız kesin. Balıkesir Merkez'de oturuyoruz. bu sene başlayacak çocuğumuzu okula bırakmak ve karşılama süreçlerini sağlayacak, çocuktan kalan zamanlarda temizlik ve yemek yapacak yardımcı arıyoruz. yarı zamanlı olur ise temizlik yemek olmayacaktır. Ev Ödevlerine Yardım EdebilmeliHafif Ev Temizliği Yapabilmeli Çalışma Şekli Gündüzlü Cinsiyet Bayan Güncelleme Yayınlama İlan No 227284 Şehir Merkez / Balıkesir Balıkesir 'de oturan ailemizin Bebek - Çocuk Bakıcısı arayışı bulunmaktadır. Eğer Bebek - Çocuk Bakıcısı pozisyonunda iş arıyorsanız ücretsiz olarak "Kayıt Ol" sayfasından özgeçmişinizi oluşturabilirsiniz. Bu ilana başvuru yapabilmeniz için özgeçmişinizin bulunması gerekmektedir. özgeçmişiniz varsa, kullanıcı giriş bilgilerinizle giriş yaptıktan sonra yine bu sayfada bulunan "Başvur" butonuna basarak iş başvurusu yapabilirsiniz. Bakıcı Girişi E-Posta veya Cep Telefonu Numarası Giriş Şifresi Üye değil misiniz? Bakıcı olarak iş mi arıyorsunuz? Öyle ise hemen üye olabilirsiniz. Üye iseniz giriş yapın. Bilgilerini Güncelle Seni daha iyi tanıyabilmemiz için bize yardımcı olur musun? Bu ilan yayından kaldırılmış ya da ilanın süresi geçmiş olabilir. İşlem Gerçekleştiriliyor. Lütfen bekleyin... Hemen üye ol!İş fırsatlarını kaçırma eğitim öğretim ile ilgili belgeler > tiyatro oyunları, skeçler, piyesler, oratoryolar HAYLAZ VELİ TİYATRO OYUNLARI, SKEÇLER, PİYESLER, ORATORYOLAR Bir perdelik, üç sahneden oluşan çocuk oyunu OYUNCULAR Veli İlkokul üçüncü sınıf öğrencisi Anne 30 yaslarında ev kadını Baba 35 yaslarında devlet memuru Doktor Fazlı bey 28 yasında I. çocuk II. çocuk SAHNE I Sade bir ev dekoru. Masa birkaç sandalye ve basit ev eşyaları Veli sekerek, şarkı söyleyerek, su kabindan su içerek gelir. Sahnede bir iki tur atar, sağa sola bakınır ve bağırır Veli Anneeee anneeeee neredesin yaa ben geldim. Haydi gel de al şu önlüğümü. Anne Gelir Hoş geldin Veli. Niye bağırıyorsun gene bir şey olmuş gibi Veli Önlüğümü al diyorum ya Anne Daha önce kıyafetlerinin tertip ve düzeninden sen kendin sorumlusun diye söylemiştim Veli Ama ben üçüncü sınıfa giden küçücük bir çocuğum. Anne Harçlığını az bulduğun zaman ben büyüdüm artık çok para vermelisiniz diyorsun ama önlügünü giyip çıkarmaya, elbiselerini düzenlemeye gelince, küçük bir çocuk oluveriyorsun. Hadi bakalim kendi işini kendin yap. Veli Gönülsüzce önlügü düzensiz bir şekilde bir yere atar şu çantamı dolabın üstüne koy anne gözüm görmesin. Anne sert Çantanı bir kenara atıyorsun, okula gidinceye kadar elini sürmek istemiyorsun. Böyle ögrencilik olur mu? Ögretmeniniz size ödev bilgi vermiyor mu? Elindeki sofra bezini Veliye uzatarak Neyse bunları az sonra konuşuruz. Sen şu sofra bezini dışarıya güzelce silkelede gel. Dikkat et komşunun köpeğinin yanına yaklaşma. Veli annesinin elinden sofra bezini alarak çıkar. Az sonra köpek havlaması duyulur. Veli koşarak korkmuş bir vaziyette içeri girer. Elindeki sofra bezi parçalanmış, kolunu ve kalçasını tutar vazitettedir Veli Annee köpek beni ısırdı alçak köpek hain köpek. Anne Ne var Veli o seste neydi öyle Veli Dışarıya bakarak Ama ben sana sorarım. İntikamım Urfa biberinden daha acı olacak acıı. Offff! Anne Oğlum gene köpekle mi oynadın sen ? Veli Dışarıya bakarak Havla sen bakalım havla. Annesine Ne varmış yani kuyruğuna mandal kısdırdıysak anne. Şaka nedir bilmez mi bu hayvan ? Anne Bilmez tabi oğlum. Hayvan ne bilirmiş şakayı. Kaç kez söyledik sana sokaktaki hayvanlarla oynama diye. Söylemekten dilimizde tüy bitti. Neyse bu sana iyi bir ders olsun Veli. Hadi hadi ver şu sofra bezini şunun haline bak ya Alah Alaaaah. Neyse az önce kaldığımız yerden devam edelim istersen Veli Şu ödev konusu mu anne. Anne Evet aynen öyle. Şimdi söyle bakalım. Okuldan gelince neden ödev yapmadan her şeyi bir tarafa atıp sokağa gidiyorsun. Bir gün olsa neyse. Her gün aynı şeyi yapıyorsun. Veli Öğrencilere çok ödev verilmeyecekmis, çantaları ağır olmayacakmış. Anne aslında benim hiç çanta taşımamam gerekir. Anne Meraklı Yaa öylemi beyefendi peki ne yapman gerekiyor muş ? Veli Bütün kitaplarımı ve defterlerimi sıranın altına korum, okulda kullanacagımı kullanırım, sonra da elimi kolumu sallaya sallaya rahat bir şekilde belim ağrımadan, yorulmadan okula gelir giderim. Böylecee hamal gibi çanta taşımaktan kurtulurum. Anne Seyircilere Görüyor musunuz neleri hesabediyor, neleri düsünüyor bizim afacan Veli ? Sizler Veli gibi düsünmüyorsunuz değil mi çocuklar. Veliye dönerek Bırak sen bilgiç bilgiç konusmayı da eşyalarını topla hadi bakalım. Sonra da ödevinin başına otur. Veli Anne ben ödevlerimi yaptım Anne Yaptın mı ? Veli Eveeeet Anne Ne zaman ? Veli Teneffüslerde Anne Teneffüslerde ödev yapılır mı hiç ? Aman yarabbi daha neler . Oğlum teneffüslerde Su içersin, yüzünü falan yikarsın, tuvalete gider, elini sabunlarsin sonra da hemen zil çalar. Veli Valla yaptım anne yaa . İnanmazsan bak defterime. Anne Çıkar defterini. Veli Kurumlanarak, böbürlenerek, şişkin bir şekilde defterini çıkarıp annesine uzatır Buyruun. Anne Dikkatli bir şekilde defteri inceledikten sonraAaaa ! oğlum bu yazılar senin değil. Çünkü senin yazın bu kadar güzel değilki. Veli Anne, ben varya ben, süper zeki bir adamım. Öğretmen tahtaya yazınca hemencecik anlayıveriyorum. Anne Şu “Le” harfine bak düzgün yazılmış. Veli Lee,Lee Leylek leylek havada yumurtası tavada annecim Anne “Se” harfine bak gayet mükemmel Veli Başarılı öğrenci dediğin benim gibi olur . Anne Hımmmm ! “Be” harfide oldukça güzel yazılmış. Veli Tabii annecim. Şu anda Senin karşında sınıfının en başarılı, en çalışkan, en akıllı, en çok ders çalışan bir öğrencisi duruyor. Anne Şaşkın İyi de ama ben geçen gün öğretmeninle görüştüğümde tam tersini söylemişti. Dersleri dinlemeyip devamlı konuşuyor, etrafındaki arkadaşlarını rahatsız edip duruyormuşsun. Veli Bu bir iftira, itiraz ediyorum annecim. Anne Reddedildi itirazın. Söyle bakalım kim yazdı bu yazıları ? Veli Ben yazdım anne ben ben . Anne Veli Veliii ! Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Lütfen gözümün içine bakarak yalan konuşmayı bir tarafa bırakta doğruyu söyle yazdı bunları ? Veli Şeyy hımmmmm ! Ama dövmeyeceksin beni anne. Anne Oğlum o nasıl söz öyle ben seni bu güne kadar hiç dövdüm mü ? Veli Hayır anne dövmedin de olur ya belki şeytana uyarsın falan diye düşündüm. Anne Laf kalabalığı yaparak sorduğum soruyu unutturmaya çalışıyorsan boşa uğraşıyorsun sayın Veli bey, hatırlatırım. Evet, cevabını bekliyorum. Veli Kızmayacaksın ama tamammı anne Anne Pazarlık yapma Veli Duraklayarak 5 / A sınıfında Ferhat var ya, işte ona yazdırdım. Anne Yaa demek öyle. Pekii ödevlerini yaptırmaya onu nasıl ikna ettin ? Veli Ondan kolay ne var anne. Baktım, silgisi yokmuş hemen dişimle kendi silgimi ortadan ikiye ayırıp ona verdim, o da hemen benim ödevlerimi yaptı. Anne Kendi kendine Vay başıma gelenler vay ! Ben ne yapacağım bu çocukla ya Rabbi. Hiç söz dinlemiyor, laf anlamıyor, bu gün de yalan söylemeye başladı. Nasıl başa çıkacağım bilmiyorum ki Veli Anne ben sokağa dum Ali, şişko Necati dışarda beni bekliyorlar. Önce asfaltta top oynayacağız daha sonra bizim köylü Mustafa dedenin bahçesinde uzun eşek oynayacağız. Anne Hiddetlenerek Arkadaşlarına neden lakap takma ihtiyacı duyuyorsun yavrum ? Sakın ha bir daha bu şekilde konuşma, arkadaşlarına isimleriyle hitabet. Ayıptır, günahtır. Sen nerden alışıyorsun, kimden öğreniyorsun böyle konuşmayı yavrum ? Hem Mustafa dedenin bahçesinde oynamayın. Ordan kirli su akıyor. Mikrop kapar hasta olursunuz Allah korusun. Veli Amaan anne sen de yaa. İşin gücün öğüt vermek. Bırak bunları, boş ver Allah Allaaah. Biz ne yapacağımızı, nerede nasıl oynayacağımızı biliriz. Anne Kolundan tutarak karşısına oturtur Arkadaşlarına lakap takmayı, silginin yarısını rüşvet olarak başkalarına vermeyi, anneye karşı gelmeyi nerden öğreniyorsun yavrum ? Veli Oyuna geç kaldım bırak beni gitmem gerek, arkadaşlar bekliyorlar yaa ! Anne Baban ve ben her zaman sana doğru davranışları, anlattığımız ve a örnek olmaya çalıştığımız halde nerden ya da kimden öğreniyorsun bütün bunları ? Veli Öffff öf. Nerden olacak yaa, tabi ki televizyondan. Televizyondaki filmlerde rüşvet veriyorlar, ama ben silgimin yarısını ödevlerimi yaptırmak için arkadaşıma verdimmi kızıyorsunuz. Filmlerde pis laflar konuşuyor, küfrediyorlar fakat ben arkadaşlarıma lakap bilgi takınca kızıyorsunuz. Dizi filmlerde insanlar ha bire dövüşüyor, bir birlerini yaralıyor, öldürüyor, kan döküyorlar, ama ben okulda dövüştüğüm zaman yanlış olduğunu söylüyor, beni uyarıyorsunuz. Bu nasıl iş anne yaa? Anne Bunların hepsi tabi ki yanlış şeyler Veli. İnsanların bir birlerini yaralaması, öldürmesi, kan dökmesi, rüşvet vermesi doğru olabilir mi hiç? seyirciye dönerek Öyle değil mi sevgili arkadaşlar. Dostça, kardeşçe, barış ve huzur içinde güzel güzel yaşamak varken neden bir birimizin boğazını sıkalım, kan dökelim. Yunus Emre diyor ki Gelin tanış olalım İşi kolay kılalalım Sevelim sevilelim Dünya kimseye kalmaz. Veli Tamam de anne öyleyse niçin televizyonlarda böyle filmler yayınlanıyor ki ? Anne Aaaah ah Veli Ne sen sor ne de ben söyleyeyim. Bu soruyu aslında yanlış programları hazırlayanlayan televizyon kanallarının sorumlularına, film çeken yönetmenlere, sanatçılara sormak gerekir. Bizim yapacağımız şey bizlere kötü alışkanlıklar kazandıran, çalışmaktan uzaklaştırıp tembelliğe ve uyuşukluğa bizi yönelten programları izlememek. Eyvaaah Oğlum lafa daldım ocaktaki sütüi unuttum. koşarak çıkar Veli Eyvah ben de lafa daldım oyunu unuttum. Haydiii dıgıdık dıgıdık. çıkar SAHNE II Bir tarafta masa sandalye. Karşı tarafta divan, sehpa. Birkaç kitap ve gazete sehpanın üzerinde durmakta. Veli Çantasını başının üzerine koymuş, simit satar gibi sahneye üstüne birkaç kalem çıkarırır. Belinden defter, sırtından kitap, ayakkabısının içinden silgi çıkarır. Çantasından bazı oyuncaklar çıkarır ve oynamaya başlar. Babasının geldiğini anlayınca hemen oyuncakları toplayarak çantaya kor. Ders çalışmaya başlar Veli Eyvah babam geliyor, suçüstü yakalnmayalım. Baba Yanında durarak Kolay gelsin Veli. Dersler nasıl gidiyor bakalım, okulda ne var ne yok. Veli Eh! Ne olsun işte baba iyilik sağlık. Yuvarlanıp gidiyoruz. Baba Karşıdaki divana oturur eline gazeteyi alarak bir sayfasını açar Bu gün neler öğrendiniz, neler yaptınız anlat bakalım. Veli Baba bu gün okulda çok şey öğrendik çook. Baba Yaa öylemi, neymiş o öğrendiklerin söyle bakalım biz de öğrenelim. Veli Hararetle anlatmaya başlar Öğretmenimizin kaç yaşında olduğunu öğrendim. Parmaklarıyla sayarak Müdürümüzün arabasının modelini ve plakasını öğrendim. Bir plaka söyler Hurda bir araba. Hi hi hiii. Bi de hımmm Hasan Gülpınar öğretmenimizin evinin nerede olduğunu öğrendim. Baba Oğlum ne diyorsun sen derslerinin dışında ne varsa öğrenmişsin. Bunun için mi gidiyorsun sen okula ? Anne İçeri girer Ooooff offf ! Velinin dağıttığını toplamakatan belim koptu yoruldum, mahvoldum. Bütün eşyaları ortalıkta. Hiçbir şey yerli yerinde değil. Odası savaş alanı gibi. Oğlum biraz tertipli ve düzenli olsana. Sokaktan eve gelince çoraplarını çıkar banyoya at, elini yüzünü bir güzel sabunla. Sonra tertemiz otur, işine gücüne bak. Veli Ama ben çoraplarımı banyoya atmıştım anne. Anne Öylemii, mutfaktaki ekmek çantasının üzerinde ne işi var senin çoraplarının ? Veli Giriş kapısından hızlı bir penaltı çektim fakat isabet ettirememişim demekki. Baba Bırak şimdi annene laf yetiştirmeyide dersine devam et bakalım. Veli ders çalışmya devam sehpadaki kitaplardan birini eline alır ve oturup okumaya başlar. Baba gazete okur. Veli ders çalışmaya devam eder. Kısa bir sessizlik Veli Baba Aslında bizim derslerimiz on dakika, teneffüslerimiz de kırk dakika olması gerekir. Baba Bak seen, neden öyle olması gerekiyormuş ? Veli Ödevlerimin hepsini teneffüslerde yapar, eve gelince de bol bol oynardım. Anne Ama biz sana oynaman için yeterince zaman tanıyoruz. Veli Olsuun, daha çok oynardım. Baba Oğlum, evladım. Bırak böyle şeyler düşünmeyi zamanı ders, oyun zamanı oyun. Hepsinin yeri ve zamanı var. Masanın üzerinde 15 20 kalem vardır. Veli masadaki kalemlerle yazmaya çalışır. Fakat hiç birisiyle yazamaz. Sonra babasının elindeki kalemi ister Veli Baba kalemini alabilirmiyim. Benimkiler yazmıyorda. Baba O kadar kalemin içinde hiç birisi yazmıyor mu oğlum. Veli Başını yukarı kaldırır cık. Baba gazete okumaya, anne kitap okumaya devam eder. Biraz ders çalıştıktından sonra kıkırdamaya başlar. Anne Durduk yerde niye gülüyorsun Veli. Veli Hiiç. Aklıma bir şey geldide. Baba Neymiş o aklına gelen ? Veli Benim önümde oturan dört göz Ayşe var ya Anne O nasıl konuşma öyle Veli. Arkadaşlarına lakap takma demedim mi bu gün ben sana ? Yerinden kalkarak Velinin yanına gider Oğlum bak. Arkadaşlarına bilgi lakap takmak, hoşlanmayacakları sözler söylemek hem ayıp hem de günahtır. Birisi sana gelip tembel Veli, pasaklı Veli dese ne yaparsın ? Veli Ayağa fırlayarak Canına okurum. Kemiklerini kırarım, parça parça doğrar, köpeklere atarım etlerini. Anne Tamam tamam sus. Gördün mü bak kendine yapılırsa kızıyorsun. Öyleyse kendimize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkalarına yapmamalıyız. Aynı şekilde kendimize söylenmesiniden hoşlanmadığımız sözleri başkalarına söylemeyeceğiz. Söylediklerime katılıyor musun Veli ? Veli Evet anne doğru söylüyorsun. Ama ne yapayım dilim alışmış. Anne İstersen düzeltebilirsin. Bir insan yanlş sözleri konuşa konuşa artık o sözler kendisi için normal hale gelir. Küfrederek konuşan bir insan için zamanla bu sözler normalmiş gibi gelir kendisine. Bizim yapmamız gereken şey ise dilimizi güzel sözler konuşmaya alıştırmaktır. Gerek babanın gerekse benim ayıp sözler konuştuğumuzu duydun mu hiç ? Veli Duymadım anne. Baba Yeter artık oğlum bu yaptığın yaramazlıklar. Biz senin için her türlü fedakarlığı yapıyoruz. Senin de dikkat etmen gerekir. Ayrıca, pantolonundaki lekeler ne öyle. İnşaatta mı çalıştın ? Daha bu gün sabah okula giderken giymiştin. Bir günde ne hale getirmişsin. Veli Okulumuzun bahçesi tozlu topraklı teneffislerde oynarkan kirleniyor işte ne yapayım. Anne Bek Veli. Giysilerinin ve elinin ayağının temizliğine dikkat etmelisin. Bizi izleyen öğrenci kardeşlerimizin de okullarının bahçeleri, evlerinin önü tozlu çamurlu ama onlar senin gibi kirletmiyorlar. Ayrıca yemekten önce ve sonra ellerini güzelce yıkamayı, dişlerini fırçalamayı alışkanlık haline söyle bakalım Veli okulda sen çöpleri nereye atıyorsun ? Veli Bazan tuvalete bazen de gizlice arkadaşlarımın sıralarının altına koyuyorum. Anne Aman Allahım ! Olur mu öyle hiç. Elimize geçen her şeyi tuvalete atarsak tıkanır, kullanılamaz hale gelir. Çöpleri ne tuvalete ne de arkadaşlarımızın sıralarının altına atmayacağız, doooğru çöpe . Anlaşıldı mı Veli bey ? Veli Tamam anlaşıldı anne. Baba Saatine bakar Saat dokuz oldu. Ödevini tamamladıysan yat artık. Veli Hemen kitaplarını çabucak toplayarak çantasına kor iyi geceler baba Baba Haydi iyi geceler Veli. Anne Az önce konuştuğumuz gibi dişlerini fırçala, ayaklarını yıka ondan sonra yat. Veli Anne, bu uygulamaya yarın başlasak daha iyi olmaz mı? Şimdi çok uykum geldi. Anne Olmaz. kaytarmak yok. Bugünün işini yarına bırakma. Doğru banyoya marş. Arkasından iterek Bey sende gazetini okuduktan sonra yatarsın. Baba Tamam tamam gazetimi okudum. Fakat Öğrenci arkadaşlarımıza bir şey sormak istiyorum. Arkadaşlar, söyleyin bakalım Anne babalar çocuklarının kötülüğpünü isterler mi? Öyleyse hepiniz anne babanızın sözünü tutun. SAHNE III Doktor – Veli - Anne – Baba Veli hasta olmuştur. Ağlamaya inlemeye başlar. Ateşi yükselmiş, karnı ağrıyor. Veli Oooof offf ! Karnım ağrıyor, midem bulanıyor, başım dönüyor, ııııhhhh anne. Nerdesin anneee. Anne Telaşla sahneye girer Hayrola neyin var, ne oldu yavrum sana böyle, niçin kıvranıyorsun orta yerde ? Veli Ateşim vaaar, midem bulanıyor, her tarafım ağrıyor, başım, başım çok fena. Anne Veliyi kaldırarak yatağa götürüp yatırır ve babaya seslenir Bey, bey çabuk kalk buraya gel. Veli hastalandı. Veliye Veli meraklanma oğlum. Baban gelsin bir çaresine bakarız. Hemen seni doktora götürürüz. Baba Koşarak gelir Veli ne oldu neren ağrıyor oğlum. Ateşini kontrol eder Eyvaah ? Ateşi bir hayli yükselmiş. Veli Oooooff ooofff ! Bütün vücudum ağrıyor baba. Anne Bey, hadi durma git bir taksi çağırda hemen hastaneye götürelim. Baba Yok yok. Bu şekilde hastaneye götüremeyiz. Bizim Doktor Fazlı beye telefon edeyim de hemen gelsin. Fazla zaman kaybetmeyelim. Ben hemen telefon edeyim. Telefonu eline alır, arar ve konuşmaya başlar Alooo. Doktor fazlı beylemi görüşüyorum. Ben Hasan Yavuz. Kusura bakmayın Fazlı bey Sabahın köründe sizi rahatsız ettik. Mümkünse hemen bizim eve gelebilir misiniz. Oğlum çok fena ateşlendi. Evet, tamam. Peki Doktor bey, siz gelinceye kadar biz ne yapabiliriz ? Haa Öylemi oldu tamam. Aynen dediğiniz gibi yaparız. Bekliyoruz efendim. Görüşmek üzere.telefonu kapatır Doktor bey on dakikaya kadar burda olur. O gelinceye kadar ıslak bezle vücudunun ateşini düşürmeye çalışacakmışız. Hanım, hemen bir bez ıslat gel alnına koyalım. Veliye Sabret, dayan Veli şimdi doktor Fazıl amcan gelip seni bir güzel muayene eder. Anne ıslak bezi getirerek Velinin alnına kor Baba Ne zaman hastalandı Veli ? Anne Kahvaltı hazırlamak için mutfağa gittiğimde Bir ses duydum. Dönüp baktığımda iki büklüm olmuş salonda kıvranıyordu. Hemen kaldırıp yatağına yatırdım. Baba Allah Allaaah neden hasta oldu acaba ? Şimdi doktor bey gelince anlarız. Ateşine dikkat edelim. Allah korusun havale falan geçirmesin. Ben kapının bilgi önüne çıkayımda doktoru karşılayayım. Sakın çocuğun yanından ayrılma. Anne Tamam tamam bir yere ayrıldığım yok saten. Baba çıkar. Veli canın bir şey istiyorsa getireyim. Veli Hayır, canım hiçbir şey istemiyor. Anne, ben ölecek miyim ? Anne Allah korusun oğlum o nasıl söz. Doktor amcan gelir bir güzel muayene eder seni. İnşallah yarına kadar bir şeyin kalmaz, iyi olursun Hem her hasta olan ölecek diye bir şey yok. Doktor önde baba arkada sahneye beyaz önlüğü,doktor çantası vardır. Anne Karşılar Hoş geldiniz fazlı bey. Doktor Hoş bulduk. Hemen başlayalım. Aletlerini çıkarır güzelce muayene eder En son ne zaman yemek yedin Veli ? Veli Akşam annemlerle birlikte yemiştik. Doktor Muayeneye devam eder Okulda falan açıkta satılan, okul dışında satılan yiyeceklerden alıp yedin mi ? Veli Evet. Ama ben her zaman okul dışında satılan jips, çitoz alırım. Doktor Yaaa, öylemi. Hımmm ! pekala. Okulda tuvaletten çıkanca ellerini yıkıyor musun? Veli ………………………… Doktor Evet, yıkamıyor musun yoksa ? Veli Başını yukarıya kaldırarak cık. Ama okulumuzdaki tuvaletlerde sabun yokki Anne Çantana her gün küçük bir sabun koyuyordum. Fakat sen götürdüğün sabunu geri getirmiyor, okulda kaybedip geliyordun. Sana sabun dayandıramadım oğlum. Doktor Annenin çantana koyduğu sabunları ne yapıyordun veli ? Veli Şeyyy Doktor Hadi, korkmana gerek yok yalana baş vurmadan doğru bir şekilde söyle bakalım. Veli Sabunlarla oyun oynuyordum. Elimden kayıp tuvalete düşüyordu. Doktor Sabunlar oyun oynamak için değil temizlik için değil mi Veli Haklısın doktor amca. Doktor En son ne zaman meyve yedin? Veli Dün Mustafa dedelerin arka bahçelerinde elma ağaçlarının altında oyun oynarken su birikintisi içinde bulduğum elmayı yemiştim. Arkadaşlarıma da verdim ama onlar “Bu su kirli ve mikropludur” diye yemek istemediler. Anne Ayyyy, olmaz bu sana kaç kere dedik Yerde bulduğun şeyleri yeme diye? Doktor Reçeteye ilaç yazar Şu ilaçları iki defa yemeklerden sonra alınması gerekir. Bir tane de iğne yazdım ki daha çabuk iyileşşin. Veli Ayağa fırlar Neeeeeeee iğne mi?ayağa fırlar birkaç adım sağa sola atar sendeler ve yatağa düşerBen iyiyim,hasta filan değilim,ateşim de düştü. İğne yaptırmak istemiyorum. Doktor Veli, düzenli olarak ilaçlarını kullanır, bu iğneleri de yaptırırsan kısa zamanda iyleşirsin. Veli Bana ne bana ne olmaz olmaz ben iğne yaptırmam korkarım Anne Hem iğneden korkuyorsun hem de temizliğine dikkat etmiyorsun. Veli Size söz veriyorum temizliğime de dikkat edeceğim sözünüzden de dışarı çıkmayacağım. Baba Bu ilaçları içmez ve iğneyi de yaptırmazsan sağlığın gittikçe kötüleşir. Ve ne arkadaşlarınla oynayabilir ne de okula gidebilirsin. Veli Anne-babanın sözünden çıkmanın ne kadar yanlış olduğunu şimdi daha iyi anladım. Doktor Aferin sana Veli,geçte olsa hatanı anlamış olman ne güzel. Önemli olan hata yapmak değil hatayı anlayıp ondan ders alıp doğru olanı bu sözlerinden sonra bana gerek geçmiş Allah’a ısmarladık. Baba Hanım ben de doktorla beraber çıkıp ilaçları alayım ve okula uğrayıp sınıf öğretmenine Veli’nin hasta olduğundan gelemeyeceğini okul saati de yaklaştı.Baba ile doktor çıkar. Anne Seyirciye seslenir Sevgili arkadaşlar hasta olmadan önce sağlığımızın kıymetini bilmek gerekir.Veli’yeEveeeeet,nasıl oldun,kendini nasıl hissediyorsun? Veli Fenayım anne,kafamın ağrısı hala sürüyor.Kapı kapıyı açmaya iki arkadaşı ile sahneye girerler Anne Hoş geldiniz çocuklar şöyle geçin oturun. Çocuklar Hoş bulduk teyze I. Çocuk Geçmiş olsun Veli. II. Çocuk Geçmiş olsun önce baban senin hasta olduğunu öğretmenimize de merak ettik,öğretmenimizden izin alıp koşa koşa geldik. I. Çocuk Dün Mustafa dedenin elma ağaçlarının arasında bu duruma geldin? Veli Arkadaşlar hatırlarsanız ben yerdeki su birikintisinin içinde bulduğum elmayı olduysa ondan sonra yarısı şiddetli bir baş ağrısı ve karın ağrısıyla kıvranarak doktor çağırdılar,muayene amca da ilaç bilgi ve iğne ilaçları getirince içmeye başlayacağım. Kısa bir sessizlik Şeyyyy arkadaşlar size karşı çok mahçubum. Niye Veli? Neden mahçupsun bize karşı? Veli Bugüne kadar sizleri çağırırken hep lakap takarak çağırıyordum,bana kızmanıza rağmen bunu hep siz bu kötü davranışıma rağmen beni yalnız bırakmayıp buraya kadar çok özür diliyorum arkadaşlar. Evet kızıyorduk ama hasta olduğunu duyunca dayanamayarak geldik. Çünkü insanlar birbirlerine kötü günde daha çok ihtiyaç duyarlar. I. çocuk Neyse biz gidelim artık. Veli Sağolun arkadaşlar,çok teşekkür ederim. Anne Çok sağolun çocuklar ayakalarınıza sağlık. Veli Anne ben çok terledim, çok da susadım bir bardak su verir misin? Anne Olmaz Veli. Terli iken su .çmek olmaz. Zaten hastasın. En iyisimi kalk odana gidelim de kıyafetlerini değiştirelim. Veli tamam anne. Anne Veliyi kaldırır ve birlikte sahneden çıkarlar. SON Hasan GÜLPINAR “TİYATRO OYUNLARI, SKEÇLER, PİYESLER, ORATORYOLAR” SAYFASINA GERİ DÖNMEK İÇİN >>>TIKLAYINYazan aysenur ->Yorumu Çok güzel Yil sonu Balosu Için Bu tiyaroyu Oynicayacagiz tesekkürler. >>>YORUM YAZ<<<

1 sınıfa giden çocuğum okuduğunu anlamıyor